YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/53
KARAR NO : 2013/5818
KARAR TARİHİ : 20.05.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, mevkii ve sınırları dava dilekçesinde gösterilen yaklaşık 11.400 m2 yüzölçümündeki taşınmazın 20 yılı aşkın süreden beri vekil edeninin zilyetlik ve tasarrufunda olduğunu iddia ederek, tapuya tesciline, yargılamanın devamı sırasında Hazine tapusu kapsamında kalıp imar uygulaması ile değişik ada ve parsellere ayrıldığının anlaşılması üzerine, sınırlarını belirttiği yerde kalıp Hazine adına tapusu oluşan taşınmazlara ilişkin tapu kayıtlarının iptali ile vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen hükmün Hazine ve davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine 8. Hukuk Dairesince, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddine, Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Hükmüne uyulan Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 04.04.2006 gün ve 2005/8932 – 2006/2209 sayılı bozma kararında özetle; “Dava dilekçesi ve sonradan dosyaya sunulan 7/12/1990 ve 22/2/2000 tarihli dilekçelere göre dava konusu taşınmazın 2613 sayılı Kanuna göre tutanağı düzenlenen 1 ada 1 parselin bir kısmı olup, bu kısmın da 5/3/1990 – 8/5/1996 tarihilerinde imar uygulaması ile Hazine adına tescil edilen 1828 ada 4, 6, 8 ve 9 , 1829 ada 1, 2, 14, 15 ve 16 parseller olduğu, kısmen redde ilişkin hükme yönelik davacı kişinin temyiz itirazları Dairenin 28/3/2002 gün 2001/8635 – 2002/2603 sayılı kararıyla reddedildiğinden kişinin temyiz itirazlarının reddine, Hazinenin temyiz itirazları yönünden ise hükme dayanak yapılan orman raporunun yetersiz olduğu, 1 ada 1 parselin 14.05.1971 tarihinde yapılan kadastro tesbitinde öteden beri kimsenin zilyetliğinde bulunmayan sahipsiz yerlerden olduğu, içerisinin tamamen çam ormanı ile kaplı olduğu, orman kadastro tutanağında orman olarak gösterilmemiş ise de zemindeki ağaçlar üzerine orman tahdit sınırı olarak işaret verildiği belirtilerek çam ormanı niteliği ile 120.115 m2 yüzölçümlü olarak tespit edildiği ve tespitin itirazsız kesinleştiğinden, taşınmazın geçmişteki ve halihazırdaki niteliği ile orman sayılan yerlerden olup olmadığı yönünde duraksama olduğu, bu sebeple 1970’li yıllara ait memleket haritası ve hava fotoğrafları getirtilerek üç orman bilirkişi aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte, kesinleşmiş tahdit haritası, eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafları uygulanarak yöntemine uygun şekilde orman araştırması yapılması, taşınmazın şimdiki ve geçmişteki niteliğinin belirlenmesi, fotoğraflarının çekilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi” gereğine değinilmiştir.
