YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/16683
KARAR NO : 2008/4340
KARAR TARİHİ : 18.03.2008
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle davalının Kurum’ca bağlanan gelirlerin hükme en yakın tarihteki peşin sermaye değerinin düşülmesi yönünden temyiz isteminin bulunmamış olmasına göre temyiz dilekçesinin içeriği dikkate alınarak taraf vekillerinin yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz harcının davacıya yükletilmesine, 18.3.2008 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
K A R Ş I OY
“Temyiz talebi” ile “temyiz sebepleri” ayrı kavramlar olup temyiz talebi temyizin çerçevesini, temyiz sebepleri ise bu çerçevede kararın neden bozulması gerektiğini ifade eder.
HUMK’un 439/2. maddesi gereğince Yargıtay temyiz talebi ile bağlı olduğu halde temyiz sebepleri ile bağlı değildir; yasaya hukuka aykırı bulduğu başka nedenlerden dolayı temyiz edilen kararı bozabilir. Yasa maddesine açıkça aykırı olan bir hususun, yine açık biçimde ve belirtilerek temyiz edilmesi gerekmez. Maddenin konuluş amacından ve düzenlenmiş biçimindeki sözlerden çıkan sonuç, temyiz nedeni yapılmamış olsa dahi, yasaya aykırı bir hususun re’sen gözetilerek bozma nedeni sayılacağıdır. Aksi halde yasaya aykırı bir sonuç kararlılık kazanacaktır ki hukuk böyle bir sonucu uygun karşılamaz.
Tazminat hukukunun ana ilkelerinden birisi hiçbir zaman tazminat miktarının zarar miktarını geçemeyeceğidir. Aksinin kabulü tazminat sorumlusunun zararın üstünde bir tazminat ödemekle yükümlü tutulması sonucunu doğurur.
Borçlar Kanunu’nun 42. ve 43. maddesi gereğince zararın kapsamasının belirlenmesi mahkemenin görevidir. Bu nedenle mahkemenin davacının gerçekleşen tam zararını hüküm altına alırken olayda zararın denkleştirmesini gerektirecek ve kapsamına etki edecek koşulları re’sen nazara alması gerekir. Hakim görevinden ötürü Borçlar Kanunu’nun 43/1. maddesini doğrudan doğruya re’sen uygulayacaktır.
Dava hukuksal niteliği itibariyle SSK’ca karşılanmayan zararın tazmini istemine ilişkindir. Bu tür davalarda öncelikle haksız zenginleşmeyi önlemek için belirlenen maddi zarardan SSK tarafından sigortalıya bağlanan sürekli iş göremezlik gelirinin hüküm tarihine en yakın tarihte belli olan verilere göre Kurumca bildirilen peşin sermaye değerinin indirilerek karşılanmayan zararın bulunması Dairemizin giderek Yargıtay’ın oturmuş ve yerleşmiş içtihatları gereğidir. İnceleme konusu olan bu işte davacının bilirkişi tarafından belirlenen zararından hüküm tarihi olan 12.6.2007 tarihine en yakın tarihteki SSK’ca bağlanan gelirin peşin sermaye değerinin SSK’dan sorulup düşülmesi gerekirken tahsis onay tarihi olan 18.10.2003 tarihindeki peşin sermaye değeri sorularak bildirilen miktarın düşülmesi suretiyle karşılanmayan zararın yüksek olarak belirlenerek hüküm altına alınmış olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Davalı vekili 19.6.2007 tarihli temyiz dilekçesinde SSK tarafından davacıya bağlanan gelirin peşin sermaye değerlerinin SSK tarafından açılan rücu davaları ile talep edilip mahkemelerce kendilerinden tahsiline karar verildiği ve ödemeler de bulunulduğuna değinmiş ve dilekçenin sonuç bölümünde de re’sen inceleme sonucu ortaya çıkacak sair sebeplerle usul ve yasalara uyulmadan verilmiş kararın bozulmasını istemiştir.
O halde davalının bu yönü amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bu nedenle bozulmalıdır.
Bu bozma nedeni re’sen nazara alınarak mahkeme kararının bozulması gerektiği görüşünde olduğumdan Sayın Çoğunluğun bu hususun davalı vekilinin temyiz dilekçesinde açıkça temyiz nedeni olarak gösterilmediği gerekçesiyle hukuki dayanağı gösterilmeyen genel gerekçelere dayalı onama kararına katılmıyorum.