Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2013/1663 E. 2013/5897 K. 21.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/1663
KARAR NO : 2013/5897
KARAR TARİHİ : 21.05.2013

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tesbitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Kadastro sırasında Dereköy Köyü, 104 ada 136 parsel sayılı 1940,50 m² yüzölçümündeki taşınmaz, belgesizden ham toprak niteliğiyle davalı Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı, dava konusu 104 ada 136 parselin ve kadastro sırasında yola ilave edilen yaklaşık 8 – 10 dönümlük kısmın zilyetliğinde bulunduğu iddiasıyla dava açmıştır.
Mahkemece; davanın kabulüne ve dava konusu 104 ada 136 parselin kadastro tutanağının iptali ile tarla niteliğiyle davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, Dereköy’de 3402 sayılı Kanunun uygulanması ile yol olarak bırakılan krokide (A) ile gösterilen 7444,96 m²’lik taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile Dereköy Köyünün son ada numarası olan 159 ada 1 parsel numarası verilerek tarla niteliğiyle davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalılar Hazine, … ve davalı gerçek kişiler tarafından temyiz edilmekle dairece kararın 104 ada 136 parselle ilgili kısmı onanmış, kadastro tutanağı düzenlenmeyen yere ilişkin kısmı ise bozulmuştur.
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 17/11/2011 gün ve 2011/14949 E. – 12878 K. sayılı onama – bozma kararında özetle; “1) çekişmeli 104 ada 136 nolu taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu anlaşıldığına ve adına tescil kararı verilen kişi yararına 3402 sayılı Kanunun 14. maddesinde yazılı kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu belirlenerek yazılı biçimde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak; mahkemece “tespitin iptaline” karar verilmesi gerekirken “kadastro tutanağının iptaline” karar verilmesi doğru değil ise de; bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
2) Davalıların, kadastro sırasında yol olarak bırakılan krokide (A) ile gösterilen 7444,96 m²’lik taşınmaza ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; dava konusu yer hakkında kadastro tutanağı düzenlenmediğinden, uyuşmazlığın çözüm yeri genel mahkemeler olacağından, öncelikle kamu düzenine ilişkin olan görev konusu mahkemece re’sen gözönüne alınarak davanın görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle işin esasının incelenerek davanın kabulüne karar verilmesi doğru değildir.” denilmiştir.
Mahkemece, yol olarak bırakılan ve krokide (A) harfi ile gösterilen kısma ilişkin bozma kararına uyularak, davanın görev yönünden reddine, Kırklareli Asliye Hukuk Mahkemesinin yetkili ve görevli olduğuna karar verilmiş, hüküm davalı Hazine vekili tarafından, görevsizlik kararı verilmesi sonucunda lehlerine vekâlet ücretine karar verilmediği gerekçesi ile temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir
Yörede, 1939 yılında kesinleşen orman kadastrosu ile 5304 sayılı Kanunla değişik 3402 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılıp 15/03/2007 – 16/04/2007 tarihleri arasında ilân edilen arazi kadastrosu vardır.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, usulüne uygun karar verildiğine, HMK m. 331/2’de yer alan “Görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi hâlinde, yargılama giderlerine o mahkeme hükmeder. Görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine davanın açıldığı mahkeme dosya üzerinden bu durumu tespit ile davacıyı yargılama giderlerini ödemeye mahkûm eder.” düzenlemesi gereğince, yargılama giderleri; davaya görevli mahkemede devam edilmesi durumunda görevli mahkemece veya görevsizlik kararı sonrasında, dosyanın görevli mahkemeye gönderilmemiş olması durumunda görevsizlik kararı veren mahkemeye başvuru durumunda hüküm altına alınacağına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usûl ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, Harçlar Kanununun değişik 13/j maddesi gereğince harç alınmasına yer olmadığına 21/05/2013 gününde oy birliği ile karar verildi.