YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/1743
KARAR NO : 2013/3952
KARAR TARİHİ : 08.04.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava konusu Üzümlü Köyü, 2604 parsel sayılı taşınmazın ifrazı ile oluşan 2851 parsel sayılı 14162,33 m² yüzölçümündeki taşınmaz, 5831 sayılı Kadastro Kanununun 8. maddesi ile 3402 sayılı Kanuna eklenen Ek 4 madde uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerin fiili kullanım durumlarına göre yapılan kadastro sırasında ifraz edilerek 2890 (9678,65 m²), 2891 (543,90 m²), 2892 (3556,74 m²) ve 2893 (383,04 m²) parsel sayılarını alarak zeytinlik vasıflarıyla tapuya tescil edilmişlerdir. Davacı … Yönetimi, 31/01/2011 havale tarihli dilekçesiyle, çekişmeli 2851 parsel sayılı taşınmazın kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kaldığı iddiasıyla, çekişmeli taşınmazın tapu kaydının iptali ile Hazine adına tescili ve taşınmaza elatmanın önlenmesi istemleriyle dava açmıştır. Mahkemece, çekişmeli taşınmazın kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kaldığı, içerisinde maki formunda pırnal meşesi çalıları ve delice zeytin ağaç ve ağaççıkları ile kaplı olduğu, eğiminin de % 35 – 40 arsasında olduğu, toprak yapısının da orman niteliğinde olduğu ve bu nitelikleri itibariyle orman sayılan yerlerden olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne ve dava konusu Üzümlü Köyü, 2851 parsel (2851 parselin ifrazı sonucu oluşan 2890, 2891, 2892 ve 2893 parsellerin) orman niteliğiyle Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, elatmanın önlenmesine ilişkin talebin ise reddine karar verilmiş, hüküm davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kalan taşınmazın tapu kaydının iptali ve tescili ile elatmanın önlenmesi istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yörede 1946 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ile daha sonra 23/08/1979 tarihinde ilan edilerek kesinleşen aplikasyon ve 2. madde uygulaması vardır.
1) Dava konusu 2892 parsel sayılı taşınmaza yönelik temyiz itirazları yönünden;
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman orman bilirkişi tarafından kesinleşmiş orman tahdit haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan uygulama ve araştırmada dava konusu taşınmazlardan 2892 parsel sayılı taşınmazın tamamının kesinleşen orman tahdidi içinde kalan yerlerden olduğu anlaşıldığına ve yazılı biçimde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalı Hazine vekilinin 2892 parsele yönelik yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usûl ve kanuna uygun olan hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir.
2) Dava konusu 2890-2891 ve 2893 parsel sayılı taşınmazlara yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Mahkemece, 2890, 2891 ve 2893 parsel sayılı taşınmazlar yönünden de davacı … Yönetiminin davasının kabulüne ve taşınmazların orman vasfıyla tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş ise de, verilen karar usul ve kanuna aykırıdır. Şöyle ki; dava, kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kalan taşınmazın tapu kaydının iptali ve tescile ilişkindir. Uzman orman bilirkişi tarafından kesinleşmiş orman tahdit haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan uygulama ve araştırmada dava konusu taşınmazlardan 2890 ve 2891 parsellerin 6831 sayılı kanunun 2/B madde alanı içinde, 2893 parselin ise orman tahdidi dışında kalan yerlerden olduğu anlaşılmıştır. Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez (Mülga 1086 Sayılı HUMK madde 74; 6100 sayılı H.M.K. madde 26). Buna göre, davacı … Yönetimi kesinleşen tahdide dayanarak, kesinleşen tahdit içinde kalan yerlerin tapu kaydının iptalini istediğine göre, davası kabul edilen Orman Yönetiminin talebine bağlı kalınarak hüküm kurulması gerekirken, H.M.K.’nun 26. maddesine aykırı bir şekilde talep aşılarak hüküm kurulması isabetsizdir. Ayrıca, tahdit dışında kalan taşınmaz yönünden Orman Yönetiminin davasının dinlenme olanağı da yoktur.
Hal böyle olunca; mahkemece, Orman Yönetiminin 2890, 2891 ve 2893 parsel sayılı taşınmazlara yönelik davasının reddine karar verilmesi gerekirken, dava konusu yerlerin eylemli biçimde orman sayılan yerlerden olduğu gerekçesine dayanılarak davanın kabulü yolunda hüküm kurulması usul ve kanuna aykırıdır.
SONUÇ: 1) Yukarıda birinci bentde açıklanan nedenlerle, davalı Hazine vekilinin 2892 parsele yönelik temyiz itirazlarının reddi ile bu bölüm yönünden usûl ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA,
2) İkinci bentde açıklanan nedenlerle, davalı Hazine vekilinin 2890, 2891 ve 2893 parsel sayılı taşınmazlara yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile bu taşınmazlar yönünden hükmün BOZULMASINA 08/04/2013 gününde oy birliği ile karar verildi.