YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/240
KARAR NO : 2013/5524
KARAR TARİHİ : 14.05.2013
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tesbitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Orman Yönetimi, Hazine ve davacı … mirasçıları tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Asliye Hukuk Mahkemesinde davacılar tarafından 05.08.2003 tarihinde … mirasçıları adına tescil ve davalıların elatmalarının önlenmesi istemiyle açılmış olan davanın yargılaması sırasında 2006 yılında dava konusu taşınmazların bulunduğu Koçullu Köyünde kadastro tesbit çalışmalarının yapılması ve dava konusu taşınmazlara 113 ada 6, 5, 13 ve 14, 114 ada 1 ve 4, 116 ada 1, 126 ada 7, 127 ada 57 ve 59, 129 ada 2 ve 3, 134 ada 3 ve 52, 135 ada 14, 20 ve 21 parsel numarası verilerek, malik haneleri açık bırakılmak suretiyle sınırlandırılmaları üzerine, Akçakoca Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından Kadastro Kanununun 27/1-2. maddesi uyarınca görevsizlik kararı verilerek dosya kadastro mahkemesi’ne gönderilmiştir.
Hazinenin 135 ada 14 parselin orman olduğu iddiasıyla açtığı 2007/582 esas sayılı dava da eldeki dava ile birleştirildikten sonra;
Mahkemece davacıların davasının REDDİNE, birleşen davanın REDDİNE,
113 ada 6 parsel sayılı taşınmazın … ;
114 ada 4 parsel sayılı taşınmazın …;
35 ada 20 parsel sayılı taşınmazın …;
135 ada 21 parsel sayılı taşınmazın … ;
126 ada 7 parsel sayılı taşınmazın … ;
129 ada 2 parsel sayılı taşınmazın … ;
129 ada 3 parsel sayılı taşınmazın … ;
134 ada 52 parsel sayılı taşınmazın …;
127 ada 57 parsel sayılı taşınmazın … ;
127 ada 59 parsel sayılı taşınmazın …;
116 ada 1 parsel sayılı taşınmazın … ;
134 ada 3 parsel sayılı taşınmazın …;
135 ada 14 parsel sayılı taşınmazın … ;
113 ada 5, 13, 14, 114 ada 1 parsel sayılı taşınmazların orman vasfı ile Hazine adına tesciline karar verilmiş, hüküm Orman Yönetimi, Hazine ve davacı … mirasçıları tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 08.03.1976 tarihinde kesinleşen orman kadastrosu vardır.
Mahkemece çekişmeli taşınmazlardan 113 ada 5, 13, 14 ve 114 ada 1 parselin eski tarihli resmi belgelerde orman sayılan yerlerden olduğu, diğer taşınmazların ise orman sayılmayan yerlerden olduğu ve uzun yıllardır davalıların kullanımında olduğu gerekçesiyle hüküm kurulmuşsa da yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir.
Şöyle ki; davacı … ve Resmiye, taşınmazların miras bırakanları … ‘dan kaldığını ve paylaşılmadığını iddia etmişler, davalı erkek kardeşler… ve … ise, taşınmazları satın aldıklarını bildirmişlerdir. 02.12.2011 günlü keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklar satın alma veya taksim konusunda herhangi bir şey söylememişler, mahkeme de bu konuları tartışmadan, uzun süreli kullanım nedeniyle davalılar adına tescile karar vermiştir. Bundan ayrı; uzman bilirkişi raporunda 1944 tarihli hava fotoğraflarına ve 1960 tarihli memleket haritasına göre inceleme yapılmış, ayrıca 127 ada 57 ve 59, 113 ada 6, 114 ada 4, 116 ada 1, 126 ada 7, 129 ada 2 ve 3, 135 ada 14, 20 ve 21, 134 ada 3 ve 52 parsellerin 1976 yılında kesinleşen orman kadastro sınırları dışında kaldığı bildirilmiş, bunun dışında kalan taşınmazların tahdit haritasına göre olan konumu gösterilmemiş, fen bilirkişi raporunda ise, 114 ada 1 parselin güneyinde bir bölümün 2/B sahasında kaldığı açıklanmıştır. Ayrıca, mahkeme kararının gerekçe kısmında 134 ada 3 ve 135 ada 14 parsellerin bilirkişi raporuna uygun olarak orman sayılan yerlerden olduğu kabul edilmesine rağmen, hüküm kısmında bu taşınmazlar davalılar adına tescil edilmiştir.
