YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/1783
KARAR NO : 2013/4761
KARAR TARİHİ : 29.04.2013
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tesbitine itiraz davasından dolayı yerel mahkemece verilen yukarıda gün ve sayılı hükmün; Dairemizin 21/12/2012 gün ve 2012/9210 – 14814 sayılı ilâmıyla onanmasına karar verilmiştir. Süresi içinde Davalı … vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya içindeki tüm belgeler incelenerek gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı vekili, 03.10.2005 tarihli dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği Taşbaşı Köyü, Eğiste Deresi Mevkiinde bulunan bağ ve bahçe vasfında, 600 ve 2500 m² yüzölçümündeki taşınmazların bulunduğu yerde kadastro yapılmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyedliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının müvekkili yararına oluştuğunu iddia ederek, taşınmazların Medenî Kanunun 713. maddesi hükmüne göre müvekkili adına tescili istemiyle Bozkır Sulh Hukuk Mahkemesine dava açmıştır.
Yargılama davam ederken, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde yapılan arazi kadastrosu sırasında, çekişmeli taşınmaz hakkında Taşbaşı Köyü, 306 ada 74 parsel sayısı ve 50879,21 m² yüzölçümü ile ham toprak niteliği ile tutanak düzenlenmiş ve sulh hukuk mahkemesinin 2005/256 Esas sayılı dosyasında davalı olduğundan söz edilerek tutanağın malik hanesi boş bırakılarak 3402 sayılı Kanunun 5 inci maddesine göre mahkemsine aktarılmıştır. Bunun üzerine, Bozkır Sulh Hukuk Mahkemesince görevsizlik kararı ile dosya kadastro mahkemesine devredilmiştir.
Kadastro mahkemesinde çekişmeli parsel tutanağı ile dava dosyası birleştirilerek yapılan yargılama sonunda, davanın reddine ve çekişmeli 306 ada 74 parsel sayılı taşınmazın davalı … adına tesciline karar verilmiş; davacı vekili tarafından hüküm temyiz edilmekle, Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin 30.11.2010 tarih ve 2010/1411 – 7050 sayılı kararıyla bozulmuştur.
Hükmüne uyulan bozma kararında özetle; [“Dava konusu 306 ada 74 parsel sayılı taşınmazın kadastro tesbiti, davalı olduğundan söz edilerek malik hanesi açık bırakılmak suretiyle yapılmıştır. Tesbitten önce, davacı tarafından açılan tescil davası görevsizlik kararı ile kadastro mahkemesine aktarılmıştır. Hal böyle olunca, çekişmeli taşınmazın tesbitinin 3402 sayılı Kadastro Kanununun 5. maddesi hükmüne göre yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu suretle, tesbiti yapılan taşınmazın 30 günlük askı ilânının kadastro mahkemesince yapılması zorunlu olduğu halde, kadastro mahkemesince yöntemine uygun şekilde askı ilânı yapılmamıştır. Askı ilânı yapılmadıkça ve Kanunun 11. maddesinde öngörülen 30 günlük süre dolmadıkça duruşmaya başlanması olanaksızdır. O halde, öncelikle çekişmeli taşınmazla ilgili, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 11 ve 27. maddelerinde öngörülen şekilde yöntemine uygun askı ilânı yapılmalı, askı ilân süresi dolduktan sonra davaya bakılmalıdır.”] denilmiştir.
Mahkemece, bozmaya uyulduktan sonra; davanın reddine ve çekişmeli 306 ada 74 parsel sayılı taşınmazın ham toprak vasfıyla davalı … adına tapuya tesciline karar verilmiş; davacı gerçek kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 21/12/2012 gün ve 2012/9210 – 14814 sayılı ilâmı ile hükmün onanmasına karar verilmiştir.
Dava, TMK’nun 713. maddesi gereğince açılan tescil davası iken, yargılama devam ederken çekişmeli taşınmaz hakkında kadastro tutanağı düzenlendiğinden, kadastro tesbitine itiraza dönüşmüştür.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 5304 sayılı Kanun ile değişik 3402 sayılı Kanunun 4. maddesi hükmüne göre orman sınırlandırması yapılmış, taşınmaz orman kadastro sınırları dışında bırakılmıştır.
Mahkemece, resmî belgelere göre uzman orman bilirkişi tarafından usulünce yapılan inceleme ve araştırmada orman sayılmayan yerlerden olduğu anlaşılan taşınmazda, 3402 sayılı Kanunun 14. maddesine göre zilyetlik koşulları davacı yararına oluşmadığından, gerçek kişinin davası bu nedenle subut bulmadığından reddine, Konya İli, Bozkır İlçesi, Taşbaşı Köyü Hasanlar – Bağcıkboğazı mevkiinde bulunan 306 ada 74 parsel sayılı taşınmazın 50.879,21 m2 olarak ham toprak niteliği ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verildiği, kararın Hazineye usulünce tebliğ edildiği ve Hazine tarafından kararın temyiz edilmediği ve davacı vekilinin temyizi üzerine Dairece hükmün onandığı anlaşılmaktadır.
Hazine temsilcisi tarafından sunulan karar düzeltme dilekçesinde; eksik incelemeye dayalı olarak hüküm tesis edildiğini, usûl ve kanuna aykırı olan onama kararının düzeltilerek kaldırılmasına ve yerel mahkeme kararının Hazine lehine olan hükümler yönünden bozulmasına karar verilmesini istemiştir. Karar düzeltme sebebi olarak ileri sürülen hususlar Usulün 440. maddesinde sayılan sebeplerden hiçbirisine uymadığı gibi, Hazine aleyhine bir hüküm de bulunmamaktadır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle ve H.M.U.K.’nun 440. maddesinde yazılı hallerden hiçbirine uymayan karar düzeltme isteğinin REDDİNE, aynı Kanunun 442. maddesi uyarınca takdiren 219.00.- TL. para cezası ile Harçlar Kanunu uyarınca 50.45.- TL. ret harcının düzeltme isteyenden alınmasına 29/04/2013 gününde oy birliği ile karar verildi