Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2014/6316 E. 2014/9566 K. 18.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/6316
KARAR NO : 2014/9566
KARAR TARİHİ : 18.11.2014

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
2003 yılında yapılan kadastro sırasında Hisaralan Köyü 101 ada 48 parsel sayılı 3.683,79 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, 1937 tarih 77 yazım numaralı vergi kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle tarla niteliği ile … adına tespit edilmiş, Orman Yönetiminin, Hazineyi hasım göstererek açtığı dava, Dazkırı Kadastro Mahkemesinin 24.04.2006 gün 2006/1 – 48 sayılı kararıyla husumet yönünden reddedilmiş, temyiz edilmeksizin 13.09.2006 tarihinde kesinleşmesi üzerine, paylaşım yoluyla davalı …’e geçmiştir.
Davacı … bu kez çekişmeli taşınmazın sınırdaki orman ile bütünlük içinde olduğu, üzerinde orman ağaçları bulunduğu orman sayılan yerlerden olduğu iddiasıyla temyize konu davayı açmış, mahkemece, taşınmazın orman içi açıklık niteliğinde bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, tapu kaydının iptali ile orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, davalı tarafından temyiz edilmekle hüküm, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 14/07/2010 gün ve 6760 – 10068 sayılı bozulmuştur.
Hükmüne uyulan bozma kararı özetle; “Mahkemece çekişmeli taşınmazın orman içi açıklık niteliğinde olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de; kadastro paftası, tahdit haritası ve memleket haritasındaki konum itibariyle orman içi açıklık niteliği görünmemektedir. Diğer taraftan; hükme dayanak yapılan orman bilirkişi tarafından düzenlenen raporda çekişmeli taşınmazın kesinleşen orman tahdit haritası dışında kaldığı, tarihi belirtilmeyen memleket haritası ve hava fotoğrafında açık alanda göründüğü, % 5-8 eğimli olduğu, üzerinin ekili olduğu, kuzey ve doğu taraftaki arazilerde karaçam, kızılçam, ardıç gibi orman ağaçları bulunduğu, çekişmeli taşınmazın orman ekosistem bütünlüğü itibariyle orman içi açıklık olduğu, 6831 sayılı Kanunun 1. maddesi uyarınca orman sayılmayan yerlerden olduğu belirtilmiş ise de rapor ekindeki hat uygulaması tahdit haritası üzerinde yapılmış olup, parsel bazında aplikeli memleket haritasında dahi taşınmazın bir bölümü yeşil renkli ormanlık alanda işaretlenmiştir.
Diğer taraftan; Dazkırı Kadastro Mahkemesinin 24.04.2006 gün 2006/1 – 48 sayılı dosyası içinde bulunan orman bilirkişi Doç. Dr. Mustafa Avcı tarafından düzenlenen 25.10.2004 tarihli raporda çekişmeli 101 ada 48 parsel sayılı taşınmazın üzerinin karaçam ağaçlarıyla kaplı olduğu, % 40-50 eğimli olduğu, orman toprağı niteliğinde bulunduğu, 1965 tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarına göre öncesinin Devlet Ormanı olduğu, 6831 sayılı Kanunun 1. maddesi uyarınca orman sayılan yerlerden olduğu ifade edilmiştir. Hükme dayanak yapılan orman raporu kendi içinde çelişik olduğu gibi; Dazkırı Kadastro Mahkemesinin 24.04.2006 gün 2006/1-48 sayılı dosyası içinde bulunan raporla da çelişkilidir. Mahkemece bu çelişkiler ve eksiklikler üzerinde durulup yöntemince giderilmemiş, çekişmeli taşınmazın hangi sebeple orman içi açıklık niteliğinde olduğu belirlenmemiştir.
Kural olarak; bir yerde 4785 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 13.07.1945 tarihinden sonra yapılıp kesinleşen orman kadastrosu varsa o yerin orman sayılan yerlerden olup olmadığı kesinleşen orman kadastro harita ve tutanaklarının uygulanması sonucu belirlenecektir.
Ne var ki; Hazine, çekişmeli taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu iddiası ile dava açtığına göre, dava konusu taşınmazın yalnızca kesinleşen orman kadastrosu sınırları dışında kalması yeterli olmayıp, zilyetlikle kazanılması koşullarının bulunup bulunmadığının ve ayrıca, 4999 sayılı Kanun ile değişik 6831 sayılı Kanunun 7. maddesi gereğince herhangi bir nedenle orman sınırları dışında bırakılmış orman olup olmadığının da araştırılması gerekir.
Bu sebeple; öncelikle çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede yapılan orman tahdidine ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilân tutanakları ile çekişmeli taşınmazın bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir orman tahdit harita örneği ile geniş kadastro paftası örneği getirtildikten sonra, önceki bilirkişiler dışında oluşturulacak üç kişilik bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte kesinleşmiş tahdit haritası ve tapulama paftası ölçekleri denkleştirilerek sağlıklı bir biçimde zemine uygulanmalı, taşınmazın kesinleşen tahdit haritası dışında kaldığının tespiti halinde bu kez en eski tarihli memleket haritası ile hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli, bitki örtüsü, ağaçların cinsi, sayısı, toplu mu dağınık mı bulundukları ayrıntılı olarak keşif tutanağına yazılmalı, taşınmazın dört bir yandan fotoğrafları çektirilip dosyaya konulmalı, komşu parsellerin tutanak ve dayanakları getirtilip uygulanmalı, çekişmeli yeri sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı, taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığı, orman içi açıklık niteliğinde bulunup bulunmadığı belirlenmeli, orman sayılan yerlerden olduğunun tespiti halinde davanın kabulüne karar verilmeli, orman sayılmayan yerlerden olduğunun belirlenmesi halinde, bu kez; davalı hakkında 3402 sayılı Kanunun 14 ve 17. maddeleri gereğince imar-ihya ve zilyetlik yoluyla taşınmaz edinme koşullarının araştırılması gerekeceğinden, dava konusu taşınmazın bulunduğu yere ilişkin olarak 1980-1985 yıllarına ilişkin stereoskopik hava fotoğrafları ile aynı yıllara ilişkin fotogrametri yöntemiyle düzenlenmiş harita bulundukları yerlerden getirtilip mahalline uygulanmalı, taşınmaz üzerinde tam olarak hangi tarihten itibaren zilyetliğin başladığı, kadastro tesbit tarihine kadar geçen zilyetlik süresinin iktisap için yeterli olup olmadığı üzerinde durulmalı, bundan sonra oluşacak sonuca göre karar verilmelidir.” denilmiştir.
Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 3402 sayılı Kanunun 12/3. maddesi uyarınca 10 yıl içinde açılan tapu iptali ve tescile ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 1994 yılında 3402 sayılı Kanunun 4. maddesine göre yapılıp kesinleşen orman kadastrosu vardır.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak uzman orman bilirkişi kurulu tarafından eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırma sonucunda çekişmeli taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu anlaşıldığına ve adına tescil kararı verilen davalı yararına 3402 sayılı Kanunun 14. maddesinde yazılı kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu belirlenerek yazılı biçimde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usûl ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, Harçlar Kanununun değişik 13/j maddesi gereğince harç alınmasına yer olmadığına 18/11/2014 gününde oy birliği ile karar verildi.