Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2013/6441 E. 2013/10822 K. 26.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/6441
KARAR NO : 2013/10822
KARAR TARİHİ : 26.11.2013

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Kadastro sırasında … Köyü, 106 ada 213 parsel sayılı 10718.25 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, maliki tespit edilemediğinden tarla niteliği ile Hazine adına tesbit edilmiştir. Davacı gerçek kişi, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği iddiasıyla dava açmıştır.
Mahkemece, davanın kabulüne ve dava konusu parselin davacı … adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmekle dairece bozulmuştur.
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 15/03/2010 gün, 2010/478E-3170K sayılı kararında özetle: “Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir. Şöyle ki: Dosyada mevcut kadastro pafta örneğinden çekişmeli taşınmazın dört tarafının 106 ada 1 numaralı orman parseli ile çevrili olduğu anlaşılmakta olup somut olayda; davacı gerçek kişi kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği iddiası ile Hazine aleyhine dava açtığına göre çekişmeli taşınmazın orman ya da orman toprağı sayılan yerlerden olup olmadığının en eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve amenajman planının yerine uygulanması suretiyle belirlenmesi gerekir. Mahkemece taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığının tespiti yönünden her hangi bir inceleme yapılmadığı gibi davacı ve satın aldığı kişi yönünden zilyetlik araştırması da yapılmamıştır. Ayrıca, her ne kadar Orman Yönetiminin 26.04.2007 tarihli cevabî yazısı ile … Köyünde orman kadastrosu yapılmadığı bildirilmiş ise de dosya kapsamından çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 5304 sayılı Kanun ile değişik 3402 sayılı Kanunun 4. maddesi gereğince orman sınırlandırması yapılmış olduğu izlenimi doğmakta olup, mahkemece bu konuda da araştırma yapılmamıştır.
Mahkemece öncelikle, çekişmeli taşınmazın bulunduğu … Köyünde 5304 sayılı Kanun ile değişik 3402 sayılı Kanunun 4. maddesi gereğince orman sınırlandırması yapılıp yapılmadığı araştırılmalı, yapılmış ise buna ilişkin belgeler getirtilmelidir.
Mahkemece, 5304 sayılı Kanun ile değişik 3402 sayılı Kanunun 4. maddesi gereğince orman sınırlandırması yapılıp yapılmadığı araştırılıp, yapılmış ise buna ilişkin belgeler getirtirildikten sonra eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek bir mühendis ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı, çekişmeli taşınmazın 6831 sayılı Kanunun 17/2. maddesi kapsamında kalan yerlerden olup olmadığı araştırılmalıdır.
Yukarıda açıklanan yöntemle yapılacak araştırma sonucu, taşınmazın orman sayılan yerlerden olmadığı belirlendiği takdirde, bu kez, zilyetlik yolu ile kazanma (Medeni Kanunun 713. maddesi, 3402 sayılı Kanunun 14. ve 17. maddelerindeki) koşulların araştırılması gerekir. Yerel bilirkişinin imar ve ihya ile zilyetlik olgusunu hangi olaylarla nasıl hatırladıkları saptanmalı; ayrıca, davacı ile birlikte taşınmazı satın aldığı Latif Komutan yönünden 3402 sayılı Kanunun 14. maddesinde yeralan kısıtlamalar açısından araştırma yapılıp sonucunun gözetilmesi ve toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.” denilmiştir.
Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra; davanın kabulüne, 106 ada 213 parsel sayılı taşınmazın kadastro tesbitinin iptaline, davacı … adına tesbit ve tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından eksik inceleme ile karar verildiği gerekçesi ile temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tesbitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 5304 sayılı Kanun ile değişik 3402 sayılı Kanunun 4. maddesi gereğince yapılıp 24/11/2006-25/12/2006 tarihleri arasında ilân edilen orman kadastrosu ve 29/12/2006-29/01/2007 tarihleri arasında ilân edilen arazi kadastrosu vardır.
Mahkemece, dava konusu taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu kabul edilerek davanın kabulüne karar verilmiş ise de, araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir. Eski tarihli memleket haritasının uygulanmasına dayalı keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporlarıyla, çekişmeli parselin dört taraf sınırlarının, itirazsız kesinleşmiş devlet ormanı ile çevrili orman içi açıklığı olduğu belirlenmiştir.
