Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2013/2209 E. 2013/6177 K. 28.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/2209
KARAR NO : 2013/6177
KARAR TARİHİ : 28.05.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVALILAR : Hazine – …

Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan yargılaması sonunda kurulan 13.01.2012 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davacı … tarafından istenilmekle, tayin olunan 28.05.2013 günü için yapılan tebligat üzerine, temyiz eden davacı asil … ile karşı taraftan davalı Hazine vekili Avukat … geldi, başka gelen olmadı, açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra, gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Daha sonra dosya içindeki tüm belgeler incelenip, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı …, 03.04.2009 tarihinde Alanya İlçesi, İncekum Kasabası, Sumaklı Mevkiinde bulunan … mirasçıları … arsası … tarlası, Güneyi ise, … tarlası ile çevrili, yaklaşık 4 dönüm yüzölçümündeki taşınmazın atalarından intikalen eklemeli 70-80 yıldır zilyetliklerinde olduğu, yararlarına zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu iddiasıyla Medenî Kanunun 713. maddesi hükmüne göre adına tescili istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı gerçek kişi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medenî Kanunun 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tapuya tescili istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce 1990 yılında yapılıp, 11.04.1991 tarihinde ilan edildikten sonra 11.10.1991 tarihinde kesinleşen orman kadastrosu ve 6831 sayılı Kanunun 2/B uygulaması bulunmaktadır. Genel arazi kadastrosu, 1958 ilâ 1960 yılları arasında yapılıp, 06.02.1961 tarihinde kesinleşmiş, çekişmeli parsel bu işlemde tapulama dışı bırakılmıştır.
Mahkemece çekişmeli parselin öncesi itibariyle orman sayılan yerlerden olduğu, orman kadastrosunun yapıldığı 1990 yılına kadar orman sayılan yerlerden olduğunun kabul edileceği, bu tarihten sonra ise dava tarihi olan 03.04.2009 tarihi itibariyle 20 yıllık zamanaşımı zilyetliği süresinin dolmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, mahkeme gerekçesinde kabul edildiğinin aksine, hükme dayanak yapılan orman bilirkişi raporunda çekişmeli parselin 1957 yılı hava fotoğraflarında, 1963 yılı memleket haritasında orman olarak nitelendirilmediği, ormansız açık alanda işaretlendiği, % 2 – 4 eğimli tarım alanı olduğu bildirilmiştir.
Diğer taraftan, mahkemece çekişmeli taşınmazın yörede 1961 yılında yapılan kadastroda ne olarak tapulama dışı bırakıldığı araştırılmamış, 1961 yılı arazi kadastro paftası getirtilmemiş, bu yere yakın başka bir Taşınmaz için açtığı davanın kabulü yönündeki davanın Yargıtay tarafından onandıktan sonra kesinleştiği, o dosyada düzenlenen bilirkişi krokisinde çekişmeli taşınmazın bulunduğu yer … ve … taşınmazı olarak gösterildiği, aynı yerdeki iki taşınmaz için birisi 2008 yılında birisi ise 2009 yılında iki ayrı dava açılma nedeni üzerinde durulmamıştır.
O halde, mahkemece; çekişmeli taşınmazın yörede 1961 yılı arazi kadastrosunda niçin tapulama dışı bırakıldığı sorulmalı, yöreye ait 1961 yılında düzenlenen kadastro paftası getirtilmeli, çekişmeli taşınmaza en yakın kadastro parsellerinin tesbit tutanakları ve krokileri ile var ise tesbitlerine esas alınan tapu ve vergi kayıtları getirtilmeli, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yere ilişkin en eski tarihli ve dava tarihine en yakın zamanda düzenlenmiş hava fotoğrafları ve memleket haritaları getirtilmeli, daha sonra bu belgeler ziraat fakültelerinin toprak bölümünden mezun olan bir ziraat mühendisi, bir harita ve kadastro (Jeodezi ve Fotogrametri) mühendisinden oluşturulacak
bilirkişi kurulu aracılığıyla, dava konusu taşınmaz ile çevresine uygulanıp bu belgelerde dava konusu yer belirlendikten sonra, hava fotoğrafları ve dayanağı haritalar stereoskop aletiyle ve üç boyutlu olarak incelettirilip taşınmazın niteliğinin bu belgelerde ne şekilde görüldüğü, imar ve ihya ile zilyetliğin hangi tarihte başlayıp tamamlandığı belirlenmeli, bu belgeler ile kadastro paftası, pafta düzenlenmemişse dava konusu taşınmazın 23/06/2005 gün ve 9070 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe konulan BÖHHBÜY (Büyük Ölçekli Haritalar ve Harita Bilgileri Üretim Yönetmeliği) hükümlerine göre koordinatlı olarak düzenlenecek haritası hem 1/5000 ve hem de 1/25000 ölçeklerinde eşitlenerek kadastro paftası ile düzenlenen harita, komşu ve yakın komşu taşınmazları da içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli taşınmazın konumu, hava fotoğrafları ile orijinal renkli memleket haritaları üzerinde gösterir biçimde bilirkişi kurulundan ayrıntılı ve bilimsel verileri içerir, topografik ve memleket haritalarından yararlanılarak taşınmazın gerçek eğim durumunu gösterir rapor alınmalı,
Taşınmazın öncesinin ne olduğu, imar ve ihya yapılmışsa hangi tarihte başlayıp bitirildiği, kimden kime kaldığı, zilyetliğin ne zaman başlayıp nasıl sürdürüldüğü ve ekonomik amacına uygun olup olmadığı, maddi olaylara dayalı ve ayrıntılı olarak, taşınmaz başında dinlenecek yerel bilirkişiler ile taraf tanıklarından sorulmalı, 2008 yılında bu yerin yakınındaki başka bir taşınmaz için açılan dava Alanya Asliye 3. Hukuk Mahkemesinin 2008/631 Esasına kayıtlı dosyada karar kesinleşmeden, çekişmeli taşınmaz için niçin 2009 yılında ayrı dava açıldığı ve açılan davada çekişmeli yerin niçin … ve … yeri okunduğu üzerinde durularak, bu konu yerel bilirkişi ve tanıklara açıklattırılmalı, yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin doğruluğu yukarıda belirtilen ve gerçeğin kendisi olan belgelere dayalı olarak düzenlenecek bilirkişi kurulu raporuyla denetlenmeli, bu konular ile taşınmazın eski ve yeni niteliği konusunda ziraat uzmanı bilirkişiden de ayrıntılı rapor alınmalı,
Keşif sırasında taşınmazı çeşitli yönlerinden hali hazır durumunu gösterir renkli fotoğrafları çektirilip onaylanarak dava dosyası içine konulmalı, davanın açıldığı tarihten önce ya da sonra Hazine yetkilileri tarafından hazırlanan idari tahkikat ve haksız işgal (ecrimisil) tutanakları varsa bu tutanaklar da yerine uygulanıp tutanaklarda ismi yazılı kişiler tanık sıfatıyla dinlenilmeli, 3402 sayılı Kanunun 14/1. maddesinde yazılı 40 ve 100 dönüm kısıtlamaları davacı ve murisi yönünden araştırılmalı, bundan sonra toplanan delillerin tümü birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı gerçek kişinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde yatıran davacıya iadesine, kararın niteliğine, Hazinenin kanunî hasım olmasına göre, Yargıtay’daki duruşma nedeniyle taraflar için Avukatlık ücretine hükmetmeye yer olmadığına 28.05.2013 günü oy birliği ile karar verildi.