YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/169
KARAR NO : 2013/4029
KARAR TARİHİ : 09.04.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği Kuyumculu Köyünde bulunan 800 m² yüzölçümlü taşınmazının tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyedliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu iddia ederek Medenî Kanunun 713. maddesi hükmüne göre adına tescilini istemiştir. Mahkemece, 1963 yılında yapılan arazi kadastrosu ile çekişmeli (A) ile gösterilen bölümün orman olarak tescil harici bırakıldığı, (B) ile gösterilen bölümün 883 parsel numarası ile tesbite konu olduğu ancak hükmen orman olarak tescil harici bırakıldığı, yörede 1977 yılında ilk kez yapılan orman kadastrosu ile taşınmazın tahdit dışında bırakıldığı, neticede, (B) ile gösterilen bölümün tapulama mahkemesince orman niteliği ile tescil harici bırakıldığı, (A) ile gösterilen bölümün ise, resmî belgelere göre orman sayılan yerlerden olduğu gerekçesiyle davanın reddine, davalı Hazinenin (A) ile gösterilen bölüm yönünden orman niteliği ile tescil talebi nedeniyle, (A) ile gösterilen 3910,38 m² yüzölçümlü bölümün orman niteliği ile Hazine adına tesciline karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medenî Kanunun 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tescili istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1976 yılında seri bazında yapılıp 04.08.1977 tarihinde kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması ile daha sonra yapılıp 20.02.1991 tarihinde kesinleşen 2/B madde uygulaması vardır.
Taşınmazın bulunduğu yerde 766 sayılı Kanun gereğince 1964 yılında yapılıp kesinleşen genel arazi kadastrosu bulunmaktadır. Kesinleşme tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında 20 yıllık süre geçmiştir.
Her ne kadar, mahkemece, çekişmeli taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu kabul edilerek hüküm kurulmuş ise de, yapılan inceleme ve araştırma hükme yeterli değildir. Şöyle ki; orman bilirkişi raporunda, 1951 tarihli havada fotoğrafında ve 1960 tarihli memleket haritasında taşınmazın çalılık rumuzlu yeşile boyalı alanda gözüktüğü, ormana yakın olması nedeniyle, taşınmaz üzerinde görünen çalılığın, orman ağacı kökenli çalılık niteliğinde olduğunun düşünüldüğü belirtilmiş, raporun sonuç bölümünde, taşınmazın üzerinde resmî belgelere göre yapraklı ağaç rumuzuna rastlandığı belirtilerek, orman sayılan yerlerden olduğu görüşü savunulduğundan, taşınmazın resmî belgelerdeki niteliği hususunda duraksama olmuştur.
O halde; mahkemece, dava konusu taşınmaz ve etrafını gösterir ve ilk defa o yerde grafik ya da fotogrametri yöntemiyle düzenlenen 1/5000 ölçekli arazi kadastro paftasının orijinal fotokopi örneği ile taşınmaza bitişik ya da yakın komşu parsellerin, kadastro tesbit tutanak örnekleri ve bu parsellere uygulanan tapu ve vergi kayıtları ilk oluşturulduğu günden itibaren tüm gittileri ile yine, en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafları ile M.K.’nun 713. maddesine dayanılarak açılan davalarda dava tarihinden, kadastro tesbitine itiraz davalarında ise, tesbit tutanağının düzenlendiği tarihten 15 – 20 yıl önce iki ayrı tarihte çekilmiş stereoskopik hava fotoğrafları ve bu fotoğraflara dayanılarak üretilmiş orijinal renkli memleket haritaları bulunduğu yerlerden istenerek, bu belgeler ziraat fakültelerinin toprak bölümünden mezun olan bir ziraat mühendisi, bir harita ve kadastro (jeodezi ve fotogrametri) mühendisi ile bir orman yüksek mühendisinden oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla, dava konusu taşınmaz ile çevresine uygulanıp bu belgelerde dava konusu yer belirlendikten sonra, hava fotoğrafları ve dayanağı haritalar stereoskop aletiyle ve üç boyutlu olarak incelettirilip taşınmazın niteliğinin bu belgelerde ne şekilde görüldüğü, imar ve ihya ile zilyetliğin hangi tarihte başlayıp tamamlandığı belirlenmeli, bu belgeler ile kadastro paftası, pafta düzenlenmemişse dava konusu taşınmazın 23/06/2005 gün ve 9070 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe konulan BÖHHBÜY (Büyük Ölçekli Haritalar ve Harita Bilgileri Üretim Yönetmeliği) hükümlerine göre koordinatlı olarak düzenlenecek haritası hem 1/5000 ve hem de 1/25000 ölçeklerinde eşitlenerek kadastro paftası ile düzenlenen harita, komşu ve yakın komşu taşınmazları da içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli taşınmazın konumu, hava fotoğrafları ile orijinal renkli memleket haritaları üzerinde gösterir biçimde bilirkişi kurulundan ayrıntılı ve bilimsel verileri içerir, topografik ve memleket haritalarından yararlanılarak taşınmazın gerçek eğim durumunu gösterir rapor alınmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir. Eksik inceleme ve bilirkişinin yetersiz raporuna dayalı olarak hüküm kurlamaz.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı gerçek kişinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 09/04/2013 günü oy birliği ile karar verildi.