6831 sayılı Kanunun 17. maddesi, orman içi açıklıklarda tarım ve inşaat yapılmasına, hayvancılık amacı ile ağıl yapılmasına, bu kesimlerin özel mülke dönüşmesine izin vermez.
6831 sayılı Kanun, madde: 17/1-2
Devlet ormanları içinde bu ormanların korunması, istihsal ve imarı ile alakalı olarak yapılacak her nevi bina ve tesisler müstesna olmak üzere; her çeşit bina ve ağıl inşaası ve hayvanların barınmasına mahsus yerler yapılması ve tarla açılması, işlemesi, ekilmesi ve orman içinde yerleşilmesi yasaktır
Devlet ormanlarının herhangi bir suretle yanmasından veya açıklıklarından faydalanılarak işgal, açma veya herhangi şekilde olursa olsun kesme, sökme, budama veya boğma yollarıyla elde edilecek yerlerle buralarda yapılacak her türlü yapı ve tesisler, şahıslar adına tapuya tescil olunamaz. Buralara doğrudan doğruya orman idaresince el konulur. Yanan orman alanlarındaki her türlü emval Orman Genel Müdürlüğünce değerlendirilir (17/06/2004 tarih ve 5192 sayılı Kanun ile değişik hali)
Kanun metninden açıkça anlaşıldığı gibi, hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda tarım, inşaat ve hayvancılık yapmak amacı ile ağıl yapılamaz. Bu tür yerler özel mülk olamaz. Yönetim derhal el koyma hakkına sahiptir. Orman içi açıklıklardan yararlanabilmek için zorunlu olarak orman kullanılacaktır. Bu kullanım nedeniyle yeni açma, genişletme, yangın oluşması önlenemeyecek ve orman bütünlüğü bozulacaktır
Ayrıca, bu tür taşınmazların öncesinin orman olma zorunluluğu yoktur. Zira, öncesi orman olan ve ormandan açılan taşınmazlar, 6831 sayılı Kanunun 1. maddesi ve Yargıtay uygulamaları gereği oluşan kesin içtihatlara göre zaten orman sayılmaktadır. 17. maddede tanımı yapılan olgu, öncesi orman iken açılan yerlerle beraber ayrıca [HANGİ NEDENLE OLURSA OLSUN ORMAN İÇİ AÇIKLIKLARIN KAZANILAMAYACAĞI İLKESİNİ İÇERMEKTEDİR VE AMACI ORMAN BÜTÜNLÜĞÜNÜ KORUMAKTIR]
Kanun koyucu ayrı bir kavram oluşturmuş ve hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda tarım ve inşaat ile özel mülke dönüşme yolunu kapamıştır. Bu itibarla, dava konusu taşınmazın memleket haritasında açık alanda gözükmesi bu olguyu değiştirmez. Etrafı ormanla çevrili olan taşınmazlar özel mülke dönüşüp, tarım ve inşaata açıldığında orman bütünlüğünün bozulacağı tartışmasızdır. Dairemizin bu yoldaki kararları Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca benimsenmiş ve yerleşik kararlar halini almıştır [Y.H.G.K.’nun 10.12.1997 gün ve 1997/20-830/1034, 10.12.1997 gün ve 1997/20-808/1039, 22.10.2003 gün ve 2003/20-665/614 sayılı ve yine orman kadastrosunun kesinleştiği tarihten sonra 20 yıldan fazla süre geçse dahi orman içi açıklık konumunda olan taşımazların zilyedlik yoluyla kazanılamayacağı konusundaki 11.10.2004 gün ve 2004/7-531-582 sayılı kararları]
Tapu ve zilyetlik yoluyla kişi ve kurumların ormandan toprak kazanmasını sağlayan 3402 sayılı Kanunun 45. maddesinin ilgili fıkraları da Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da  03.03.2005  gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Kanunun 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır
Ayrıca; bu tür yerler kanun gereği orman iddiasıyla için, orman içi açıklık ve boşlukların zilyetlik yolu ile kazanılmasına hukukî olanak yoktur. Dolayısıyla bu yollarla ormandan toprak kazanımından söz edilemez.
O halde; mahkemece, davanın orman savıyla açıldığı, müdahil davacı Hazinenin dahi çekişmeli parselin orman olduğu ve orman niteliği ile Hazine adına tescilini istediği gözetilerek, davanın reddi ile çekişmeli parsellerin orman vasfı ile Hazine adına tesciline karar vermek gerekirken eksik inceleme ile yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması usûl ve kanuna aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 26/11/2013 günü oy birliği ile karar verildi.