YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/17534
KARAR NO : 2007/18731
KARAR TARİHİ : 18.10.2007
Davacılar … vs. vek.Av. … ile davalı …Brülör ve Elektronik Cihazlar San.Tic. A.Ş. vek.Av. … arasındaki tazminat davası hakkında Ankara 7.İş Mahkemesinden verilen 26.12.2006 gün ve 1196/640 sayılı kararın Onanmasına ilişkin Dairemizin 22.5.2007 gün ve 4268/8405 sayılı ilamına karşı davalı vekili tarafından süresi içinde karar düzeltme yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
K A R A R
İstek nitelikçe maddi yanılgının düzeltilmesi istemine ilişkindir.
İş mahkemelerinden verilen kararlar ve buna bağlı Yargıtay ilamına karşı karar düzeltme yolu bulunmamaktadır. Ne var ki; Yargıtay onama ve bozma kararlarında maddi yanılgı bulunması halinde usuli kazanılmış haktan söz edilemeyeceği, giderek maddi yanılgının düzeltilmesi gerektiği Yargıtay’ın oturmuş ve yerleşmiş içtihatlarındandır.
Dava, davacıların yakınlarının iş kazası sonucu ölümü nedeniyle uğradıkları maddi ve manevi zararlarının tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece istemin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davalı vekilinin temyiz dilekçesi ekinde sunduğu belgelerden davalı işverence yaptırılan ferdi kaza, oto mali mesuliyet ve artan mali mesuliyet sigortasından davacılara yapılan ödeme sonucu düzenlenen 23.6.2005 tarihli ” ibraname” eklerinde Genel Sigorta tarafından Hasar Servisine yazılan 8.6.2005, 20.6.2005 ve 23.6.2005 tarihli yazılar ile davacı eş …’a toplam 50.434.99 YTL, Necla Koçak’a 3.125.41 YTL., Dönüş Koçak’a 4.319.45 YTL., …’a 7.620.15 YTL. ödenmesi talimatı verildiği, ancak ibranamede ödemenin bu miktarlarda yapıldığına ilişkin bir bilgi bulunmadığı, davalı vekilinin yargılama sırasında ibranameleri mahkemeye sunmasına rağmen bu belgeleri ibraz etmediği, ancak bilirkişi raporuna karşı verdiği 26.12.2006 tarihli itiraz dilekçesinde ödemelerin davacılara S.S.K. mevzuatınca hak sahiplerinin gelirden yararlanma oranına göre yapılmış olduğu halde bilirkişi raporunda miras hisselerine göre yapıldığının kabulü ile hesaplama yapılmak suretiyle sonuca varıldığı davacı eş …’a toplam 50.434.99 YTL. ödeme yapılması nedeniyle ödeme tarihi itibariyle tüm maddi zararının karşılandığından bahisle itiraz edildiği görülmektedir.
Gerçektende davacı eş …’a toplam 50.434.99 YTL. ödenmiş olması halinde ödemenin yapıldığı tarihte hakedebileceği maddi tazminat tutarı 44.626.63 YTL. olduğundan yapılan ödeme maddi zararını fazlası ile karşılandığından davacının maddi tazminat talep edemeyeceği açıktır. Somut olayda, davacı …’a borcun ödendiğini savunan davalının temyiz dilekçesi ekinde ibraz ettiği belgeler, görülmekte olan davaya konu borcu ortadan kaldıran veya azaltan bir nitelik taşımaktadır.Borçlar Kanunu’nun 85. maddesinde birden fazla borçları bulanan borçlu borçları ödemek zamanında bu borçlardan hangisini tediye etmek istediğini alacaklıya beyan etmek hakkını haiz olacağı, borçlunun beyanatta bulunmaması halinde vukubulan tediye kendisi tarafından derhal itiraz edilmiş olmadıkça alacaklının makbuzda irae ettiği borca mahsup edilmiş olacağı bildirilmiştir. Somut olayda davacılara ne miktar ödeme yapılacağına ilişkin 8.6.2005,20.6.2005 ve 23.6.2005 tarihli yazılar sigorta şirketinin kendi iç yazışmaları olup davacı eşin imzasının bulunduğu ibranamelerde de bu hususta bir açıklama yoktur. Davacı …’a ödemenin eldenmi, çeklemi, banka aracılığıyla yapıldığı araştırılmalı, banka aracılığıyla yapıldığının tesbiti halinde banka tarafından davacıya ödeme yapılması esnasında makbuzda yapılan ödemenin hangi davacı için ve miktar olduğunun gösterilip gösterilmediğini çekle ödeme yapılması halinde çekin davacılar adına bu miktarlarda düzenlenip düzenlenmediği tesbit edilip çıkacak sonuca göre karar verilmelidir.
