YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/19
KARAR NO : 2013/4546
KARAR TARİHİ : 18.04.2013
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tesbitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar …ve …, birleşen dosya davacıları … ve arkadaşları ile davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar ve birleşen dosya davacıları, dava dilekçeleriyle Köprübaşı Belediyesi, Fidanlı Mahallesinde, 2007 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında tapulu ve zilyetliklerinde olan taşınmazlarının 11 hektar 7576,64 m² yüzölçümüyle tesbit edilen 236 ada 38 nolu mera parseli içerisinde bırakıldığını iddia ederek, tesbitin iptali ile bu kısımların adlarına tescilini istemişlerdir.
Mahkemece; dava konusu 236 ada 38 sayılı taşınmaza ilişkin mera sınırlandırılması işleminin iptaline ve 13.06.2011 günlü bilirkişi krokisinde (B) ve (E) ile gösterilen bölümlerin … mirasçıları adına hisseleri oranında tapuya tesciline, (F) ile gösterilen kısmın … mirasçıları adına hisseleri oranında tapuya tesciline, (D) ve (E) ile gösterilen kısım ifraz edildikten sonra kalan 13424,12 m²’lik kısmın … mirasçıları adına hisseleri oranında tapuya tesciline, (C) ile gösterilen kısmın davacı … adına tapuya tesciline, (A) ile gösterilen kısmın … mirasçıları adına hisseleri oranında tapuya tesciline, (G) ve (H) ile gösterilen kısımların mera olarak sınırlandırılmasına karar verilmiş, hüküm davacılar …ve …, birleşen dosya davacıları … ve arkadaşları ile davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
1) İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve çekişmeli taşınmazın 13.06.2011 günlü fen bilirkişi krokisinde (A) ile gösterilen bölümünün davacıların dayandığı Haziran 1954 tarihli 1 nolu tapu kaydı kapsamında kalmadığı ve kullanım yerleri belirlenerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığına göre davacı … Parlak ve arkadaşlarının (A) ile gösterilen bölüme yönelik yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2) Mera niteliğiyle orta malı olarak sınırlandırılan dava konusu Fidanlı Mahallesi 236 ada 38 sayılı parselin kadastro tutanağında kayden davalı Hazine malik olarak görünmediğinden, kanunî hasım konumundaki Hazineye yargılama giderleri ve vekâlet ücreti yükletilemeyeceği anlaşılmakla, birleşen dosya davacıları … ve arkadaşlarının yargılama giderleri ve vekâlet ücretine yönelik temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
3) Davalı Hazinenin temyiz itirazlarına gelince; mahkemece yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hükme yeterli değildir. Şöyle ki; davacılar, tapu ve zilyetliğe dayanarak dava açtıklarına ve taşınmazın bitişiğinde de orman niteliği ile Hazine adına tesbit edilen 236 ada 1 parsel sayılı taşınmaz bulunduğuna göre, davacılar ve birleşen dosya davacıları tarafından talep edilen yerlerin orman olup olmadıkları ve önceki hukukî durumları araştırılmamış, komşu parsellere ait kadastro tutanakları ve dayanakları getirtilerek bu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri denetlenmemiştir. Eksik inceleme ve araştırmaya dayalı hüküm kurulamaz.
Diğer taraftan, çekişmeli taşınmazın bulunduğu bölgede daha önce orman tahdidi yapılıp yapılmadığı da mahkemece araştırılmamıştır. O yerde orman kadastrosu yapılmışsa; kural olarak, bir yerin orman olup olmadığı, kesinleşmiş tahdit haritasının uygulanmasıyla çözümlenir. Ancak, bu sınırlandırmada 4785 sayılı Kanun hükümlerinin nazara alınmış olması halinde sağlıklı çözüme ulaşır. Çünkü, 3116 sayılı Kanun sadece Devlet ormanlarını belirlemiş olup; 4785 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 13.07.1945 tarihinden önce yapılan sınırlandırmalar sonucu oluşup kesinleşen tahdit haritaları, sınır dışında kalan taşınmazların orman niteliğini ve hukukî durumunu saptamakta yetersiz kalır. Bu şekildeki taşınmazların orman olup olmadığının 4785 ve 5658 sayılı kanunlara göre çözümlenmesi gerekir. 4785 sayılı Kanunun 1. maddesi gereğince 2. maddesinde sayılan istisnalar dışında bütün ormanlar hiçbir işleme lüzum olmaksızın devletleştirilmiştir. Devletleştirilen ormanlardan bazıları sonradan yürürlüğe giren 5658 sayılı Kanun ile iadeye tabi tutulmuş, iadenin koşulları aynı Kanunda gösterilmiştir.
