YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/6213
KARAR NO : 2014/9308
KARAR TARİHİ : 10.11.2014
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Orman Yönetimi dava dilekçesinde, tapuda davalı … adına kayıtlı ve diğer davalılar adına takyidatlı Evkaf Köyü, 1000 ada 3 parsel sayılı 425 m2 yüzölçümündeki taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu iddiasıyla çekişmeli taşınmazın tapu kaydının iptali ile orman niteliğiyle Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Yargılama sırasında Hazine davaya müdahil olarak katılmış, Orman Yönetimi tarafından açılan davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı … Yönetimi ve müdahil Hazine tarafından temyiz edilmekle, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 13/12/2012 gün ve 2012/7213 – 14360 sayılı kararı ile bozulmuştur.
Hükmüne uyulan bozma kararında özetle: [569 parsel sayılı taşınmaz, 1974 yılında yapılan tapulamada … ve …adına tesbit edilmiş; Orman Yönetiminin, orman iddiasıyla açtığı kadastro tesbitine itiraz davasında, kadastro mahkemesinin 07/10//1988 gün ve 1988/80 – 184 sayılı ilâmıyla “çekişmeli taşınmazın kısmen orman içinde kaldığı belirlenmiş ise de tesbit malikleri tarafından açılan orman kadastrosuna itiraz davasında kadastro mahkemesinin 03/06/1988 gün ve 1988/4-130 sayılı kararı ile davanın kabulüne ve orman tahdidi içinde kalan kısmının orman tahdidi dışına çıkarılmasına karar verildiği” gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş olup, karar temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir.
Orman Yönetimi tarafından açılan kadastro tesbitine itiraz davasında her ne kadar Mahkemenin 1988/4 -130 sayılı kararı kesinleşmiş gibi hüküm kurulmuş ise de, mahkemenin 1988/4-130 sayılı ilâmı Dairenin 16/07/1990 gün ve 1990/5929 – 6475 sayılı kararıyla bozulmuş; mahkemece bozma kararına uyularak 14/12/1990 gün ve 1990/259-162 sayılı kararıyla davanın reddine karar verilmiş, bu karar da Dairenin 12/09/1994 gün ve 1992/6322 – 9986 sayılı kararıyla onanarak kesinleşmiştir.
Yine, 569 sayılı taşınmaz maliki tarafından, Orman Yönetimi tarafından açılan kadastro tesbitine itiraz davası (1988/80-184) sonucunda verilen karar ile tespit malikleri tarafından açılan orman tahdidine itiraz davası sonucu (1988/4 – 130 bozmadan sonra 1990/259-162) verilen davanın reddi kararların tarafları ve konusunun aynı olduğu iddiasıyla Kadastro Mahkemesinin 1990/259 sayılı dosyasında yargılamanın yenilenmesi davası sonucu verilen davanın reddi kararı dairenin 10/02/2009 gün ve 2008/15642 – 1976 sayılı kararıyla onanarak kesinleşmiş, böylece 569 sayılı taşınmaz yönünden orman tahdidi kesinleşmiştir.
Mahkemece, çekişmeli taşınmazın memleket haritası ve dayanağı hava fotoğraflarında orman sayılmayan yer olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de çekişmeli taşınmaz yönünden orman tahdidi kesinleştiğinden uyuşmazlığın kesinleşen tahdide göre çözümlenmesi zorunludur.
