Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2007/5744 E. 2007/8404 K. 22.05.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/5744
KARAR NO : 2007/8404
KARAR TARİHİ : 22.05.2007

Mahkemesi :İş Mahkemesi

Davacılar, murisinin, iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen 61.000.00.-YTL. maddi ve manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi taraf vekillerince istenilmesi ve davacılar vekilince de duruşma talep edilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 22.05.2007 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davacılar vekili Avukat … ile karşı taraf vekili …… geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan Avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı gün Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği konuşulup düşünüldü, ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R

Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle temyiz kapsamına ve nedenlerine göre taraf vekillerinin yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, Davalı yararına takdir edilen 450.00 YTL duruşma Avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, aşagıda yazılı temyiz harcının temyiz edenlerden davacıya yükletilmesine, 22.05.2007 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY YAZISI

Dava, hak sahibi olan davacıların yakınlarının iş kazası sonucu ölümü nedeniyle uğradıkları maddi ve manevi zararın giderilmesi istemine ilişkindir.
Dosyadaki belgelerden 26.08.2004 tarihinde orman yangın söndürme çalışmaları sırasında … ve … isimli davalı idarenin iki işçisinin rüzgarın yön değiştirmesi sonucu oluşan yangının içinde kalarak öldükleri, kazanın meydana gelmesinde davalı işveren idarenin % 70 oranında kusurlu olduğu, % 30 oranında kaçınılmazlığın etkili bulunduğu hükme esas alınan bilirkişi raporundan anlaşılmaktadır. Görüldüğü gibi, olayın meydana gelmesinde ölen işçilere kusur izafe edilmediği tartışmasızdır.
Bu olay nedeniyle ölen işçilerden …’ın eş ve çocuklarının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemiyle açtıkları ve Anara 12.İş Mahkemesinin 2005/66 esasına kayıtlı dava sonucunda, mahkemece 31 yaşındaki eş … için 40.000.-YTL. 7 ve 3 yaşındaki çocuklar …, … ve …’ın her biri içir ayrı ayrı 20.000.-YTL. manevi tazminata hükmedilmiş, tazminatın fazlalığı nedenine dayalı davalı işverenin temyizi kabul görmemiş ve mahkeme kararı, dairemizin 04.05.2006 gün ve E. 2006/3215, K. 2006/4633 sayılı ilamı ile onanarak kesinleşmiştir.
Aynı olayda vefat eden, temyize konu davada ise, …’ın iş ve çocuklarının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istenilmiş, mahkemece yanların ekonomik ve sosyal durumları olayın mahiyeti ve cereyan tarzı, davacıların olaydan duydukları acı ve ızdırabın derecesi nazara alınarak 48 yaşında ölen işçinin 57 yaşındaki eşi için 30.000.-YTL. 23 ve 21 yaşındaki çocuklar Ali ve …’ın her biri için ayrı ayrı 15.000.-YTL. manevi tazminata hükmedilmiştir.
Görüldüğü gibi her iki davanın olayı ve davalısı aynı, ölen işçilerin eş ve çocuklarının ekonomik ve sosyal yapıları da kuşkusuz benzer olup farklılık arz etmemektedir.
Davacılar takdir olunan tazminatın olayın farklılık göstermemesi nedeniyle, bir önceki kesinleşen davada daha fazlasına hükmedilmesini emsal göstererek mahkemenin takdirinde hataya düştüğünden bahisle miktarın arttırılmasının adil olacağı gerekçesiyle kararı temyiz etmişlerdir.
Yüksek daire çoğunlukla, tazminat miktarlarındaki farklılığın, ölen işçilerin ve hak sahiplerinin yaşlarından kaynaklandığını ve sonuca ulaşmada bu unsurun etken olduğunu gerekçe göstererek kararın onanması gerektiği sonucuna varmıştır. Aşağıda açıklayacağımız nedenlerle çoğunluk görüşüne katılmamaktayız.
B.K.’nun 47.maddesi gereğince Hakim hususi halleri nazara alarak cismani zarara uğrayan kimseye yahut adam öldüğü takdirde ölenin ailesine manevi zarar namıyla adalete muvafık tazminat verilmesine karar verebilir.
Kanunun takdir hakkı verdiği konularda, hakimin hukuka ve hakkaniyete göre karar vereceği M.K.’nun 4.maddesinde açıklanmıştır. Asıl olan takdir edilecek tazminat miktarının zarara uğrayanda bir huzur duygusu doğurmasıdır. İnsan zararı, yaşama, vücut ve ruh bütünlüğünü koruma hakkının tabii sonucu olan “ Temel insan hakkı” na dayanır. Ölçülen mameleki değer değil “insani değer” dir. İnsan zararı insandan insana değişmeyen, konumsal değil, mutlak eşitliğin egemen olduğu zarardır. Yaşama ve vücut bütünlüğünü koruma hakkı kişilerin konumuna göre farklılık göstermez. Bu ilkenin doğal bir sonucu olarakta bu hakların karşılığı olan zarar ve tazminatta da farklılık yaratılmamalıdır. Gerek ölenin, gerekse hak sahiplerinin yaşları maddi zarar hesabından iş görebilirlik çağı, aktif ve pasif dönem zararı, hak sahiplerinin destek alma sürelerinin hesabında gözetilecek kriterler olup, manevi zararın tayininde ölçü olamaz.
Manevi zarar bilindiği gibi insanın psikolojik varlığında bir eksilme olup, yaşamını yitiren işçinin aynı olay nedeniyle ölen diğer işçinin yaşından daha büyük olması ölçütü, eş ve çocuklar için daha az değer taşıyacağı sonucuna varılamayacağı gibi yaş farklılıklarının hayatta kalanlar bakımından daha az acı duyacakları olgusunun varsayılarak karara gerekçe olarak gösterilmesi yaşama ve insan olmanın onuruna ve Anayasa’da ifade edilen “eşitlik ilkesi” ne de aykırı olur. Oysa; kişilerin onuru, saygınlığı kişilik ve yaşam hakları, bedensel bütünlükleri onların varlıklı veya yoksul, mevkii ve makam sahibi veya sıradan yurttaş oluşlarına, yaşlı veya genç olmalarına göre değerlendirilmemeli, cana gelen zarar için manevi tazminat miktarı belirlenirken de, zengin-yoksul, maddeci-emekçi, şehirli-köylü, eğitimli-eğitimsiz, ayrımı yapılmadan zararın azlığına çokluğuna haksız eylemin ve hukuka aykırılığın niteliğine kusurun ve sorumluluğun derecesine göre değerlendirme yapılmalı, hüküm altına alınacak manevi tazminat, maddi tazminatı tamamlayıcı ve zarar vereni caydırıcı bir işlem görmelidir. Vardığımız bu sonuç YHGK.’nun 23.06.2004 gün ve E. 2004/13-291, K. 2004/370 sayılı kararı ile de desteklenmektedir.
Mahkemece manevi tazminatın yukarıdaki açıkladığımız gerekçeler göz ardı edilerek amacının ve niteliğinin tesbit ve tayininde hataya düşülmek suretiyle ölenin ve yakınlarının yaşları ölçü alınarak daha açık bir anlatımla felsefi ve etik bir değer olan insana yaşı esas alınarak fiat biçilmek suretiyle bilimsel ve yargısal inanç ve düşüncelere aykırılık gösterilerek istemin altında manevi tazminat takdir eden, yerel mahkeme kararının bozulması gerekirken onanması yönündeki çoğunluk görüşüne bu anlatımlarımız ışığı altında katılmamız mümkün olmamıştır. 22.05.2007