Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2008/10088 E. 2009/7887 K. 04.06.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/10088
KARAR NO : 2009/7887
KARAR TARİHİ : 04.06.2009

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı,1.9.2004-20.3.2005 tarihleri arasında davalılardan işverene ait işyerinde çalıştığının tesbitiyle işçilik alacaklarının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılardan Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Dava, davacının 1.9.2004-20.3.2005 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde çalıştığının tespitiyle işçilik alacaklarının davalı işverenden tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kısmen kabulü ile davacının davalı işyerinde 24.12.2004-25.3.2005 tarihleri arasında 92 gün çalıştığının tespitine , işçilik alacakları konusunda ayrı dava açması gerekeceğinden bu konuda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasanın 79. maddesi bu tip hizmet tesbiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir. Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olusu her türlü delille ispat kazanabilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacı adına davalı işyerinden bir bildirimde bulunulmadığı, işyerinin 25.3.2005 tarihinde yasa kapsamına alındığı, davalı şirketin kuruluşunun 24.12.2004 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiği, Kurum müfettişinin davalı işyerinde yaptığı denetim sonucunda düzenlediği 20.9.2005 tarihli raporunda davacı adına 2005/4. ayda bir günlük 16,29 YTL ücret ödemesinde bulunulduğu halde Kuruma bildiriminin yapılmadığının tespit edildiği anlaşılmaktadır .
Somut olayda dinlenen tanıklarının yukarıda belirtildiği şekilde çalışmaları kayda geçen bordro ve komşu işyeri çalışanları olmadıkları halde beyanları esas alınarak istemin kısmen kabulüne karar verilmesi isabetsiz olmuştur.
Yapılacak iş; davanın nitelikçe kamu düzenini ilgilendirdiği nazara alınıp araştırma genişletilerek ilgili SGK İl Müdürlüğünden gerekirse zabıtaca komşu işyerlerinde benzer işi yapan işlerle uğraşan işverenler veya bu işverenlerin resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlar resen tesbit edilip beyanlarına başvurmak, davacının çalışmaları konusunda tüm deliller birlikte değerlendirilerek çıkacak sonuca göre çalıma sürelerini tespit ederek karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın eksik araştırma sonucu yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 4.6.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.