YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/8085
KARAR NO : 2013/10906
KARAR TARİHİ : 28.11.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında … İlçesi, … Köyü, 231 ada 1 parsel sayılı 314.51 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, senetsiz ve belgesizden tarla niteliği ile davacı … adına tesbit edilmiştir.
Davacı vekili, müvekkiline ait … Köyü, … Mevkiinde bulunan 4000 m2’lik taşınmazın 231 ada 1 parselin 314.51 m2 olarak eksik yüzölçümü ile kadastro tesbitinin yapıldığını, geri kalan kısmın 101 Ada 1 nolu orman parseli içinde kaldığını iddia ederek dava açmıştır.
Mahkemece; [Dava konusu 101 ada 1 parsele yönelik talebin görevsizlik nedeniyle reddine, karar kesinleştiğinde 10 günlük süresi içinde talep halinde dosyanın nöbetçi asliye hukuk mahkemesine gönderilmesine, dava konusu gösterilen 231 ada 1 parselin idarî yoldan kesinleştirilmesi için kadastro müdürlüğüne müzekkere yazılmasına karar verilmiş, hüküm davalılar Hazine ve Orman Yönetimi vekilleri tarafından, şarta bağlı olarak davacı tarafa yüklenen ve ayrıca mükerrer olarak Hazine lehine takdir edilen ücreti vekâlete yönelik olarak temyiz edilmiştir.
Temyiz başvurusu üzerine yerel mahkeme hükmü, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 18.04.2011 tarih, 2011/1604 E. – 2011/4642 K. sayılı kararıyla düzeltilerek onanmıştır.
Mahkemenin 101 ada 1 sayılı parsel yönünden verdiği görevsizlik kararı esasa kaydedilerek yargılamaya devam olunmuş ve davacının talep ettiği taşınmazın 1965 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosuna göre 101 ada 1 parselin içinde kaldığı ve 3402 sayılı Kanunun 12. maddesi gereği tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıl geçtikten sonra kadastrodan önceki sebeplere dayalı itiraz olunamayacağı gerekçesiyle, “davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine” karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 07/04/1965 tarihinde yapılıp kesinleşen orman kadastrosu, daha sonra 1744 sayılı Kanuna göre 26/04/1977 tarihinde ilânı yapılıp dava tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 2. madde uygulaması ile 3302 sayılı Kanuna göre 14/03/1989 tarihinde ilânı yapılıp kesinleşen 2/B uygulaması vardır.
Mahkemece HUMK’nın 427/2. maddesi gereğince davacı vekilinin temyiz talebinin reddine karar verilmiş ve hüküm gerçek kişi tarafından 02.07.2013 tarihinde ek karar ve asıl karar yönünden temyiz edilmiştir.
Mahkemece, HUMK’nın 427/2. maddesi gereğince, davacı vekilinin temyiz talebinin miktar yönünden reddine karar verilmiş ise de; gayrımenkulün aynına ilişkin davalarda miktar bakımından temyiz sınırı bulunmadığından, mahkemenin vermiş oldğu talebin reddine dair ek karar kaldırılarak işin esasının incelenmesine geçilmiştir.
Dosyanın yapılan incelemesinde mahkemece her ne kadar, 3402 sayılı Kanunun 12. maddesinde sözü edilen 10 yıllık sürenin geçtiğinden bahisle davanın reddine karar verilmiş ise de, taşınmaz, 1965 yılında yapılan orman kadastrosunda orman sınırları içinde kaldığı gerekçesiyle 2009 yılında yapılan genel arazi kadastrosunda, hakkında kadastro tutanağı düzenlenmeyerek orman niteliği ile Hazine adına tescil edildiği anlaşılmaktadır. Kadastro tutanağı düzenlenmediğine göre, 3402 sayılı Kanunun 12. maddesindeki 10 yıllık hak düşürücü süreden söz edilemez.
Bu nedenlerle; mahkemece, yörede 1965 yılında yapılan orman tahdidi ile daha sonra 1976 yılında yapılan aplikasyon ve 2/B madde uygulamasına ait işe başlama, çalışma ve sonuçlandırma askı ilân tutanakları ve tahdit haritası örneklerini, 101 ada 1 sayılı parselin tüm komşularıyla birlikte gösterir pafta örneği ile eski tarihli ve 1990’lı yıllara ait memleket haritası ve hava fotoğrafı ilgili yerlerden getirtildikten sonra, mahkemece, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek bir uzman orman mühendisi, bir ziraat mühendisi ve bir harita mühendisi veya olmadığı takdirde bir tapu ve fen memurundan oluşturulacak üç kişilik bilirkişi kurulu marifetiyle yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, kesinleşmiş tahdit haritası ve tapulama paftası ölçekleri denkleştirilerek sağlıklı bir biçimde zemine uygulanıp, değişik açı ve uzaklıklarda olan en az 4 ya da 5 orman tahdit sınır (OTS) noktasını gösterecek biçimde çekişmeli taşınmazın tahdit hattına göre konumu duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanmalı; bilirkişilere tahdit hattı ile irtibatlı müşterek kroki düzenlettirilmeli ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulması usûl ve kanuna aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde iadesine 28/11/2013 günü oy birliği ile karar verildi.