Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2013/1911 E. 2013/3606 K. 01.04.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/1911
KARAR NO : 2013/3606
KARAR TARİHİ : 01.04.2013

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R
Kadastro sırasında Çınarlı Köyü, 128 ada 6 parsel sayılı 5382,47 m² yüzölçümündeki taşınmazın, 12.02.1965 tarihli 273 sıra nolu tapu kaydı ile Hazine adına kayıtlı olduğu ancak taşınmazın 4753 sayılı Kanun uyarınca topraksız çiftçilere dağıtılmak üzere Hazine adına tescil edilmiş olduğu ve kayden Hazinenin mülkiyetinde bulunsa da bir kamu hizmetine tahsis edilmemiş yerlerden olduğu ve 1965 yılında yapılan toprak komisyonu çalışmalarından sonra tanzim edilen tablendikatif listesinde de, bu taşınmazın 682 nolu tevzi parseli altında …’in işgalinde olarak görüldüğü belirtilerek 3402 sayılı Kanunun 14 ve 46. maddelerine dayanılarak şeftali bahçesi niteliğiyle davalı gerçek kişi adına tesbit edilmiştir. Davacı Hazine vekili, dava dilekçesiyle taşınmazın 4753 sayılı Kanun gereği Hazine adına tesbit edilerek tapu kaydı ihdas edildiğini, kadastro çalışmalarında ise Kadastro Kanununun 46. maddesi koşulları oluştuğu gerekçesiyle davalı adına tesbit edildiğini, oysa Kadastro Kanununun 46. maddesi koşullarının gerçekleşmediğini, tüm bölgenin emvali metruke arazisi olduğunu, bu tür yerlerin imar ve ihya ile zilyetlikle kazanılamayacağını ileri sürerek, bu nedenle davalı adına yapılan tespitin iptaliyle Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiş; Orman Yönetimi, çekişmeli yerin orman sayılan yerlerden olduğu iddiasıyla davaya katılmıştır. Mahkemece; davacı Hazine ve katılan … Yönetiminin davasının kısmen kabulüne ve dava konusu parselin krokide (B) harfi ile işaretli 1818,78 m²’lik kısmının parselden ifrazı ile 128 adaya ait en son parsel numarası ile aynı vasıfla Hazine adına tesciline, krokide (A) harfi ile işaretli 3563,69 m²’lik kısmın ise yeniden tesbit gibi aynı vasıfla davalı adına tesciline karar verilmiş, davacı Hazine vekili ile davalı gerçek kişinin hükmü temyizi üzerine, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 30.09.2010 gün ve 2010/11939-11543 sayılı kararı ile hüküm bozulmuştur.
Hükmüne uyulan bozma kararında özetle; [Mahkemece verilen karar dosyadaki bilgi ve belgelere uygun düşmemektedir. Şöyle ki; çekişmeli taşınmaz kadastro öncesinde Şubat 1965 tarihli 273 sıra nolu tapu kaydı ile Hazine adına tescillidir. Doğusu; Çınarlı – Çaylı yolu, Batı ve Kuzeyi; mera, Güneyi; Ahmet Demirel tarlası olan tapu kaydının hudutları itibariyle taşınmazı kapsadığı, 1965 yılında yapılan toprak komisyonu çalışmalarından sonra düzenlenen tablendikatif listesinde dava konusu taşınmazın 682 nolu tevzii parseli altında Ahmet Demirel’in işgalinde olarak görüldüğü, 2003 yılında kadastroca kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşulları oluştuğu gerekçesiyle 128 ada 6 nolu parsel numarası ile davalı adına sınırlandırıldığı, Hazine adına tapuda kayıtlı yerin zilyetlikle kazanılması mümkün olmadığı gibi çekişmeli yerin güneyinde bulunan 128 ada 5 nolu taşınmaza uygulanan Şubat 1994 tarihli 43 nolu, geldisi iskanen verilen Ocak 1953 tarihli 57 nolu olan tapu kaydının dava konusu yeri “fundalık” olarak okuduğu, çekişmeli taşınmazın kuzeyinde 128 ada 7 nolu ve batısındaki yoldan sonra 130 ada 21 nolu orman parsellerinin bulunduğu, iskan kaydında geçen orman sınırı ile eylemli durumda var olan ormanların birbirini doğruladığı, bu nedenle bölgede kesinleşen orman kadastrosu bulunmadığından orman kadastrosunun kesinleşeceği güne kadar davaya konu taşınmazın öncesinin orman olduğunun kabulünün gerekeceği ve bu niteliğini koruduğu sıradaki zilyetliğe değer verilemeyeceği, 03.11.2009 günlü orman bilirkişi kurulu raporuna göre (B) harfi ile işaretli bölümünün de eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarının uygulanması sonucu yeşil renkli ormanlık alanda görüldüğü gözönünde bulundurularak davanın kabulü ile taşınmazın tamamının orman niteliğiyle Hazine adına tesciline karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkemece (B) harfi ile işaretli kısmının aynı vasıfla Hazine adına tesciline, (A) harfi ile işaretli kısmının ise tesbit gibi davalı adına tesciline karar verilmesinin usûl ve kanuna aykırı olduğu] gereğine değinilmiştir.
Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davacı Hazine ve katılan davacı … Yönetiminin davalarının kabulüne ve dava konusu Çınarlı Köyü, 128 ada 6 parsel sayılı taşınmazın kadastro tesbitinin iptali ile taşınmazın orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verilmiş, hüküm davalı gerçek kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tesbitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu, 3402 sayılı Kanunun 5304 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesi hükümlerine göre yapılmıştır.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve davalı gerçek kişi taşınmazı 1994 yılında harici yolla toprak komisyonu çalışmalarından sonra tanzim edilen tablendikatif listesinde işgalci olarak adı geçen Ahmet Demirel’den satın almış ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 46/2 maddesine göre, Hazine adına tescil edilmiş taşınmaz mallardan iskan suretiyle veya toprak tevzi suretiyle verilen yerler (işlemleri tamamlanmamış olsa dahi) başka bir şart aranmaksızın hak sahipleri adına tesbit ve tescil edilebiliyor ise de, harici yolla satın alınma tarihinde taşınmaz Hazine adına tapuda kayıtlıdır ve Hazine adına tapuda kayıtlı bir yerin zilyetlikle kazanılması mümkün değildir.
Kadastro Kanununun 46. maddesinin 2. fıkrasında geçen “hak sahipleri” deyiminin kapsamı, iskan suretiyle verilen veya yarım kalmış işlemle tevzi edilen kimselerle sınırlıdır. Başka anlatımla hak sahibi sadece kendisine taşınmaz tevzi edilen kişi olup, haricen satın alanlar bu deyimin kapsamı dışındadır. Harici satışa dayanarak devir alan kişi Hazine üzerindeki tapu kaydının kendi adına tescilini isteyemez. Kadastro Kanununun 46. madde ile getirilen ek süreden de istifade edemez (SAPANOĞLU Süleyman, 3402 Sayılı Kadastro Kanunu, 1. Bası, Mart 2009, s. 746-747).
Somut olayda, yukarıda açıklandığı gibi, Hazine adına tapuda kayıtlı bir yerin zilyetlikle kazanılması mümkün olmadığı gibi, davalı gerçek kişi Kadastro Kanununun 46 maddesine göre de, hak sahibi olmadığı anlaşıldığına göre, mahkemece yazılı biçimde kurulan hükümde herhangi bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı … vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usûl ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 01/04/2013 günü oy birliği ile karar verildi.