YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/6926
KARAR NO : 2014/9868
KARAR TARİHİ : 26.11.2014
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … Yönetimi vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı … 15/05/2012 havale tarihli dava dilekçesinde özetle; Koçaşlı Köyü 121 ada 1 nolu parselin kendine ait olduğunu, 1994 yılındaki orman kadastrosu sırasında bu bahçenin bir kısmının 2/B’lik alan olarak tesbit edildiğini, 2010 – 2011 yıllarında da eylem ormanı olarak tesbiti yapıldığını, bu tesbitin iptal edilerek taşınmazın kendi adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesi istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, davacı gerçek kişi tarafından temyiz edilmesi üzerine hüküm, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 05/12/2013 tarih 2013/7894 – 11265 sayılı kararı ile bozulmuştur.
Hükmüne uyulan bozma kararında özetle; “Davacı …, Orman Yönetimini davalı göstermek suretiyle kendisine ait 121 ada 1 parsel sayılı taşınmazın bir kısmının eylemli orman olarak tesbit edildiğini belirterek dava açmıştır. Mahkemece 121 ada 1 sayılı parselin esasen davacı adına tesbit edildiği, davacının dava etmek istediği yerin 2/B’lik alanda kalması halinde de öncesi orman olan bir yerin 2/B uygulaması ile ancak, Hazine adına çıkarılabileceği, davacının bu gibi yerleri kendi adına orman sınırları dışına çıkarılmasını talep edemeyeceği kabul edilerek davanın reddine karar verilmiş ise de; yapılan değerlendirme dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Öncelikle, dava dilekçesinde 121 ada 1 sayılı parselin davacının kendisi adına tesbit edildiği belirtilerek dava açılmış olması nedeniyle dilekçe içeriğine göre davacının gerçek iradesinin belirlenmesini teminen bir başka ifade ile dava konusu taşınmazın hangi parsel ya da parseller olduğunu tesbit etmek açısından taşınmaz başında keşif yapılması zorunludur. Doğru sonuca varılabilmesi için taşınmaz başında yapılacak keşif ile davacının dava etmek istediği parseller tesbit edilmeli, dava konusu parsellerin kadastro tesbit tutanaklarının asılları getirtilerek bu parseller davalı hale getirilmeli, davalı gösterilenler dışında başka tespit maliklerinin de bulunduğunun anlaşılması halinde, gerektiğinde taraf teşkilindeki eksiklik husumetin yaygınlaştırılması suretiyle bu malikler de davaya dahil ettirilerek, giderilmeli; bundan sonra tüm deliller toplanarak, birlikte değerlendirilmek suretiyle sonucuna göre bir karar verilmelidir” denilmiştir.
Mahkemece, bozma kararına uyularak, yapılan keşif sonucu 225 ada 44, 121 ada 2 ve 3, 225 ada 46 sayılı parsellerin davacının dava konusu yaptığı anlaşılmış, 225 ada 44 sayılı parselin kadastro tutanağı düzenlenmeden aktarma yoluyla orman vasfıyla Hazine adına tapuya kaydedildiği, diğer dava konusu 121 ada 2 ve 3 sayılı parsellerin ise 2007 yılında kadastro tutanakları dava açılmadığından kesinleştirilerek, ham toprak vasfıyla Hazine adına tapuya kaydedilmiştir. Hak sahibi Hazine davaya dahil edildikten sonra, 225 ada 44, 125 ada 2 ve 3 sayılı parseller yönünden dosya tefrik edilerek mahkemenin incelemeye konu 2014/13 sayılı esasına kaydedilmiş ve yapılan yargılama sonucu; mahkemenin görevsizliği ile dava dilekçesinin görev yönünden reddine, görevli ve yetkili mahkemenin Sarıveliler Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna karar verilmiş, hüküm davalı … Yönetimi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 1990 yılında orman kadastrosu ve 2/B uygulamaları birlikte yapılmış; sonuçları 08/04/1992 tarihinde ilân edilerek kesinleşmiştir.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usûl ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının Orman Yönetimine yükletilmesine 26/11/2014 gününde oy birliği ile karar verildi.