YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/5753
KARAR NO : 2014/9372
KARAR TARİHİ : 12.11.2014
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği Kocapınar Köyü Harmanyatağı – Kantaryeri Mevkiinde bulunan orman kadastrosunda 6 numaralı iç parsel olarak orman sınırları dışında bırakılan yaklaşık kırk dönüm miktarındaki aşılı harnup ve zeytin ağacı dikili taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının davacı yararına oluştuğunu iddia ederek, Medenî Kanunun 713. maddesi hükmüne göre davacı adına tescilini istemiştir.
Davalı Hazine, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, çekişmeli taşınmazın orman içi açıklık niteliğinde olduğu ve özel mülke konu olamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medenî Kanunun 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tescili istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce 06/12/1994 tarihinde ilânı yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve dava konusu taşınmaz, kesinleşen orman kadastrosu sınırları dışında ise de, dört tarafı ormanla çevrili orman içi açıklığı niteliğinde bulunduğu ve ilgili Yargıtay Daireleri ile H.G.K.’nun bir çok kararlarında özellikle HGK’nun 11.10.2004 gün ve 2004/7-531/582 sayılı kararında açıklanan ilkeye göre kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları dışında kalan orman içi açıklıklarının dahi 6831 sayılı Kanunun 17/1-2. maddeleri gereğince bu tür yerlerin öncesi orman olmasa bile kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla kazanılması olanağının bulunmadığı ve özel mülkiyete konu olamayacağı gözetilerek, yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usûl ve kanununa uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 12/11/2014 gününde oy birliği ile karar verildi.