Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2013/2029 E. 2013/4318 K. 15.04.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/2029
KARAR NO : 2013/4318
KARAR TARİHİ : 15.04.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen dava sırasında davalı vekili tarafından reddi hâkim yoluna başvurul, hâkim Vesile Yelkenci davadan çekilmiştir.
Bu konuda verilen kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmiş olmakla, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Taraflar arasında görülen dava sırasında davalı vekili 29.11.2012 tarihli dilekçe ile “…Yargıtay bozma kararının gerekleri yerine getirilmesine rağmen karar verilmemesi, davacı tarafın fotokopi olan ve resmî nitelikte olmayan belgenin incelemeye alınması nedeniyle tarafsızlığından şüphe duyulduğu…” gerekçesiyle reddi hâkim yoluna başvurulmuştur.
Reddedilen Hâkim Vesile Yelkenci (27817), hâkimin reddi talebini yerinde görmediğinden H.M.K.’nun 41. maddesi uyarınca talebin geri çevrilmesine, “mahkemenin baskı altına alınmak istendiği, neticede verilecek kararında aleyhe olması halinde adalette beklenen yararın sağlanamayacağı…” gerekçesiyle H.M.K.’nun 39. maddesi uyarınca davadan çekilme yönündeki görüşü üzerine dosyayı inceleyen merci tarafından, “…Hâkimin reddi sebeplerinin bulunmadığı, çekilme sebeplerinin yerinde olduğu…” gerekçesiyle reddi hâkim talebinin REDDİNE, Hâkim Vesile Yelkenci’nin çekilme kararının KABULÜNE ilişkin verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkeme hâkiminin çekilmesi, H.M.K.nun 36. maddesi gereğince kendi kendini reddi niteliğindedir. Yargı yetkisi Türk Milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılır (Anayasa madde 9). Hâkimler görevlerinde bağımsızdır. Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler. Bu nedenle, hâkimler önüne gelen uyuşmazlıkları, kanunî çerçevede çözmek zorundadır. Bu işlemi yaparken hâkim, bir olayla ilgili kuracağı hükümle, tarafların adalet duygusunu zayıflatacağını değil, güçlendireceğini düşünüp, hedefleyerek çalışmalı, kanunlardan aldığı güçle hareket etmelidir.
Somut olayda; mahkeme hâkimi tarafından, mahkemenin baskı altına alınmak istendiği, neticede verilecek kararında aleyhe olması halinde adalette beklenen yararın sağlanamayacağı gerekçesiyle çekilme kararı verilmişse de, maddî bulgu ve delillerle desteklenmeyen soyut iddiaların hâkimlerce duygusallıkla karşılanıp davadan çekilmelerine neden olması, ileride giderilmesi mümkün olmayacak zararlara yol açacağından, kabul edilemez. Aksi halde, bir yerde görev yapan hâkimlerin, aynı yöntemle davadan çekilmeleri sağlanarak, tabiî hâkim ilkesinin zedelenmesine yol açılacağı unutulmamalıdır. Bu nedenle merciin hâkimin çekilmesini kabul eden kararı bu yönüyle bozulmalıdır.
Davacı vekilinin reddi hâkim talebinin reddi kararında disiplin para cezasına hükmedilmediği yönündeki temyiz itirazlarına gelince; H.M.K.’nun 42/4. maddesi gereğince ret talebinin kötüniyetli olarak yapılması ve esas yönünden kabul edilmemesi halinde talepte bulunan aleyhine disiplin para cezasına hükmedilebilecektir. Bir başka anlatımla, disiplin para cezasına hükmedebilmek için ret talebinin kötüniyetle yapılması ve talebin esas yönünden reddedilmesi gerekir. Bu iki şart birlikte mevcut bulunmalıdır. Aksi takdirde ret talebinde bulunan tarafın disiplin para cezası ile cezalandırılması mümkün değildir. Hal böyle olunca, merci tarafından reddi hâkim talebinin reddine ilişkin verilen kararda H.M.K.’nun 42/4 maddesi uyarınca disiplin para cezasının şartlarının oluşup oluşmadığının değerlendirilerek olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gerekirken, bu konunun kararda tartaşılmadan hüküm kurulmaması bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mercii hükmünün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde iadesine 15/04/2013 günü oy birliği ile karar verildi.