Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2013/3403 E. 2013/5708 K. 16.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/3403
KARAR NO : 2013/5708
KARAR TARİHİ : 16.05.2013

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tesbitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar Hazine ve … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Kadastro sırasında, … Köyü 101 ada 353 parsel sayılı 41186 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, belgesizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalılar adlarına tesbit edilmiştir. Davacı …, mirasçılar arasında yapılan taksim sonucu taşınmazın tamamının kendisine ait olduğu; Hazine, taşınmazın Hazine adına tescil edilmesi gerektiği iddiasıyla dava açmışlardır. Mahkemece, Hazinenin davasının reddine, …’in davasının kabulü ile 101 ada 353 parselin tespit gibi … adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Hazine tarafından temyiz edilmekle; Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 09.03.2009 gün ve 2009/1242-3839 sayılı kararı ile bozulmuştur.
Hükmüne uyulan bozma kararında özetle; “Aynı gün ve daha önce Dairede temyiz incelemesi yapılan, birbirine bitişik ya da yakın komşu olan ve tümü 1990 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosunda orman arazisi olarak sınırlandırılan taşınmaza komşu bulunan, dava konusu parsellerin bir kısmı vergi kayıtlarına, bir kısmı hem vergi kaydı hem sınırı yazılı olmayan vergi beyannamesine, bir kısmı da belgesiz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı kişiler adına tesbit edildiği, Hazine tarafından bu parsellerin tümü hakkında aynı iddia ile dava açıldığı, bir kısım parsellere uygulanan 1936 tarihli vergi kayıtlarının orman tahdit yönünü orman, çalılık, taşlık gibi değişebilir sınırlar okuduğu, mahkemece vergi kayıtlarının yüzölçümüne değer verilerek kayıt fazlasının ormandan açıldığı gerekçesiyle Hazine adına, kayıt miktarının da davalı kişiler adına tesciline karar verildiği, 1936 tarihli vergi kayıtları ile sınırları yazılı olmayan ancak yüzölçümü belirtilen 1977-1981 yıllarına ait emlak beyanname kayıtları uygulanan parsellere ait dava dosyalarında daha fazla yüzölçümlü emlak beyan kayıtlarına değer verilerek hüküm kurulduğu, tüm dosyalarda birbirine yakın olan parsellerde ormancı bilirkişiler tarafından düzenlenen ve kesinleşen orman kadastro haritaları ile kadastro paftalarının irtibatlı olmadığı, dava konusu taşınmazlar ormana bitişik olduğu halde eski ve yeni tarihli memleket haritaları ile hava fotoğrafları uygulanıp bu belgelerde dava konusu parselin konumunun ve niteliğinin gösterilmediği, zilyetlik konusunda beyanda bulunan bilirkişi ve tanık beyanlarının doğruluğunun bu resmî belgelerle denetlenmediği, kayıt miktar fazlası bulunan parsellerin bazılarında kayıt miktar fazlasının tarla niteliği ile bazılarında eylemli durum gözönünde bulundurulup meşelik ya da ham toprak niteliği ile tescil edildiği, çekişmeli taşınmazlara komşu veya yakın komşu parsellerin bir kısmının da çamlık niteliği ile Hazine adına tespit gördüğü, Hazine davasının kısmen kabul edildiği, dosyalarda kişilerin bir temyizinin bulunmadığı, Hazine davasının tamamen ya da kısmen ret edilen dosyaların tümümün Hazine tarafından temyiz edildiği, bu nedenlerle Hazine davasının kısmen kabulüne karar verilen ve davalı kişilerce temyiz edilmeyen bölümler yönünden Hazine yararına usûlü kazanılmış hak oluştuğu, ne varki Hazine davasının kısmen ya da tamamen reddine karar verilen dosyalarda yapılan inceleme ve araştırmanın hüküm vermeye yeterli olmadığı”na değinilmiştir.
Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın kısmen kabulüyle 101 ada 353 sayılı parselin (B) ile gösterilen 1309 m2’lik kısmının orman vasfıyla Hazine adına, (A) ile gösterilen 39872 m2’lik kısmının davacı … adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 03.10.2011 gün ve 2011/12389 -10898 sayılı kararı ile ikinci kez bozulmuştur.
Hükmüne uyulan bozma kararında özetle; “Dava konusu taşınmaz, belgesizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak davalılar adına tespit edilmiş, davalılar yargılama sırasında 310 ve 311 nolu vergi kayıtlarına dayanmıştır ve dayanılan vergi kayıtları toplamı 60 ar (6000 m2) yüzölçümündedir ve keşif sırasında dinlenen mahalli bilirkişi vergi kayıtlarının davalı taşınmaza uyduğunu bildirmiş olduğu gibi mahallinde yapılan keşif sonucu alınan bilirkişi raporunda da çekişmeli taşınmazın (A) ile gösterilen 39872 m2’lik kısmının orman sayılmayan, (B) ile gösterilen 1309 m2’lik kısmının orman sayılan yerlerden olduğu bildirilmiştir. Çekişmeli taşınmazın sınırlarında eylemli orman alanı bulunmakta olup vergi kayıt miktar fazlasının taşınmazın sınırlarında bulunan orman parselinden açıldığının ve zilyetlikle kazanılacak yerlerden olmadığının kabulü gerekir. Bu nedenle; dava konusu taşınmazın keşif sırasında dinlenen bilirkişi kurulu tarafından düzenlenen bilirkişi raporu esas alınarak orman sayılmayan yerlerden olduğu belirlenen ve (A) ile gösterilen kısım içinde kalan (gerçek kişiler adına tespit görerek kadastro tespiti itirazsız kesinleşen 101 ada 354 parsel sabit sınır kabul edilerek) vergi kayıt miktarı (6000 m2) kadar yerin davacı … adına; miktar fazlasının ormandan açıldığı kabul edilerek orman vasfı ile Hazine adına tesciline karar verilmesi gerekirken, aksi düşünce ile yazılı şekilde hüküm kurulması usûl ve kanuna aykırıdır.” denilmiştir.
Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın kısmen kabulüne, 101 ada 353 nolu taşınmazın kadastro tutanağının iptali ile (C) harfi ile gösterilen 6000 m²’lik kısmının tarla vasfıyla davacı … adına tespit ve tesciline, (A ve B) harfi ile gösterilen kısımların orman vasfı ile Hazine adına tespit ve tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Hazine tarafından (C) kısmına davacı … tarafından (A ve B) kısımlarına yönelik olarak temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede tespit tarihinden önce 1990 yılında yapılan ve 14.12.1990 tarihinde ilân edilerek kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması bulunmaktadır.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usûl ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının gerçek kişiye yükletilmesine, Hazineden harç alınmasına yer olmadığına 16/05/2013 gününde oy birliği ile karar verildi.