Uyuşmazlığın çözümünde üzerinde durulması gereken bir başka yön ise; borçlunun, temyiz aşamasında dava konusu borcu söndüren nitelikte bir belge(makbuz) ibraz etmesi halinde, bu belge üzerinde gerekli inceleme yapılmak suretiyle bir karar verilip verilemeyeceği konusudur.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 188. maddesinde, “Hakimin re’sen nazarı dikkate alması kanunen iktiza eden hususular” deyimi ile dava şartlarının kastedildiği ve bu nedenle dava şartlarının mahkemece kendiliğinden gözetileceği hususu öğretide de kabul edilmektedir. (Prof.Dr.Baki Kuru Hukuk Muhakemeleri Usulü 1990 Cilt,1 s:900; Prof.Dr.Saim Üstündağ, Medeni Yargılama Hukuku Cİlt 1-II-İst.1997 s:28 ve871).
Bu noktada, dava hakkının bir anlamda dava şartı olduğu kuşkusuzdur. Dava hakkının varlığı ya da düşmüş bulunmasının incelenmesi, doğrudan hakime verilmiş ödevlerden olması karşısında, Yargıtay Dairesi, önceden ileri sürülmemiş olsa bile temyiz aşamasında dava şartının tamam olup olmadığını kendiliğinden gözetebilir.
Davanın hukuksal niteliği gereği davalı, temyiz aşamasında dava konusu borcu söndüren nitelikte bir belge vermişse, bu belge üzeride gerekli inceleme yapılmak suretiyle bir karar verilmesi gerekir. Gerçekten de, yargılamada davayı inkar eden davalının savunması borcun bulunmadığı savunmasını da kapsar. O nedenle, davalının borcun ne sebeple bulunmadığını açıklama ve iddianın aksine, delillerini ikame etme hakkının ortadan kalktığından söz edilemez. Belirtilen nedenlerle, temyiz aşamasında sunulan ve borcu söndüren bir belgenin varlığı karşısında savunmanın genişletilmesi yasağından da söz edilemeyecektir. (HUMK.md.202)
Sonuç itibariyle; yargılama aşaması henüz tamamlanmamış böyle bir durumda, borcu itfa eden belgenin veya dava şartının söz konusu olduğu hallerde, dava sonuçlanıp kesinleşmemiş ise, ibraz edilen ve borcu ortadan kaldıran veya azaltan yazılı belgenin dikkate alınması gerekir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 5.4.2000 gün, Esas:2000/734, 24.3.2004 gün Esas 2004/2-183 Karar:2004/165 ve 26.10.2005 gün, Esas:2005/9-546 Karar:2005/611, 4.7.2007 gün, Esas:2007/13-453, Karar 2007/453 sayılı kararlarında da aynı ilke benimsenmiştir.
Mahkemece davalının temyiz sırasında ibraz ettiği belgelerin incelenmesi ve davacıya ödemenin ne şekilde yapıldığı tesbit edilerek ödeme sırasında her davacıya yapılan ödeme miktarının makbuzda gösterilip gösterilmediği saptanarak sonucuna uygun bir karar verilmesi için mahkeme kararı bozulmalıdır. Ne var ki; Dairemizce maddi yanılgı sonucu davalı vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazları reddedilerek mahkeme kararı onandığından maddi yanılgının düzeltilmesi gerektiği ortadadır.
O halde davalı vekilinin maddi hatanın düzeltilmesi istemi kabul edilmeli, Dairemizin 22.5.2007 tarihli onama kararı kaldırılmalı ve mahkeme kararı bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle Dairemizin 22.05.2007 tarihli, 2007/4268 Esas, 2007/8405 Karar sayılı onama kararının kaldırılmasına, mahkemenin 26.12.2006 tarihli davacı …’ın maddi tazminat isteminin kabulüne ilişkin kararının BOZULMASINA, 500.00 YTL duruşma avukatlık ücretinin davacı …’tan alınarak davalıya verilmesine, karar düzeltme harcı ile fazla yatırılan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 18.10.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.