Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2013/651 E. 2013/6086 K. 27.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/651
KARAR NO : 2013/6086
KARAR TARİHİ : 27.05.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Hazine vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R
Davacılar, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdikleri … Mahalle Mevkiinde bulunan toplam iki parça taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararlarına oluştuğunu iddia ederek, Medenî Kanunun 713. maddesi hükmüne göre adlarına tescilini istemişlerdir.
Mahkemece davanın kısmen kabulü ile (A) harfli 16289 m2, (C) harfli 2448.85 m2, (D) harfli 117.90 m2 miktarındaki yerlerin muris … … mirasçıları adlarına tesciline, (E) ve (F) harfli bölümlerin OTS içinde olduğundan, bu kesimlere yönelik davanın reddine, davalı … … aleyhindeki elatmanın önlenmesi talebinin reddine ilişkin verilen karar, davalı Hazine tarafından temyiz edilmekle 20. Hukuk Dairesinin 12.07.2005 gün ve 2005/7635-9686 sayılı kararı ile bozulmuştur.
Hükmüne uyulan bozma kararında özetle; “…yörede 1960 yılında ilk tesis kadastrosunun, 1998 yılında da yenileme kadastrosunun yapıldığının anlaşıldığı, dava tarihi olan 01.10.1999 tarihinden önce yapılıp kesinleşen yenileme kadastrosu sırasında çekişmeli yerin 4338 parsel altında 39366 m² miktar ve ham toprak niteliği ile Hazine adına tapuya kaydedildiği, Hazine adına ihdasen oluşan bu kayıt iptal edilmedikçe temyize konu tescil davasının dinlenme olanağının olmadığı, bu nedenle, davacı tarafa tapu iptali davası açmak üzere süre verilmesi ve açılacak davanın temyize konu dava ile birleştirilmesi gerektiği, oluşturulan son kararda 2001/749 E. sayılı veraset ilâmına atıfta bulunularak bu ilâma göre mirasçı durumunda bulunan kişiler adına tescil kararı verilmiş ise de, ilâm dosya arasında bulunmadığından, taraf teşkilinin sağlanıp sağlanmadığı anlaşılamadığı, davacılar dışında mirasçının bulunması halinde, bu kişiler hakkında da 3402 sayılı Kanunun 14. maddesindeki kısıtlamaların araştırılıp araştırılmadığının denetlenemediği, hükme esas alınan orman bilirkişi ve fen bilirkişisinin raporlarına göre çekişmeli yerin miktarının (A) harfi ile gösterilen 16289 m², (C) harfi ile gösterilen 2448.85 m² ve (D) harfi ile gösterilen 117.90 m² olarak birbiri ile uyumlu ise de, çizilen krokilerin birbiri ile hiçbir benzerliği bulunmadığı”na değinilmiştir.
Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra yeniden yapılan yargılamada davacılar vekilinin 11.05.2006 havale tarihli dilekçe ile; dava konusu taşınmazın dava tarihinden sonra 4338 parsel sayısı ile Hazine adına tapuya tescil edildiğinden tapusunun iptali ile davacılar adına tescili istemi ile açtığı dava birleştirildikten sonra tescil davasının reddine, tapu iptali ve tescil davasının kısmen kabulüne, 4338 sayılı parselin (A), (C) ve (D) harfli sırasıyla 16.289,44 m², 2448,85 m² ve 117,90 m² bölümlerinin tapusunun iptaline, bu bölümlerin davacılar adlarına tapuya tesciline, fazlaya ilişkin talebin reddine yönelik verilen karar ise, davalı … Yönetimi ve Hazine tarafından temyiz edilmekle 20. Hukuk Dairesinin 03.12.2009 gün ve 2009/15049-17905 sayılı kararı ile ikinci defa bozulmuştur.
