YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/10381
KARAR NO : 2009/8158
KARAR TARİHİ : 08.06.2009
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalı işveren nezdinde 1.4.2003-13.08.2005 tarihleri arası çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici nedenlere göre davalıların tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında diğer temyiz itirazlarının reddine
2-Dava, davalı şirkete ait iş yerlerinde geçen ve kuruma bildirilmeyen 01,04,2003-13.08.2005 yılları arasındaki çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacının haftada 3 gün çalıştığı kabül edilerek 20.06.2003 ile 13.08.2003 tarihleri arasında 306 gün çalıştığının tespiti ile fazla istemin reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davalılardan Zirve Sağlık hizmetleri Koll.Şti. adına tescilli 10065520340845 sicil nolu iş yerinin 24.12.1993 tarihinde 506 sayılı yasa kapsamına alındığı ve faaliyetine devam ettiği, iş yerinden davacı ile ilgili kuruma verilmiş giriş bildirgesi bulunmadığı, dönem bordrolarında da davacının çalışmasının bildirilmediği ayrıca davalı şirket tarafından davacıya ödeme yapılması konusunda İş Bankası ve Akbank şubelerine çok sayıda yazılı talimat verildiği, anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık, somut olayda fiili çalışma olgusunun yöntemince kanıtlanmış olup olmadığı, mahkemece bu yönde yapılan inceleme ve araştırmanın hükme yeterli bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan; 506 sayılı Sosyal Sigortalar Yasa’sının 2 ve 6. maddelerinde açıkça belirlendiği üzere, sigortalılığın oluşumu yönünden çalışma olgusunun varlığı zorunludur. Eylemli veya gerçek biçimde çalışmanın varlığı saptanmadıkça, hizmet akdine dayanılarak dahi sigortalılıktan söz edilemez. Fiili veya gerçek çalışmayı ortaya koyacak belgeler, işe giriş bildirgesiyle birlikte 506 sayılı Yasa’nın 79. maddesinde belirtilen sigortalının gün sayısını, kazanç durumunu, çalışma tarihleriyle birlikte ortaya koyan aylık sigorta gün bilgileri ile Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin 17. maddesinde belirtilen 4 aylık prim bordroları gibi Kuruma verilmesi zorunlu belgelerdir. 506 sayılı Yasa’nın 79/10. maddesinde bu tür hizmet tespit davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında resmi belge veya yazılı delillerin bulunması sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması salt, bu nedene dayalı istemin reddine neden olmaz.
Somut bilgilere dayanması koşuluyla, bordro tanıkları veya iş ilişkisini bilen veya bilmesi gereken komşu işyerleri kayıtlı çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen kim diğer kanıtlarla dahi sonuca gitmek mümkündür. Kamu düzenine dayalı bu tür davalarda hakim, görevi gereği doğrudan soruşturmayı genişleterek sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığını belirlemelidir. Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10.11.2004 gün 2004/21-538 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Somut olaya gelince; her ne kadar davalı tanıkları davacının haftada bir kaçgün nöbetçi olarak çalıştığını getir götür işlerini yaptığını söylemişler ise de aynı dönemde iş yerinde çalışması bulunan tanıklardan İbrahim Gökkaya’nın davacının 2003-2005 yılları arasında kendisinden nöbeti devralarak gündüzleri çalıştığını ve getir götür, temizlik, çay işleri ve banka işlerini takip ettiğini yönündeki anlatımı ve bankalara verilen çok sayıdaki işveren adına para çekilmesi ile ilgili yazılı talimatlar birlikte değerlendirildiğinde, davacının tespit kararı verilen 20.06.2003-13.08.2005 tarihleri arasında sürekli çalıştığının kabulü yerine yazılı şekilde haftada 3 gün çalıştığının tespitine karar verilmesi doğru değildir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edenlerden davalılardan Zir ve Sağlık Hiz.Tic.Ltd.Şti’ne yükletilmesine,
08.06.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.