YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/913
KARAR NO : 2013/6266
KARAR TARİHİ : 30.05.2013
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … Yönetimi ve davalı Hazinenin tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı … Yönetimi, sulh hukuk mahkemesinde açmış olduğu davada; … Köyünde 3402 sayılı Kanunun Ek 4. maddesi gereğince 2/B alanlarında güncelleme ve teknik mevzuata göre fennî hataların düzeltilmesi yolunda çalışmalar yapıldığı, bu çalışma sırasında yörede 1979 yılında yapılmış bulunan orman kadastro sınırlarına aynen uyulmaması nedeniyle orman alanlarının daraltıldığını, Tunçbilek Beldesi Gürağaç, … ve … Mahallelerinde kalan P.IV numaralı 2/B parselinin ormana tecavüzlü olduğunu ileri sürerek yapılan düzeltme çalışmalarının iptalini istemiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne, bilirkişi krokisinde (b) harfi ile gösterilen 1515.28 m2’lik bölüm yönünden düzeltme işleminin kaldırılmasına; (a) ve (c) harfli bölümler yönünden davanın reddine karar verilmiş, hüküm Hazine ve Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, fennî hataların düzeltilmesi işleminin iptali istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede ilk kez 1979 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1988 yılında 3402 sayılı Kanunun 4. maddesi gereğince aplikasyon ve 2/B madde uygulamaları yapılmış ve kesinleşmiştir.
Mahkemece kurulan hüküm usul ve yasaya aykırıdır. Şöyle ki; 6100 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesi ile birlikte mülkiyete ilişkin davaların taşınmazın değerine bakılmaksızın asliye hukuk mahkemesinde görüleceği hükme bağlanmıştır. Ancak, özel kanunlarında yetki verilmesi halinde, bu tür davalar sulh hukuk mahkemesinde görülebilir. Bu tür bir yetki, yalnızca Kadastro Kanununun 41. maddesinde yer almaktadır. Somut olayda; uyuşmazlık, Kadastro Kanununun 41. maddesi değil, 3402 sayılı Kanuna 5831 sayılı Kanunla eklenen Ek4. maddeden kaynaklanmaktadır. Dolayısıyla, davaya bakma görevi, sulh hukuk mahkemesine ait değildir. Görev, kamu düzeni ile ilgili olduğundan, yargılamanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden gözetilebilir. Açıklanan nedenle; mahkemece, görevsizlik nedeniyle dava dilekçesinin reddine, istek halinde ve karar kesinleştiğinde dava dosyasının görevli ve yetkili Tavşanlı Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekirken, değinilen yön gözetilmeden uyuşmazlığın esası hakkında hüküm kurulması doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı … Yönetimi ve davalı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer yönlerin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde iadesine 30/05/2013 gününde oy birliği ile karar verildi.