Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2008/10109 E. 2009/7540 K. 01.06.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/10109
KARAR NO : 2009/7540
KARAR TARİHİ : 01.06.2009

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi

Davacı, murisinin davalı işveren nezdinde 01.03.2003-15.10.2003 tarihleri arası çalıştığının tespiti ile adli yardımdan yararlandırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Dava, davacı murisinin davalı işverene ait iş yerinde 01.03.2003-15.10.2003 tarihleri arasında geçen ve kuruma bildirilmeyen çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş ise de bu sonuç eksik incelemeye dayalı olup usul ve yasaya aykırıdır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davalıya ait işyerinin 08.06.1991-07.09.1991 tarihleri arasında ve 15.05.2002-20.11.2002 tarihleri arasında 506 sayılı Yasa kapsamına alındığı ,davacı murisinin davalıya ait işyerinden çalışmasının Kuruma bildirilmediği, işverence işe giriş bildirgesi ve dönem bordrolarının Kuruma verilmediği,işyeri dosyasının olmadığı beyan edilerek işverence dosyaya sunulmadığı,murisin tesbiti talep edilen tarihlerde başka işyerinde çalışmasının görülmediği, mahkemece yaptırılan zabıta araştırmasında davacı murisinin fiili çalışmasının tesbit edilemediğinin bildirildiği ,fiili çalışmanın davacı tanıklarınca doğrulandığı görülmektedir.
Uyuşmazlık, somut olayda fiili çalışma olgusunun kanıtlanması yönünden, mahkemece yapılan inceleme ve araştırmanın hükme yeterli bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Yasa’sının 2 ve 6. maddelerinde açıkça belirlendiği üzere, sigortalılığın oluşumu yönünden çalışma olgusunun varlığı zorunludur. Eylemli veya gerçek biçimde çalışmanın varlığı saptanmadıkça, hizmet akdine dayanılarak dahi sigortalılıktan söz edilemez. Fiili veya gerçek çalışmayı ortaya koyacak belgeler, işe giriş bildirgesiyle birlikte 506 sayılı Yasa’nın 79. maddesinde belirtilen sigortalının gün sayısını, kazanç durumunu, çalışma tarihleriyle birlikte ortaya koyan aylık sigorta gün bilgileri ile Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin 17. maddesinde belirtilen 4 aylık prim bordroları gibi Kuruma verilmesi zorunlu belgelerdir. 506 sayılı Yasa’nın 79/10. maddesinde bu tür hizmet tespit davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında resmi belge veya yazılı delillerin bulunması sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması salt, bu nedene dayalı istemin reddine neden olmaz. Somut bilgilere dayanması koşuluyla, bordro tanıkları veya iş ilişkisini bilen veya bilmesi gereken komşu işyerleri kayıtlı çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen kim diğer kanıtlarla dahi sonuca gitmek mümkündür. Kamu düzenine dayalı bu tür davalarda hakim, görevi gereği doğrudan soruşturmayı genişleterek sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığını belirlemelidir.
Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10.11.2004 gün 2004/21-538 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Somut olaya gelince; mahkemece davacı murisinin fiili çalışmasının ıspatına yönelik resmi belge bulunmaması, dinlenen tanıkların fiili çalışmayı ıspat edememesi ve resen yaptırılan zabıta araştırmasında davacı murisinin fiili çalışmasının tesbit edilememesi nedeniyle davanın reddine karar verimleş ise de, yaptırılan zabıta araştırmasında ölen murisinin adının ve soyadının sorularak araştırma yapıldığı, kendi köyünden başka bir yerde bulunan inşaat işyerinde çalıştığı iddia edilen murisin ve diğer işçilerin inşaat yaptıran kişilerce ismen bilinmesinin mümkün olamayacağı düşünülmeden, davacı murisinin çalıştığı döneme ilişkin fotoğrafının temin edilerek fotoğrafın zabıtaca tesbit edilen kişilere gösterilerek fiili çalışmanın ıspatına yönelik araştırma yapılması gerekirken eksik inceleme ile sonuca gidilmesi doğru değildir.
Yapılacak iş; murisin ölmüş olduğu gözetilerek, murisin resimlerini(özellikle 2003 yılında çekilmiş bir resminin olmadığı takdirde diğer resimlerini) araştırarak dosyaya getirtmek, zabıtaca tutulan 09.01.2007 tarihli tutanakta imzası olan on kişiye gösterilerek bilgilerine başvurmak,bilgi ve görgüsü olanları tesbit ederek beyanlarını almak ve gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde 506 sayılı Yasanın 2, 6, 9 ve 79/10. maddeleri gereğince kanıtladıktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 01.06.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.