Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2013/2127 E. 2013/6230 K. 30.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/2127
KARAR NO : 2013/6230
KARAR TARİHİ : 30.05.2013

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında … Köyü, Topraklık Mevkii 117 ada 12 parsel sayılı 9150,89 m² yüzölçümündeki taşınmaz, tarla niteliğiyle Nisan 1983 tarih ve 42 sıra numaralı tapu kaydı ile … ve paydaşları adına tesbit edilmiştir.
Hazine, taşınmazın tesbitine esas alınan tapu kaydının Kadastro Kanunun 46. maddesindeki şartların gerçekleşmediği, kaçak ve yitik kişilerden geldiği kaldı ki taşımaz için ecrimisil ödendiği iddiasıyla tesbitinin iptalini ve Hazine adına tapuya tescilini istemiştir.
Mahkemece davanın kabulüne, çekişmeli parselin tesbitinin iptaline ve Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş; davalı … tarafından hüküm temyiz edilmekle, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 2010/11877-13322 sayılı 28.10.2010 günlü kararı ile bozulmuştur.
Hükmüne uyulan bozma kararında özetle; “Eski tarihli memleket haritası, amenajman planı ve hava fotoğraflarının uygulanmasına dayalı araştırma, inceleme ve keşif sonucu düzenlenen fen bilirkişi, orman bilirkişi ve ziraat uzman bilirkişi müşterek raporunda; çekişmeli parselin eski tarihli harita ve hava fotoğraflarında ormansız açık alan olarak nitelendirildiği, eğimin doğudan batıya doğru %10-20 arasında değiştiği, taşınmazın doğusunda tarımda kullanılan sürülmüş bir bölüm bulunduğu, orta bölümlerinin otluk olarak boş olduğu, doğusunda ise meşe ağaçlarının bulunduğu sınırında mera bulunmadığı, önceden tarım yapılmışsa da 40-50 yıl önce tarımın terk edildiği, tevzii tapusu ile kadastro tesbiti ile belirlenen miktar arasında 1150,89 m2 fark varsa da, bu farkın ölçüm tekniğindeki farktan kaynaklandığı bildirilmiş, mahkemece taşınmazın tevzii tapusu bulunsa da, tevzii tapusunun oluşumundan önce 20 yıl zilyet edilmediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, çekişmeli parselin tesbitine esas alınan Şubat 1965 tarih 193 numaralı sicilden gelen Nisan 1983 tarih ve 42 sıra numaralı tapu kaydı, Hazine adına 4753 sayılı Kanun hükümlerine göre oluşturulan Şubat 1983 tarih ve 193 sıra numaralı tapu kaydından, asliye hukuk mahkemesinin 28.12.1982 gün ve 1982/53-148 sayılı kararı ile ifrazen oluşmuştur. Sözü edilen tapu kaydı ilk tesis ve tedavülleri ile dayanağı olan mahkeme kararı getirtilmemiştir. Ancak, keşif sonucu kadastro tesbitine esas alınan tapu kaydının çekişmeli parseli kapsadığı belirlenmiştir. Mahkemece, çekişmeli parselin davalı gerçek kişiler adına değil de, Hazine adına tapuluymuş gibi, tarımda kullanılmadığı gerekçesiyle 3402 sayılı Kanunun 46. maddesi gereğince tesbitin iptaline karar verilmesi kanunî değildir.
Diğer taraftan, ormanların mülkiyeti Hazineye ait olduğundan, mülkiyet sahibi olarak Hazine tarafından, taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu savıyla her zaman dava açılabilir. Yapılan keşif ve bilirkişi raporlarıyla çekişmeli parselin batısındaki bir bölümünün eğiminin yüksek ve meşe ağaçları ile kaplı eylemli Devlet ormanı olduğu belirlenmişse de, bu bölümün yüzölçümü belirlenmemiştir. Tapu ve zilyetlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Kanunun 45.maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Kanunun 14.
maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamaz. Ne Anayasada ne de Orman Kanununda ormanların tevzii edileceğine ilişkin hüküm bulunmadığından, ormanlar tevzii edilemez. O halde öncelikle, çekişmeli parselin tesbitine esas alınan tapu kaydının ilk tesisinden itibaren miktar ve cins değişikliklerini evrakı müsbitesi ile birlikte gösteren tüm tedavülleri getirtilmeli, çekişmeli parselin batısındaki komşusu olan aynı ada 9 sayılı parsele ilişkin dava dosyası getirtilmeli, daha sonra önceki bilirkişiler dışında bir orman yüksek mühendisi ve bir fen bilirkişi vasıtasıyla yeniden yapılacak keşifte, eğimi yüksek ve meşe ağaçları ile kaplı olan bölümü belirlenip, ifraz krokisi düzenlettirilmeli, eğimi ve bitki örtüsü nedeniyle orman sayılan yerlerden olduğu belirlenen bu bölümüne ilişkin davanın kabulüne ve bu bölümün orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline, taşınmazın eğimi az ve tarım alanı olduğu belirlenen diğer bölümüne ilişkin davanın ise reddine karar verilmesi” gereğine değinilmiştir.
Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın kısmen kabulüne ve dava konusu … Köyü 117 ada 12 nolu parselin 06.09.2012 günlü fen bilirkişi krokisinde (A) ile gösterilen 8000,00 m²’lik kısmının tarla niteliğiyle tesbit gibi davalılar adına tapuya kayıt ve tesciline, (B) ile gösterilen 1150,89 m²’lik kısmının orman niteliğiyle Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Hazine tarafından (A) ile gösterilen bölüm yönünden temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya ve dosya kapsamına göre dava, kadastro tesbitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosunun yapılmasına 1997 yılında 6831 sayılı Kanun hükümlerine göre başlanmış, ancak çalışma sonuçları 3402 sayılı Kanunun 4. maddesi hükümlerine göre kadastro müdürlüğüne verilerek, kadastro çalışmaları sonuçları ile ilân edilmiştir. Başka bir deyişle, çekişmeli parselin bulunduğu yerde kesinleşmiş orman kadastrosu yoktur.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usûl ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, Harçlar Kanununun değişik 13/j maddesi gereğince harç alınmasına yer olmadığına 30/05/2013 gününde oy birliği ile karar verildi.