Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2006/9036 E. 2007/7878 K. 10.05.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/9036
KARAR NO : 2007/7878
KARAR TARİHİ : 10.05.2007

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, yaşlılık aylığının kesilmesine ilişkin Kurum işleminin iptaline, Türkiye’deki hizmetleri, askerlik borçlanması ve 2147 sayılı Yasa’ya göre yaptığı borçlanma nazara alınarak tahsise hak kazandığının tesbitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre davalı Kurumun tüm temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacının temyizine gelince;
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 3201 sayılı Yasa’ya göre yurt dışı hizmetlerini borçlanan ve buna bağlı olarak kendisine yaşlılık aylığı bağlanan davacının uzun sayılabilecek bir süre sonra, yaşlılık aylığından yararlanma koşullarından biri olan yurda kesin dönüş koşulunun bulunmadığının anlaşılması üzerine, davalı Kurum tarafından gerek borçlanma ve gerekse yaşlılık aylığının iptaline ilişkindir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davacının 3201 sayılı yasaya göre yaptığı borçlanmasının geçerli olduğunun, yurda kesin dönüş işsizlik yardımının sona erdiği 30.01.2000 tarihinde gerçekleştiğinden 3201 sayılı Yasa uyarınca borçlanması dahil yapılan tahsisin 01.10.1990 tarihinden geçerli olmak üzere iptali gerektiğinin, 2147 sayılı Yasa’ya göre tahsis için yurda kesin dönüşe gerek olmadığından 01.10.1990-31.01.2000 arası yaşlılık aylığının 01.02.2000 tarihinden itibaren tahsiste nazara alınması gerektiğinin tesbitine karar verilmiştir. Mahkemece verilen karar, davacının hangi tarihler arasında, hangi yasaya göre yaptığı borçlanması dikkate alınarak yaşlılık aylığı bağlanacağı konusunda infazda tereddüde yol açacak niteliktedir. Oysa, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 388/son maddesi gereğince, hüküm kısmında istek sonuçlarından her biri hakkında taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Öte yandan, aynı kanunun 389. maddesinde de verilen karar ile iki tarafa yükletilen yükümlülüklerin kuşku ve duraksama gerektirmeyecek surette çok açık olarak yazılması gerektiği hüküm altına alınmıştır.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı ise de, bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 438/7. maddesi gereğince, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının 1. bendinin silinmesine, yerine,
“1- Davacının 3201 sayılı Yasa’ya göre yaptığı borçlanma işleminin geçerli olduğunun tesbitine,
Davacının 20.09.1990 tarihli tahsis talebine istinaden sadece 2147 sayılı Yasa’ya göre yaptığı borçlanması ve yurt içi hizmetleri dikkate alınarak 01.10.1990 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin ve yurda kesin dönüş tarihi olan 31.01.2000 tarihini takip eden aybaşı olan 01.02.2000 tarihinden itibaren de hem 2147 sayılı Yasa’ya hem de 3201 sayılı Yasa’ya göre yaptığı borçlanma ile yurt içi hizmetleri göz önünde tutularak yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tesbitine,” rakam ve sözcüklerinin yazılmasına ve hükmün bu düzeltilmiş şekli ile ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine,10.05.2007 gününde oybirliği ile karar verildi.