YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/6001
KARAR NO : 2013/10767
KARAR TARİHİ : 26.11.2013
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında … Köyü, 118 ada 6 parsel sayılı 5318,16 m² yüzölçümündeki taşınmaz, belgesizden Hazine adına tespit edilmiş olup, 6831 sayılı Kanunun 2/B maddesi gereğince orman sınırları dışına çıkartıldığı ve tutanağın edinme kısmında … ile …’in işgalinde olduğu belirtilmiştir.
Davacı Orman Yönetimi, dava konusu parselin kesinleşmiş orman tahdidi içinde kaldığı iddiasıyla dava açmıştır.
Çine Kadastro Mahkemesinin 2007/115 E. – 2009/13 K. sayılı ilâmı ile, davanın kabulüne ve dava konusu parselin orman vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalılar Hazine ve … tarafından süresinde temyiz edilmiş; Yargıtay 20 Hukuk Dairesinin 18.10.2010 gün ve 2010/9468 E. 2010/12536 K. sayılı kararı ile bozulmuştur.
Hükmüne uyulan bozma kararında özetle; “Mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin hükme yeterli olmadığı, davacı Orman Yönetimince, taşınmazın orman sınırı dışında bırakıldığı ve kısmen de 2/B madde uygulaması yapılıp dışarı çıkarıldığı, ancak, nitelik kaybetmediği iddia edildiğine göre, dava, taşınmazın gerçekten 2/B madde uygulamasına konu olup olmadığı, konu olmuşsa 2/B madde koşullarının oluşup oluşmadığı ve kesinleşen orman sınırları içinde kalıp kalmadığına ilişkin olup, bu hali ile aynı zamanda 2/B madde uygulamasına itiraz niteliğinde olduğu, 2/B madde uygulaması askı ilânı, çalışma tutanakları ve haritalarının getirtilmediği, o halde, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede yapıldığı anlaşılan orman tahdidi ile aplikasyon ve 2/B madde uygulamasına ilişkin askı ilânı, çalışma tutanakları ve orijinal renkli haritası ilgili yerlerden getirtilmesi, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi ve bir harita mühendisinden veya olmadığı takdirde bir tapu fen memurundan oluşturulacak dört kişilik bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte 2 Eylül 1986 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan 6831 sayılı Orman Kanununa Göre Orman Kadastrosu ve Aynı Kanunun 2/B Maddesinin uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 54. maddesi uyarınca hazırlanan Orman Kadastrosu Teknik İzahnamesinin 49. maddesinde yazılı “orman sınır noktası ve hatların uygulanmasında tutanaklardan, orman kadastro haritasından, hava fotoğraflarından, varsa ölçü karnelerinden, nirengi, poligon, röper noktalarından yararlanılır. Sınırlama tutanakları ile orman kadastro haritaları arasında çekişme olduğunda ölçü değerleri ve tutanaktaki ifadeler arazinin durumuna göre incelenir, hangisi daha çok uyum gösteriyorsa ve gerçek duruma uygun ise o esas alınır.” hükmü ile 15.07.2004 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan Orman Kadastrosunun
Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin “Teknik İşler” başlıklı Dokuzuncu Bölümünde yazılı esaslar gözönünde bulundurularak uygulama yapılması, yerel bilirkişi beyanlarına başvurularak yerinde bulunmayan orman sınır noktaları, bulunanlardan hareketle tutanak ve haritalarda yazılı mevkii, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulama tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6 – 7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmesi, anlatılan yöntemle bulunan ilk orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulaması ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeğe çevrilerek, çekişmeli taşınmazın orman kadastrosu aplikasyon ve 2/B madde haritalarına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde, ayrı renkli kalemlerle gösterilip keşfi izleme olanağı sağlanması, aynı ya da yakın orman sınır hatlarında, dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilerek bilirkişilerden müşterek imzalı rapor ve kroki alınması, ilk orman kadastro harita ve tutanakları