Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2007/15296 E. 2008/8747 K. 05.06.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/15296
KARAR NO : 2008/8747
KARAR TARİHİ : 05.06.2008

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi

Davacı, davalı işveren nezdinde 5.8.1986-2.4.1992 tarihleri arası çalıştığı günlerin tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davacı ile davalılardan Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davacı ile davalı Kurumun aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı, davalıya işyerinde 05.08.1986-02.04.1992 tarihleri arasında geçen ve SSK’na eksik bildirilen çalışmalarının tesbitini istemiştir.
Mahkemenin davanın reddine ilişkin kararı, Dairemizin15.10.2001 gün ve E:2001/6134, K:2001/6754 Sayılı ilamı ile davacının 1986-1989 tarihleri arasında ayrı bir tüzel kişilik olan Şahinler Limitet Şirketinde çalışmaların olduğu,bu şirketin davalı olmadığından bu sürelere ilişkin mahkemece verilen ret kararının yerinde olduğu,davalı … Kolektif Şirketi hakkındaki davada delillerin yeterince toplanmadan karar verildiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan bahisle bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Gerçekten, davacının, işyerindeki çalışmaları işe giriş bildirgelerine, aylık ve üç aylık bordrolara dayanılarak Kuruma kısmi olarak bildirilmiş ve bildirime uygun olarak da primleri ödenmiştir. Öte yandan işe giriş bildirgesi ve bordrolar davacı çalışmalarının işyerinde kesintili geçtiğinin karinesidir. Karinenin tersinin ise eşdeğerdeki belgelerle kanıtlanması gerektiği söz götürmez. Bu gibi durumlarda çalışma olgusunu ortaya koyabilecek inandırıcı ve yeterli kanıtlar aranmalı, kamu düzenine dayalı bu tür davalarda hakim, görevi gereği doğrudan soruşturmayı genişleterek sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığını belirlemelidir. Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10.11.2004 gün 2004/21-538 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır. Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79/10. maddesinde, bu tür hizmet tesbiti davasının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir.
Kimi ayrık durumlar dışında, resmi belge veya yazılı delillerin bulunması, sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olur. Ne var ki bu tür kanıtlar salt bu nedene dayanarak istemin reddine neden olmaz; aksi durumun ispatı olanaklıdır. Somut bilgilere dayanması inandırıcı olmaları koşuluyla, Kuruma bildirilen dönem bordro tanıkları ve komşu işyerinin kayıtlı çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen diğer kanıtlarla dahi sonuca gitmek mümkündür.
Somut olayda; davacının davalı işyerinde 10.03.1991-30.04.1991 ve 01.07.1991- 05.03.1992 tarihleri arasındaki dönemde çalışmaları kısmi ve kesintili olarak bildirilmiştir.27.07.1992 tarihli SSK müfettişi Osman Aydın ın işveren vekili Yunus … imzası ile düzenlenen raporunda işyeri ödeme belgelerine göre 1991 yılının 5ve 6. aylarında 60 günlük tesbit edilen çalışmasının Kurum kayıtlarında görünmediği,işverenin bozma kararından sonra ücret ödemelerine ilişkin belge ibraz etmediği dinlenen bordro tanıkları … davacının 1989 yılından 1992 Nisan ayı başına kadar,1986 yılından itibaren 6 yıl,beraber çalıştığımız dönemde sürekli çalıştığını belirtmişlerdir.Aksi itiraz ve ispat edilmediğinden İşe giriş bildirgelerindeki imzaları davacıyı bağlar.10.03.1991 tarihinden önceki çalışmalar ispat edilse dahi dava tarihine kadar 5 yıllık hak düşürücü süre fazlası ile geçmiştir.05.03.1992 işten çıkış tarihinden sonraki döneme yönelik tanık beyanı dışında delil bulunmamaktadır.Tanık beyanları da uzun yıllar öncesine dayanıp kesin tarihleri belirleyici olmadıkları ancak çalıştığı dönemlerde davacının sürekli çalıştığını belittiklerinden davacının Kurum kayıtlarında işe giriş ve çıkış tarihleri ile müfettiş raporunda tesbit edilen 1991yılının 5 ve 6. aylarında SSKya bildirilen günler dışında sürekli çalıştığın kabulu gerekirken ispat edilemeyen ve hak düşürücü süre kapsamında olan dönemlerin kabulü usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden H.U.M.K.’nun 438/7. maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden hüküm fıkrasının 1. bendinin silinmesine, yerine “1-Davanın kısmen kabulüne,davacının 34518 sicil numaralı davalı işyerinde 10.03.1991-30.06.1991 tarihleri arasında ve 29489 sicil numaralı davalı işyerinde 01.07.1991-05.03.1992 tarihleri arasında SSK ya bildirilen süreler dışında sürekli çalıştığının tesbitine” tarih ve sözcüklerinin yazılmasına ve hükmün düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edenlerden davacıya yükletilmesine, 05.06.2008 gününde oybirliği ile karar verildi.