O halde; öncelikle, taşınmazın bulunduğu yörede orman kadastrosunun yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise orman kadastrosuna ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme, sonuçlarını askı ilân tutanakları ile çekişmeli taşınmazı ve komşularını gösterir şekilde orijinal orman tahdit haritası, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı, komşu parsellerin tutanakları ve dayanak belgeleri ile çekişmeli taşınmazı ve komşularını gösterir geniş kadastro paftası ilgili yerlerden getirtildikten sonra mahkemece, halen Çevre ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi ve bir harita mühendisinden oluşturulacak iki kişilik bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinden önce kesinleşen orman kadastrosunun bulunup bulunmadığı belirlenmeli, kesinleşen orman tahdidinin varlığının tespiti halinde 2 Eylül 1986 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan 6831 sayılı Orman Kanununa Göre Orman Kadastrosu ve Aynı Kanunun 2/B maddesinin uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 54. maddesi uyarınca hazırlanan Orman Kadastrosu Teknik İzahnamesinin 49. maddesinde yazılı “orman sınır noktası ve hatların uygulanmasında tutanaklardan, orman kadastro haritasından, hava fotoğraflarından, varsa ölçü karnelerinden, nirengi, poligon, röper noktalarından yararlanılır. Sınırlama tutanakları ile orman kadastro haritaları arasında çekişme olduğunda ölçü değerleri ve tutanaktaki ifadeler arazinin durumuna göre incelenir, hangisi daha çok uyum gösteriyorsa ve gerçek duruma uygun ise o esas alınır.” hükmü ile 15.07.2004 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin “Teknik İşler” başlıklı Dokuzuncu Bölümde yazılı esaslar gözönünde bulundurularak uygulama yapılmalı, yerel bilirkişi beyanlarına başvurularak yerinde bulunmayan orman sınır noktaları, bulunanlardan hareketle tutanak ve haritalarda yazılı mevkii, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu ve 2/B madde uygulama tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, anlatılan yöntemle bulunan orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeği çevrilerek, çekişmeli taşınmazın orman kadastrosu ve 2/B madde haritalarına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde, ayrı renkli kalemlerle gösterilip keşfi izleme olanağı sağlanmalı, aynı ya da yakın orman sınır hatlarında, dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilerek ve çekişmeli taşınmazın (X) ve (Y) değerlerini gösterir şekilde koordinatlı müşterek imzalı rapor ve kroki alınmalı, orman kadastro haritası ile tutanaklarının uyumsuz olması halinde yukarıda yazılı Yönetmelikler ile Teknik İzahnamelerde yazılı tutanakların düzenlenmesine esas alınan hava fotoğrafı ve memleket haritası ile desteklenen ve gerçek duruma uygun düşen tutanaklara değer verileceği
düşünülmeli, taşınmazın kesinleşen tahdit içinde, dışında ve 2/B alanında kalan bölümleri tereddüde olanak vermeyecek şekilde belirlenmeli, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde kadastro tesbit tarihinden önce kesinleşen orman tahdidin bulunmadığının tespit edilmesi halinde ise, bu kez eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Kanunun 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Kanunun 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; fen ve uzman orman bilirkişilerden, taşınmazın konumunu gösteren orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeğini kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeğinin de memleket haritası ölçeğine bilgisayar ortamında (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de gösterecek şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri ayrı renklerle işaretli ve bilirkişilerin onayını taşıyan, duraksamaya yer vermeyecek nitelikte kroki düzenlettirilmeli, bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı, keşifte, çekişmeli taşınmaz hâkim tarafından gözlemlenmeli, taşınmaz üzerinde neler bulunduğu (bitki örtüsü, ağaçların cinsi, sayısı vb.) ayrıntılı olarak keşif tutanağına yazılmalı, komşu parsellerin tutanak ve dayanakları getirtilip uygulanmalı, çekişmeli yeri sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı, talep edilen yerlerin memleket haritası ve hava fotoğraflarındaki konumları da dikkate alınarak, dayanılan tapu kayıtlarının 4785 ve 5658 sayılı kanun kapsamında hukukî değerini yitirip yitirmedikleri dikkate alınmalı ve oluşacak sonuca göre karar verilmelidir.
SONUÇ: 1) Yukarıda birinci bentde açıklanan nedenlerle; davacı … Parlak ve arkadaşlarının (A) ile gösterilen bölüme, ikinci bentde açıklanan nedenlerle, birleşen dosya davacıları … ve arkadaşlarının yargılama giderleri ve vekâlet ücretine yönelik temyiz itirazlarının REDDİNE,
2) Üçüncü bentde açıklanan nedenlerle davalı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 18/04/2013 günü oy birliği ile karar verildi.