YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/464
KARAR NO : 2013/5972
KARAR TARİHİ : 23.05.2013
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tesbitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında Konya İli, … İlçesi, … Kasabası, Hıdırlık Mahallesinde bulunan 373 ada 9 parsel sayılı 673.711,87 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, 3402 sayılı Kanunun 16. maddesinin (B) bendi gereğince Buzyeri Yaylası niteliğiyle orta malı olarak sınırlandırılmıştır.
Davacı … Belediye Başkanlığı vekili 20/05/2006 tarihli dilekçesi ile 373 ada 9 parsel sayılı taşınmazın esasen 2.000.000 m2 genişliğinde olduğunu, kadastro tesbiti sırasında eksik ölçüm yapıldığını, yapılan kadastro tesbitinin iptali ile Dereiçi Kasabası yaylasının sınırlarının tesbiti ile tesbit edilen bu alan içerisinde kalan, ancak; Dereiçi Yaylası olarak tesbit görmeyen alanın tesbit gördüğü ilgili parsellerden iptali ile Dereiçi Yaylası olarak tesbit gören 373 ada 9 nolu parsele eklenmek suretiyle tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, verilen kesin süre içerisinde davacının gerekli olan gider avansını yatırmadığı, mahallinde keşif icra edilip taraf tanıkları ve mahalli – tutanak bilirkişileri dinlenilmeden davanın esası hakkında bir karar verilemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine ve dava konusu 373 ada 9 sayılı parselin tesbitinin iptali ile mülkiyeti Hazineye, intifa hakları davalı … Belediyesine ait olmak üzere sınırlandırılmasına ve saptamanın mera kütüğüne tesciline karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından usûle ve esasa ilişkin nedenlerle temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Yargıcın dava konusu şeyi inceleyerek onun hakkında bütün duygularıyla bilgi edinmesi olarak tanımlanabilen keşif; taşınmazlarla ilgili davalarda, dava konusunun yerinde görülüp incelenmesi biçiminde gerçekleşir (H.Y.U.Y.m. 363 vd.). Keşfe gidilebilmesi için mahkemenin bu konuda bir ara kararı oluşturması zorunludur. Bu kararda; keşif giderlerinin, keşif giderini yatıracak tarafın ve bunun için gerekli önel ve/veya kesin önelin, avukatla kendini temsil ettirmeyen taraf keşif istemişse, kesin önel içerisinde giderleri yatırmamanın sonuçlarının açıklıkla anlatılması; tanık dinlenip, bilirkişi incelemesi yapılacak ise, bu hususun ve keşif günü ile saatinin belirtilmesi, bunun doğal sonucu olarak; hakim, katip ve götürülecekse mübaşir için yol tazminatının (3717 sayılı Kanun m.2); keşif isteyen taraftan keşif aracını bizzat sağlaması istenemeyeceğinden; mahkeme, yapacağı işe, süresine ve gideceği yere göre gerekli gördüğü aracı kendisi belirleyip, temin edeceğinden, araç için ödenecek para miktarının; keşifte dinlenecek bilirkişi ve tanıkların isimlerinin ve ücretlerinin; bilirkişi ve tanıklarla, gerekiyorsa taraflara keşif gününün haber verilebilmesi için gönderilecek davetiye giderlerinin gösterilmesi
-2-
2013/464 – 5972
yanında; yatırılacak avansın tutarı ile yatıracak tarafın ekonomik gücü, keşif tarihi ve tebligatların ulaşması için geçecek süre gözetilerek keşif gününden önceye rastlayan bir tarihin belirlenmesi ve bunda Tebligat Yasası ile Tebligat Yönetmeliğinin gözönünde tutulması zorunludur.
Anılan hususları kapsamayan ve belirlenecek bir miktarın keşif gününe kadar yatırılması biçiminde kurulacak ara kararı ve buna dayalı olarak verilecek önel ve kesin önelin uygulamada H.U.M.K.’nun m.414, 163 açısından bir sonuç doğurması olanağı bulunmamaktadır (H.G.K. 26.02.1975 T. 1972/1-1273 E. 1975/258 K; H.G.K. 18.02.1983 t, 1980/1-1284 E. 1983/141 K. H.G.K. 30.12.1992 t. 1992/16-666 E., 1992/769 K.; 20.H.D. 14.12.1992 t, 1992/16198-7040).
Öte yandan, bu koşulların tam olarak yerine getirilmemesi, keşif giderlerine itiraz hakkı olan gider yükümlüsünün bu hakkını kullanmasına da engel oluşturur.
Kadastro mahkemelerinde belirtilen genel hükümler, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 29’ncı maddesi kıyas yoluyla, aynı yasanın 36’ncı maddesine göre işlem yapılması hallerinde de aynen uygulanır.
Bu nedenle; mahkemece, keşfe götürülecek fen bilirkişinin ismi belirtilmediğinden yukarıda açıklanan kanun ve yerleşmiş Yargıtay uygulamasına aykırı olarak kurulan ara kararları sonucu verilen önel ve kesin önele dayanılarak, keşif giderlerinin kanunî sürede yatırılmadığından söz edilerek yazılı biçimde hüküm kurulması bozma nedenidir.
Kabule göre de … Kasabası 373 ada 9 sayılı parsel dava konusu olmadığı halde olağan usule göre kesinleştirilmesi için kadastro tutanak aslının kadastro müdürlüğüne gönderilmesine karar verilmesi gerekirken davalı kabul edilerek mahkemece hakkında sicil oluşturulmuş olması da doğru değildir.
SONUÇ; Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer hususların bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 23.05.2013 gününde oy birliği ile karar verildi.