YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/816
KARAR NO : 2013/1626
KARAR TARİHİ : 21.02.2013
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tesbitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar Hazine ve Orman Yönetimi ve davacı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, … Mahallesinde yapılan kadastro tesbiti sırasında 3/16 oranında hissedarı olduğu 415 parsel sayılı taşınmazın tamamını diğer hissedarlarla birlikte fındıklık olarak kullandıklarını, buna rağmen, bir kısmının eylemli orman olarak nitelendirildiğini belirterek, tespitin iptali ile adlarına tescilini, olmazsa 2/B olarak tespitiyle kullanım hakkının taraflarına verilmesi istemiyle dava açmıştır. Mahkemece; davanın kısmen kabulüne ve dava konusu 415 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydındaki 03.11.2010 tarihli 5758 yevmiye nolu “ayrıca taşınmazın 102,66 m²’lik kısmı eylemli orman haline dönüşmüştür.” şerhinin iptaline, davacının diğer taleplerinin reddine karar verilmiş, hüküm davacı … ile davalılar Hazine ve Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tesbitine itiraza ilişkindir.
Bölgede 1967 yılında kesinleşen orman kadastrosu ile 1989 yılında yapılarak kesinleşen aplikasyon ve 2/B madde uygulamaları bulunmaktadır.
Mahkemece verilen karar, usûl ve kanuna aykırıdır. Şöyle ki, kadastro mahkemesinin görevi, kadastro tutanağının tanzimi tarihinden tutanağın kesinleşmesine kadar geçecek zaman içindeki itiraz ve davalar için söz konusudur. Başka bir anlatımla; 3402 sayılı Kadastro Kanununun 26. maddesinin 4. fıkrasına göre, kadastro mahkemesinin yetkisi, kadastro tutanağının düzenlendiği günde başlar. Hakkında tutanak düzenlenmeyen veya düzenlenmiş olup kesinleşen taşınmazlarla ilgili iddiaların (davaların) genel mahkemede görülmesi gerekir. Tutanak kesinleştikten sonra kadastro mahkemesinin görevi sona erer. Mahkemelerin görevi kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında resen gözetilmesi de zorunludur.
Somut olayda, yörede 3402 sayılı Kanunun (5831 sayılı Kanunun 8. maddesi ile eklenen) Ek 4. maddesi gereğince yapılan kulanım kadastrosu sırasında davacının dava ettiği taşınmaz hakkında tutanak düzenlenmediği, mahkemece mahallinde yapılan keşif ve uygulama ile belirlenmiştir. Bu durumda, görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, davanın esası hakkında karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı … ile davalılar Hazine ve Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, alınan temyiz harcının istek halinde yatıranlara iadesine
21.02.2013 günü oy birliği ile karar verildi.