YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/10312
KARAR NO : 2009/8583
KARAR TARİHİ : 15.06.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk(İş)Mahkemesi
Davacı,davalı işveren nezdinde 1990-1999 tarihleri arası 1200 gün 2005 yılında 120 gün çalıştığının tesbitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı ile davalılardan Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenler ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 3/2 maddesi gereğince davalı Kurum vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı davalı sayesinde l990- l999 yılları arasında her yıl mevsimlik olarak l20 gün (toplam l200 gün) ve 2005 yılında 120 gün çalıştığının tesbitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece hak düşürücü süreyi ve davanın ispatlanamadığını gerekçe göstererek istemin tümüyle reddine karar vermiştir.
Mevsimlik çalışmalarda hak düşürücü süre, mevsimlik çalışmanın sona erdiği yıl esas alınarak saptanır. Davacı l990- l999 yılları arasında her yıl mevsimlik olarak çalıştığının tesbitini, istediğine ve dosyadaki belgelerden de 2000-2006 yılları arasındaki mevsimlik çalışmalarıda Kuruma bildirildiğine göre çalışmanın sona erdiği yıl olan 2006 yılı itibariyle hak düşürücü sürenin dolmadığı bu durumda işin esasının usulüne uygun olarak yapılacak araştırma ile sonuca bağlanması gerektiği ortadadır.
Sosyal Güvenliğe yönelik bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin usulünce verilip verilmediği ya da çalışmalarının Kurumca tespit edilip edilmediği yöntemince araştırılmalı, talep edilen süreye ilişkin dönem bordroları ve belgeler işyerinden ve Kurumdan getirtilerek incelenilmeli, daha sonra çalışma iddiasının gerçeğe uygunluğu özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır.
Çalışma olgusu her türlü delille ispatlanabilirsede çalışmanın konusu, sürekli, kesintili ya da mevsimlikmi olduğu, başlangıç ve bitiş tarihleri konusunda tanıkların sözleri değerlendirilirken bunların inandırıcılığı üzerinde durulmalı, verdikleri bilgilere nasıl vakıf oldukları, işveren, işçi ve işyeriyle ilişkileri dikkate alınmalı, işyerinin kapsam, kapasite ve niteliği ile bu beyanlar kontrol edilmeli, mümkün oldukça işyerinin dönem bordrolarında yer alan ve çalışmaları süreklilik arz eden kimseler ile komşu ve yakın işyerleri çalışanları oldukları belge veya araştırma yoluyla saptanmış kişilerin beyanlarına başvurulmalı, tanık beyanlarının sağlığı denetlenmeli, çalışma olgusu böylece hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak şekilde açıkca belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2004/21-480-579, 2005/21-495-582, 2006/21-43-98 ve 2008/21-343-347 sayılı kararlarında bu hususlar özellikle vurgulanmıştır.
Dosya içeriğinden, mahkemece yukarıda belirtildiği şekilde araştırma yapmadığı, uyuşmazlık konusu süreye ilişkin dönem bordrolarının getirtilmediği, uygun vasıfta tanık dinlenilmediği, işçilik alacaklarına yönelik beyanları bulunan 2006/120 esas sayılı dosya tanıklarının yeterince ifadeleri ile sonuca gidildiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek kurulu hüküm usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine 15.6.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.