YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/3328
KARAR NO : 2013/10753
KARAR TARİHİ : 26.11.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı Hazine vekili, 22.10.2004 tarihli dava dilekçesiyle … Köyü 25866 ada 1 parsel sayılı taşınmazın, 1947 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastro sınırları içerisindeyken, 1976 yılında yapılıp 24.03.1976 tarihinde ilân edilerek 24.03.1977 tarihinde kesinleşen, 1744 sayılı Kanun ile değişik 6831 sayılı Kanunun 2. madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkartıldığını, taşınmazın orman sınırları içinde olduğu gözönünde bulundurulmadan tapuya tescil edilip daha sonra ifraz edilerek dava konusu parselin bir kısım payının davalılar adına tapu kayıt edildiğini, hukukî dayanaktan yoksun ve yolsuz tescil niteliğindeki davalılar adına olan tapudaki bu payların iptalini ve Hazine adına tescilini istemiştir.
Mahkemece davanın reddine ilişkin verilen karar, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 30/04/2009 gün ve 2009/5207-7249 sayılı kararı ile bozulmuştur.
Hükmüne uyulan bozma kararında özetle “…çekişmeli parselin ifraz edildiği … Köyü 45 ve 46 sayılı parseller için Vakıflar Yönetiminin tapu kaydına tutunarak açtığı kadastro tesbitine itiraz davasının reddine ilişkin Kadastro Mahkemesinin 24.12.1986 gün ve 1975/180-438 sayılı kararının kesinleşmesiyle tesbit gibi tapuya tescil edildiği, kararda Hazinenin kendi adına tesbit edilen diğer parseller için davalı sıfatını taşıdığı, çekişmeli parsel yönünden taraf sıfatının bulunmadığı, bu nedenle aleyhine kesin hüküm teşkil etmediği, 6831 sayılı Kanunun değişik 2 ve 2/B madde uygulaması sonucu nitelik kaybı nedeniyle Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan taşınmazların, Anayasanın 170. maddesinde belirtilen kamu hizmetinin yerine getirilmesi için 2924 sayılı Kanun gereği Orman Bakanlığının emrine geçeceği, başka bir anlatımla, Orman Bakanlığına tahsis edilmiş sayılacağından 3402 sayılı Kanunun 17. maddesi ve yine kanunlar gereği Hazineye kalan yerler olması nedeniyle, aynı Kanunun 18. maddesi hükmü karşısında, orman rejimi dışına çıkarma işlemi Hazine adına yapılacağından, 2896 ve 3302 sayılı Kanun ile değişik 6831 sayılı Kanunun 2/B maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan taşınmazların Kazandırıcı zamanaşımı yoluyla edinilmesine olanak bulunmadığı hususları gözetilerek, Hazinenin davasının kabulüne karar verilmesi…” gereğine değinilerek bozulmuştur.
Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra, 6292 sayılı Kanunun 7. maddesi uyarınca davacı Hazinenin davadan vazgeçmesi nedeniyle konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına, davacı Hazinenin harçtan muafiyetine, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, avukatlık asgari ücret tarifesine göre belirlenen 720.- TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine karar verilmiş, hüküm Hazine vekili tarafından yargılama giderlerine ilişkin olarak temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, 1947 yılında kesinleşen orman kadastro sınırları içindeyken yine 1978 yılında kesinleşen 1744 sayılı Kanun ile değişik 6831 sayılı Kanunun 2. madde uygulaması sonucu Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan parselin tapu kaydının iptal ve tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce 1946 yılında yapılıp 1947 yılında kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 7 numaralı Orman Kadastro Komisyonuna bağlı 4 numaralı ekipçe yapılıp 24.03.1976 tarihinde, itirazlar incelenerek sonuçları 7 numaralı Komisyonca 06.04.1983 tarihinde ilân edilerek dava tarihinden önce kesinleşen aplikasyon ve 1744 sayılı Kanun ile değişik 6831 sayılı Kanunun 2. madde uygulaması, 1988 yılında yapılıp, 15.06.1989 tarihinde ilân edilerek dava tarihinden önce kesinleşen aplikasyon ve 3302 sayılı Kanun ile değişik 6831 sayılı Kanunun 2/B madde uygulaması vardır.
Arsa niteliğinde ve 2674 m2 yüzölçümünde, tapuda paylı olarak davalı gerçek kişiler adına kayıtlı olan çekişmeli parsel, genel kadastro sırasında, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle gerçek kişiler adına tesbit edilen, Vakıflar Yönetiminin itirazının reddiyle tesbit gibi tescile ilişkin Kadastro Mahkemesinin 24.12.1986 gün ve 1975/180-438 sayılı hükmüne göre Mehmet Özalp adına tescil edilip mirasçılarına geçen … Köyü 45 ve … (… ile …) adına tescil edilen aynı köy 46 sayılı parselin 2981 sayılı Kanun hükümlerine göre ifrazıyla oluşmuş, 46 sayılı parselden gelen payları nedeniyle davalılar murisi adına tescil edilmiştir.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve 6292 sayılı Kanunun 7. maddesi uyarınca davacı Hazine tarafından davadan vazgeçildiğine ve H.M.K 331/1. maddesi uyarınca davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir etmesi gerekir ise de, 3402 sayılı Kanuna 6099 sayılı Kanunun 16. maddesi ile eklenen 36/A maddesi uyarınca kadastro işlemi ile oluşan tesbit ve kayıtların iptali için Devlet veya diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından kayıt lehtarına karşı kadastro mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda davalı aleyhine vekâlet ücreti dâhil, yargılama giderine hükmolunamayacağından Hazine yararına da vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilemeyeceğine göre, mahkemece yazılı şekilde kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak; mahkemece verilen hükmün Kanun değişikliği nedeniyle konusuz kaldığından davada karar verilmesine yer olmadığına karar verildiğinden davacı aleyhine yargılama giderleri ile vekalet ücretine hükmedilmemesi gerekirken, hüküm yerinde davalıların yararına vekâlet ücretine hükmedilmesi doğru değil ise de, bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple; hüküm fıkrasının 5. bendinde yer alan “5-Avukatlık asgari ücret tarifesine göre belirlenen 720.00.- TL ücreti vekaletin davacı taraftan tahsili ile kendini vekil ile temsil ettiren davalılara ödenmesine” cümlesi kaldırılarak, bunun yerine, “5-Kanun değişikliği nedeniyle davanın konusuz kaldığı anlaşıldığından davalılar yararına vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına” cümlesinin ve yeni bir 6. madde numarası verilerek ”6-Dava tarihine göre davasında haklı bulunan davacı Hazine yararına 3402 sayılı Kanuna 6099 sayılı Kanunun 16. maddesi ile eklenen 36/A maddesi uyarınca vekâlet ücreti takdirine yer olmadığına” cümlesinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve 6100 sayılı Kanunun geçici 3. maddesi atfıyla H.U.M.K.’nun 438/7. maddesine göre düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA 26/11/2013 günü oy birliği ile karar verildi.