Dava başlangıçta tescil davası olarak açılmış olup, yargılama sırasında kadastro çalışması yapılması nedeniyle taşınmazların malik haneleri açıktır ve mahkemece 3402 sayılı Kanunun 30/2. maddesi gereğince re’sen de toplanacak delillere göre malik tesbiti yapılması gerekir. 3402 sayılı Kadastro Kanununun 17. maddesi gereğince orman sayılmayan, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen ve il, ilçe ve kasabaların imar planları kapsamında kalmayan araziden masraf ve emek sarfı ile imar ve ihya edilip tarıma elverişli hale getirilen ve imar ve ihyanın tamamlandığı tarihten, davanın açıldığı güne kadar 20 yıl süreyle zilyet edildiği ileri sürülen taşınmazların, Kadastro Kanununun 14. maddesinde yazılı diğer koşulların yanında niteliğinin, imar ihya edildiğinin ve üzerinde sürdürülen zilyetliğin, başlangıç ve süresinin, kullanılıp kullanılmadığının ve tasarruf sınırlarının ne olduğunun takdiri delil olan yerel bilirkişi ve tanık sözleri yanında, gerçeğin bir resmi olan en eski tarihli hava fotoğrafı ile gerçeğin modeli olan memleket haritaları ile dava tarihinden 15 – 20 yıl önce en az iki zamanda çekilen hava fotoğrafları ve bu fotoğrafların yorumlanması ile üretilen Orijinal renkli memleket haritaları ve standart topografik fotogrametri yöntemi ile düzenlenen kadastro haritalarının steroskop aletiyle ve üç boyutlu olarak incelenip taşınmazın niteliğinin, konumunun ve kullanım durumunun anlatılan bilimsel yöntemle kesin olarak belirlenmesi gerekir.
O halde; mahkemece yeniden yapılacak keşifte, öncelikle taşınmazların tümünü birarada gösteren kadastro paftası ile yöreye ait en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafları ve dava tarihinden 15 – 20 yıl önce çekilmiş hava fotoğrafları ve bu fotoğraflara dayanılarak üretilmiş orijinal renkli memleket haritaları, 1976 yılında kesinleşen orman kadastro haritası dava konusu taşınmazlarla birlikte çevresine uygulanıp, hava fotoğrafları ve dayanağı haritalar steroskop aletiyle ve üç boyutlu olarak incelettirilip taşınmazların niteliğinin bu belgelerde ne şekilde görüldüğü, bu belgelere göre orman ya da 6831 sayılı Kanunun 17/2. maddesinde ifade edilen orman içi açıklık olup olmadığı belirlenmeli, komşu parsellere ait kadastro tespit tutanakları ile varsa dayanağı kayıt ve belgeler ile davalı iseler dava dosyaları, kesinleşmişlerse tapu kayıtları getirtilerek çekişmeli taşınmaz yönünü ne olarak gösterdikleri araştırılmalı, taşınmazlar orman sayılan yerlerden değil ise, zilyedlikle kazanılacak yerlerden olup olmadığı, zilyetliğin ne zaman başlayıp nasıl sürdürüldüğü, kimden kime geçtiği ve ekonomik amacına uygun olup olmadığı, maddî olaylara dayalı ve ayrıntılı olarak sorulup saptanmalı, ziraat uzmanından bu konularda bilimsel verilere dayalı, doyurucu rapor alınmalı, paylaşım veya satış konusu olup olmadıkları araştırılmalı, ortak muristen kalan yerler paylaşılmışsa, tüm mirasçıların katılıp katılmadığı, kadastro geçinceye kadar paylaşımın bozulup bozulmadığı araştırılmalı, mirasçılar arasında pay devrinin tespit gününden önce olmak kaydıyla 3402 sayılı Kanunun 15. maddesine göre geçerli olacağı, ancak böyle bir devir sözkonusu değilse bir mirasçı tarafından sürdürülen zilyedliğin tereke adına sürdürüldüğünün kabulü gerektiği düşünülmeli, taraflara bu konuların belgelerle veya bilirkişi, tanık sözleriyle ispatı için imkan tanınmalı, paylaşımda eşitliğin zorunlu bulunmadığı, uzun süreli kullanmanın paylaşıma karine olduğu gözönünde bulundurulmalı, tüm bu hususlar kararda tartışılmak suretiyle, toplanan delillere göre karar verilmelidir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle, hükme yöneltilen tüm temyiz itirazlarının kabulü ile usûl ve kanuna uygun olmayan hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 14/05/2013 günü oy birliği ile karar verildi.