YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/3470
KARAR NO : 2019/2556
KARAR TARİHİ : 11.04.2019
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi taraf vekillerinince istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı dava dilekçesi ile, … ili, … ilçesi, … köyü, … mevkii ve … köyü, (…) … mevkii, 1328, 1329, 1330, 1331, 1332, 1333, 1334, 1335, 1336, 1337, 1338, 1339, 1340, 3071, 3072, 3073 ve 1591 parsel sayılı taşınmazlardaki “… Doktorlar Sitesi” unvanıyla kat mülkiyetine ve kat irtifakına tabi yapılar, bağımsız yerler ile ortak yerler, bütün parsellerdeki maliklerin ortak malı olup, bu ortak alanların yönetim planı ile yönetilmekte olduğunu, davalı kat malikinin, mimari projeye ve ana taşınmazdaki tüm kat maliklerini bağlayan sözleşme niteliğindeki yönetim planına açıkça aykırı şekilde imalatlar ve inşaatlar yaptığını, bu nedenle dava konusu taşınmazın maliki davalının, ortak alana vaki müdahalesinin yıkım suretiyle önlenmesini, kanuna aykırı kullanımların engellenmesini, onaylı mimari projeye aykırı imalatların yıkım suretiyle giderilerek projeye uygun eski hale getirilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir
Mahkemece davalı tarafından niza konusu taşınmazın zemin katında 2,20X2,60 metre ebadında depo mahiyetinde ahşap imalat nedeniyle 12/10/1999 tarihinde durdurma tutanağının tanzim edildiği ve para cezasına çarptırıldığı, celp edilen mimarı proje ile taşınmazın durumunun çakıştırılmasında ise davalının mimari projeye aykırı olarak zemin ve birinci katta ahşap ve duvarla kapatıldığı, kapatılan bu alanlardan balkon ve depo elde edildiği, teknik bilirkişiler tarafından sunulan rapora göre davalının 49,58 m²’lik imalat yaptığı, bu alanın 12,07 m²’lik kısmının ise sitenin ortak alanı içinde kaldığı gerekçesi ile davanın kabulü ile bilirkişiler … tarafından tanzim edilen 12/06/2017 tarihli rapor ve ekindeki krokide (A+C+B+E) ile gösterilen 12,07 m2’lik alanda davalı tarafından ortak alana yapılan el atmanın önlenmesi ile el atılan bölümlerin yıkılmak sureti ile eski hale getirilmesine, eski hale getirme bedeli olarak yıkım ve eski hale getirilmesi durumunda 4.000+5.000 olmak üzere toplam 9.000 TL’nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerin incelenmesinden;
1- Mahkemece onaylı mimari projeye aykırı olarak yapılmış olduğu saptanan değişikliklerin yıkılarak eski hale getirilmelerine ve bu iş için, Kat Mülkiyeti Kanununun 33.maddesi uyarınca, davalılara uygun bir süre verilmesiyle yetinilmesi gerekirken hükmün infazında tereddüt yaratacak şekilde eski hale getirmenin 9.000 TL bedelle yapılmasına karar verilmesi,
2- HMK’nın 297. maddesine göre mahkemece verilen kararın hüküm sonucu kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından herbiri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi ve verilen karar ile iki tarafın leh ve aleyhine hükmedilen görev ve hakların gayet açık ve anlaşılır biçimde yazılması gerekmektedir. Somut olayda, uygulamada duraksama ve kargaşaya yol açmayacak biçimde hangi tarihli bilirkişi raporuna göre hüküm kurulduğu belirtilerek, ayrı ayrı projeye aykırılıkların somut şekilde ne olduğu ve kim tarafından yapıldığı ve ne şekilde eski hale getirilmesi gerektiği belirlenerek, infazda tereddüt yaratmayacak şekilde eski hale getirilmesine karar verilmemesi,
3-12/06/2017 tarihli bilirkişi raporuna göre davalı tarafından bağımsız bölmünde mimari projeye aykırı olarak zemin ve birinci katta olmak üzere toplam 49,58 m2 imalat yapıldığının (ahşap ve duvar ile kapatılarak kazanılan alan ve ahşap balkon) belirtilmesine rağmen hükümde bu alanın yalnızca 12,07 m²’lik kısmının eski hale getirilmiş olması,
4- Kabule göre de;
Mahkeme kararlarında nelerin yazılacağı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297. maddesinde belirtilmiştir. Hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait her hangi bir söz tekrar edilmeksizin isteklerin her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. HMK’nın 294.maddesinin 3. fıkrasında ise “Hükmün tefhimi herhalde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur” hükmüne yer verilmiştir. Sonradan yazılan gerekçeli kararın, tefhim edilen kısa karara uygun olması gerekir. Kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili bulunması, 10.04.1992 gün ve 1991/7-1992/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince mutlak bozma nedenidir.
Somut olayda, taraflara tefhim edilen kısa kararda, karara karşı başvurulacak kanun yolu olarak; gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde istinaf yargı yolu olarak gösterildiği halde gerekçeli kararda, başvurulacak kanun yolu olarak; gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay temyiz yargı yolu olarak gösterilerek karara karşı başvuralacak kanun yoluna dair açık hüküm kurulmaması sebebiyle çelişki yaratılmıştır. Bu durumda, yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde usulün öngördüğü anlamda oluşturulmuş bir hüküm bulunmamaktadır.
Mahkemece yapılacak iş; dosya kapsamı dikkate alınarak taraflara yüklenen borç ve tanınan hakkın sıra numarası altında belirtildiği açık, infazda şüphe ve tereddüt uyandırmayacak biçimde, usulün aradığı niteliklere haiz kısa karar ve buna uygun gerekçeli karar oluşturulması ve verilen karar ile iki tarafın leh ve aleyhine hükmedilen görev ve hakların gayet açık ve anlaşılır biçimde yazılması gerekmektedir. Yukarıda ayrıntılarıyla açıklanan biçimde usulün öngördüğü niteliklere haiz, kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki oluşturmayacak şekilde bir hüküm kurulmaması, doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde iadesine 11/04/2019 günü oy birliği ile karar verildi.