Hükmüne uyulan bozma kararında özetle; “…en eski tarihli hava fotoğrafı ve memleket haritaları ile dava tarihinden ya da kadastro tesbit tarihinden 15 – 20 yıl önce en az iki zamanda birbirini izleyen bindirmeli olarak çekilen çiftli hava fotoğrafları ve bu fotoğrafların yorumlanması ile üretilen memleket haritaları ve standart topografik fotogrametri yöntemi ile düzenlenen kadastro haritalarının, özellikle ön bindirmeli çekilen ve birbirini izleyen streoskopik çift hava fotoğraflarının streoskop aletiyle ve üç boyutlu olarak incelenip taşınmazın niteliğinin, konumunun ve kullanım durumunun, imar ve ihya ile zilyetliğin hangi tarihte başlayıp tamamlandığı belirlenmeli, taşınmazın eski ve yeni niteliği konusunda jeoloji mühendisinden de ayrıntılı rapor alınmalı, keşif sırasında taşınmazı çeşitli yönlerinden hali hazır durumunu gösterir renkli fotoğrafları çektirilip onaylanarak dava dosyası içine konulmalı, davanın açıldığı tarihten önce ya da sonra Hazine yetkilileri tarafından hazırlanan idarî tahkikat ve haksız işgal (ecrimisil) tutanakları varsa bu tutanaklar da yerine uygulanıp tutanaklarda ismi yazılı kişiler tanık sıfatıyla dinlenilmeli, aynı taşınmaza yönelik 1. asliye hukuk mahkemesinin 1999/650 E. sayılı dosyası getirtilerek hüküm kurulmuş ise ne şekilde hüküm kurulduğu araştırılmalı, sözkonusu dosyada yapılan keşiflerdeki yerel bilirkişi ve tanık beyanlarından eldeki dosyada dava konusu olan bölümlerin kime ait olduğunun açıklandığı incelenmeli, 3402 sayılı Kanunun 14/1. maddesinde yazılı 40 ve 100 dönüm kısıtlama araştırması usulüne uygun olarak yapılmalı, sulu ya da kuru tarım arazisi olup olmadığı konusunda ziraat mühendisinden kanunun amacına uygun rapor alınmalı…” denilmiştir.
Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra birleşen davanın kısmen kabulüne, çekişmeli taşınmazın 4338 parseldeki taşınmazın tapu kaydının harita mühendisi bilirkişi … tarafından düzenlenen 03.11.2011 tarihli rapor ve krokide (A) harfi ile gösterilen 16.289,44 m², (C) harfi ile gösterilen 2.448,85 m² ve (D) harfi ile gösterilen 117,90 m² bölümlerinin tapu kaydının iptali ile davacılar …, …, , …, … ve … adına 1/6’şar hisseyle tapuya kayıt ve tesciline, rapor ve krokinin kararın ekinden sayılmasına, daha önce kesinleşen kısımlarla ilgili olarak ayrıca karar verilmesine gerek olmadığına karar verilmiş, hüküm Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce 1986 yılında yapılıp 03.04.1986 – 03.04.1987 tarihleri arasında ilân edilen orman kadastrosu ve 2/B uygulaması vardır.
Yörede genel arazi kadastro çalışması 28.06.1959 tarihinde yapılıp 05.01.1960 – 03.02.1960 tarihleri arasında ilân edilerek kesinleşmiş, çekişmeli taşınmaz taşlık ve kayalık niteliğiyle tescil harici bırakılmış, 30.12.2002 tarihinde idarî yoldan ihdasen Hazine adına ham toprak niteliğiyle tescil edilmiştir.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılması sonucu, uzman orman bilirkişi tarafından orman kadastrosu, eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırmada çekişmeli taşınmazın temyize konu (A, C, D) harfli bölümlerinin orman sayılmayan yerlerden olduğu anlaşıldığına ve adına tescil kararı verilen kişiler yararına 3402 sayılı Kanunun 14. maddesinde yazılı kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu belirlenerek yazılı biçimde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usûl ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, Harçlar Kanununun değişik 13/j maddesi gereğince harç alınmasına yer olmadığına 27/05/2013 günü oy birliği ile karar verildi.