ile aplikasyon ve 2/B madde harita ve tutanaklarının uyumsuz olması halinde yukarıda yazılı Yönetmelikler ile Teknik İzahnamelerde yazılı tutanakların düzenlenmesine esas alınan hava fotoğrafı ve memleket haritası ile desteklenen ve gerçek duruma uygun düşen tutanaklara değer verileceğinin düşünülmesi, 2/B madde uygulamasının kesinleşmediğinin belirlenmesi ve davalı taşınmazın 2/B uygulaması ile orman dışına çıkarıldığının saptanması halinde ise, 6831 sayılı Kanunun değişik 2/B maddesindeki (bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybetmiş yerlerin orman rejimi dışına çıkartılacağı) düzenlemeden doğal ve gerçek anlamda nitelik kaybının anlaşılması gerektiği, yoksa her isteyenin ormanlarda doğal olarak bulunan deliceleri aşılaması, bina ya da eklentilerini inşa etmesi, erozyona sebep olacak biçimde araziyi teraslaması ya da orman bitkilerini kökleyip tarım yapmaya teşebbüs etmesi veya 6831 sayılı Kanunun 17/2. maddesi gereğince hiçbir zaman kişiler adına tapuya tescil edilemeyecek ve özel mülk olamayacak orman içi açıklığı niteliğinde olan yerlerin kanun maddesinde anlatılan bilim ve fen bakımından nitelik kaybı oluşturmayacağı, bu tür eylemlerin zorla ve ormanın tahribi sonucu niteliğinin kaybettirilmesini ve toprak erozyonu, ormanların ortadan kalkması, doğanın ve çevrenin bozulup yok olması sonuçlarını doğuracağı, 6831 sayılı Kanunun 2/4. maddesinde sayılan yerlerde 2/B madde uygulamasının yapılamayacağı, yukarıda anlatılan eylemler sonucu ormanların yok edilmesinin ve baştan beri 6831 sayılı Kanunun 17. maddesinde anılan orman içi açıklık niteliğinde olan veya sonradan bu hale gelen yerlerin bilim ve fen bakımından orman niteliğini kaybetme olarak kabul edilemeyeceği gözönünde bulundurularak, uzman orman bilirkişi kurulunca dava konusu taşınmazın orman bütünlüğünü bozmama, su ve toprak rejimine ve çevresindeki ekosistemlerinin tüm öğeleriyle kendisini yenileyebilme gücüne zarar vermeme, ormancılık çalışmalarının etkenlik, verimlilik ve karlılık düzeylerini düşürmeme, taşınmaz üzerinde insan elinin çekilmesi ve olduğu gibi bırakılması halinde yeniden orman haline dönüşüp dönüşemeyeceği gibi koşullar birlikte değerlendirilip, dava konusu taşınmazın hangi doğal olaylar ve eylemler sonucu bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybettiği ya da kaybetmediği incelenerek bu olguların tartışılması ve taşınmazın hangi maddî ve bilimsel olgular sonucu nitelik kaybettiği sonucuna ulaştıklarının raporda açıklanması” gereğine değinilmiştir.
Yargıtay bozma kararı sonrası mahkemece; davanın reddine, taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Orman Yönetimi vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Taşınmazın bulunduğu yörede, dava tarihinden önce 1744 sayılı Kanun ile değişik 6831 sayılı Kanuna göre yapılıp 27.06.1974 tarihinde kesinleşen seri bazda orman kadastrosu, 2005 yılında yapılan ve kesinleşmeyen aplikasyon ve 2/B uygulaması vardır. Bölgede arazi kadastrosu, 3402 sayılı Kanuna göre yapılmış ve tutanaklar 29.12.2006 – 29.01.2007 tarihleri arasında ilân edilmiştir.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve her ne kadar çekişmeli taşınmazın 6831 sayılı Kanunun 2/B maddesi kapsamında Hazine adına tespiti yapılmış ve Orman Yönetimi tarafından orman iddiasıyla dava açılmış ise de, çekişmeli taşınmazın tamamının 1974 yılında yapılan orman kadastrosunda orman sınırları dışında iken 2005 yılında işe başlanan 6831 sayılı Kanunun 2/B maddesi uygulamasında nitelik yitirdiği gerekçesiyle Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı anlaşıldığına ve yapılan araştırmada taşınmazın öncesi itibariyle hava fotoğrafı, memleket haritası ve amenajman planı haritasında orman sayılmayan yerlerden olduğu belirlenerek ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 26/11/2013 gününde oy birliği ile karar verildi.