Mahkemece bozma kararına uyularak, dava konusu 1828 ada 4, 6, 8 ve 9, 1829 ada 1, 2, 14, 15 ve 16 parsellerin tapu kayıtlarının iptal edilerek davacı … adına tapuya tesciline karar verilmiş; davacı … ve davalı Hazine tarafından hükmün temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 20. Hukuk Dairesi tarafından davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddine, Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 2010/8644 – 10070 sayılı bozma kararında özetle; “Hazinenin temyiz itirazlarına gelince; Mahkemece verilen karar usûl ve kanuna aykırıdır. Şöyle ki; Hisar Mahallesinde 01.02.1972 tarihinde yapılan kadastro sırasında 1 ada 1 parsel sayılı 120.115 m2 yüzölçümündeki taşınmaz öteden beri kimsenin zilyetliğinde bulunmayan sahipsiz yerlerden olduğu, içerisinin tamamen çam ormanı ile kaplı olduğu, orman kadastro tutanağında orman olarak gösterilmemiş ise de zemindeki ağaçlar üzerine orman tahdit sınırı olarak işaret verildiği belirtilerek çam ormanı niteliği ile Hazine adına tespit edilmiş ve itirazsız kesinleşmiştir. Daha sonra 5/3/1990 – 8/5/1996 tarihlerinde yapılan imar uygulaması ile 1828 ada 4, 6, 8 ve 9, 1829 ada 1, 2, 14, 15 ve 16 ve dava dışı parsellere ayrılmıştır. Davacı kişinin dosyadaki ıslah dilekçelerine göre 1828 ada 4, 6, 8 ve 9, 1829 ada 1, 2, 14, 15 ve 16 parsellerin dava edildiği anlaşılmaktadır. Hükme dayanak yapılan orman bilirkişi kurulu tarafından düzenlenen raporda, 1 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 1969 yılında yapılıp kesinleşen orman tahdit haritası dışında kaldığı, 1963 baskı tarihli memleket haritasında, 1964 tarihli amenajman planında ve hava fotoğraflarında çalılık ve makilik olarak gözüktüğü, eğim ölçere göre % 2 eğimli olduğu, üzerinde pazar yeri ve çok sayıda apartman bulunduğu, 6831 sayılı Kanunun 1/j maddesi uyarınca orman sayılmayan yerlerden olduğu belirtilmiştir. Yerel mahkemece de orman bilirkişi kurul raporuyla taşınmazların sayılmayan yerlerden olduğunun belirlendiği gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiştir. Ancak, orman bilirkişi kurulu tarafından yöntemine uygun şekilde düzenlenen aplikeli memleket haritasında çekişmeli taşınmazların bulunduğu alan çalılık rumuzlu yeşil alanda işaretlenmiş olup; çevresinde ise, ibreli ağaç ve çalılık rumuzları yer almaktadır. Davacı adına tescile karar verilen 1828 ada 4, 6, 8 ve 9 , 1829 ada 1, 2, 14, 15 ve 16 parsellerin geldisi olan 1 ada 1 parsel ise, 01/02/1972 tarihinde çam ormanı niteliği ile Hazine adına tespit edilmiştir. Dolayısıyla, 1 ada 1 parselin 1963 baskı tarihli memleket haritasındaki ve 1964 tarihli amenajman planındaki konumu, kadastro tespit tutanağındaki nitelik ve edinme ile örtüşmektedir. Davacı …, 05/05/1988 tarihli dilekçe ile kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Memleket haritasının ve amenajman planının düzenlendiği 1963 -1964 yılı ile 1 ada 1 parselin kadastro tespit tutanağının düzenlendiği 14.05.1971 tarihi arasında 20 yıllık süre bulunmamaktadır. 1 ada 1 parselin kadastro tespitinin yapıldığı 1971 yılından geriye doğru 20 yıl önce taşınmazın imar ve ihya edilmesi, imar ve ihya edildiği tarihten itibaren kadastro tespit tarihine kadar 20 yıl süreyle nizasız fasılasız malik sıfatıyla kullanılmış olması kanunî zorunluluktur. Her ne kadar tanık ve yerel bilirkişiler, taşınmazın davacı tarafından uzun yıllar kullanıldığını ifade etmişler ise de, resmî belgelere uygun düşmeyen tanık ve bilirkişi beyanlarına değer verilemez. Bu durum karşısında, davacı kişi yararına 3402 sayılı Kanunun 14. ve 17. maddelerinde düzenlenen imar ve ihya ile zilyetlik yoluyla taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiğinden söz edilemeyeceğinden, davacı tarafından açılan davanın reddine karar verilmesi” gereğine değinilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyulduktan sonra, bozma kapsamı dışında kalan hususlar hakkında yeniden karar verilmesine yer olmadığına, bozma kararı kapsamında kalan kısımlar yönünden davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 22/09/1969 tarihinde ilân edilerek kesinleşen orman kadastrosu ile daha sonra 23/05/1991 tarihinde ilân edilerek kesinleşmeyen aplikasyon ve 2/B madde uygulaması vardır.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usûl ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 20/05/2013 gününde oy birliği ile karar verildi.