Bu nedenle; mahkemece, önceki bilirkişiler dışında halen Orman ve Su İşleri Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi ve bir harita mühendisinden veya olmadığı takdirde bir tapu fen memurundan oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle yeniden yapılacak keşifte, 2 Eylül 1986 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 6831 sayılı Orman Kanununa Göre Orman Kadastrosu ve Aynı Kanunun 2/B Maddesinin Uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 54. maddesi uyarınca hazırlanan Orman Kadastrosu Teknik İzahnamesinin 49. maddesinde yazılı “orman sınır noktası ve hatların uygulanmasında tutanaklardan, orman kadastro haritasından, hava fotoğraflarından, varsa ölçü karnelerinden, nirengi, poligon, röper noktalarından yararlanılır. Sınırlama tutanakları ile orman kadastro haritaları arasında çekişme olduğunda ölçü değerleri ve tutanaktaki ifadeler arazinin durumuna göre incelenir, hangisi daha çok uyum gösteriyorsa ve gerçek duruma uygun ise o esas alınır.” hükmü ile 15.07.2004 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin “Teknik İşler” başlıklı Dokuzuncu Bölümünde yazılı esaslar gözönünde bulundurularak uygulama yapılmalı, yerel bilirkişi beyanlarına başvurularak yerinde bulunmayan orman sınır noktaları, bulunanlardan hareketle tutanak ve haritalarda yazılı mevki, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu, aplikasyon ve 2. madde uygulama tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6 – 7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, anlatılan yöntemle bulunan ilk orman kadastrosu, aplikasyon ve 2. madde uygulaması ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeğe çevrilerek, çekişmeli taşınmazın orman kadastrosu aplikasyon ve 2. madde haritalarına göre konumu genel kadastro paftası ve imar paftası üzerinde, ayrı renkli kalemlerle gösterilip keşfi izleme olanağı sağlanmalı, aynı ya da yakın orman sınır hatlarında, dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilerek bilirkişilerden müşterek imzalı rapor ve kroki alınmalı, ilk orman kadastro harita ve tutanakları ile aplikasyon ve 2. madde harita ve tutanaklarının uyumsuz olması halinde yukarıda yazılı yönetmelikler ile teknik izahnamelerde yazılı tutanakların düzenlenmesine esas alınan hava fotoğrafı ve memleket haritası ile desteklenen ve gerçek duruma uygun düşen tutanaklara değer verileceği düşünülerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir.] denilmiştir.
Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra, davanın kabulüne; 1000 ada 3 parsel sayılı taşınmazın tapusunun iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, tapu iptali ve tescili istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 1978 yılında 6831 sayılı Kanuna göre yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ve aynı Kanunun 1744 sayılı Kanunla değişik 2. madde uygulaması bulunmaktadır.
Çekişmeli 1000 ada 3 parsel sayılı taşınmaz, 569 parsel sayılı taşınmazda yapılan imar uygulamasıyla oluşmuştur.
Dosya kapsamı, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak; 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Kanunun 16. maddesiyle 3402 sayılı Kanuna eklenen “Kadastro işlemi ile oluşan tespit ve kayıtların iptali için Devlet veya diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından kayıt lehtarına karşı kadastro mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda davalı aleyhine vekâlet ücreti dahil, yargılama giderine hükmolunmaz.” şeklindeki 36/A ve 17. maddeleri ile eklenen “Bu Kanunun 36/A maddesi hükmü, henüz infaz edilmemiş yargı kararlarındaki vekâlet ücreti dâhil yargılama giderleri için de uygulanır.” şeklindeki geçici 11. maddesi hükümleri uyarınca davalı aleyhine vekalet ücreti dahil yargılama giderlerine hükmolunması, hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple, hükmün 2, 3, 4, ve 5. fıkralarının hükümden çıkartılmasına ve bunun yerine 2 numaralı fıkra olarak ”2- 3402 sayılı Kanuna 6099 sayılı Kanun ile eklenen 36/A maddesi ile geçici 11. maddesine göre, davacı … Yönetimi ve asli müdahil Hazinenin yaptığı tüm yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına ve aynı Kanun hükmü gereğince davacı … Yönetimi ve asli müdahil Hazine yararına vekâlet ücreti takdirine yer olmadığına” ibaresinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün 6100 sayılı Kanunun geçici 3. maddesi atfıyla H.M.U.K.’nun 438/7. maddesine göre düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, temyiz harcının istek halinde iadesine 10/11/2014 günü oy birliği ile karar verildi.