Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2008/11083 E. 2009/9949 K. 25.06.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/11083
KARAR NO : 2009/9949
KARAR TARİHİ : 25.06.2009

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, kısmi yaşlılık aylığının tam yaşlılık aylığı olarak ödenmesi gerektiğinin tespitine, aksine kurum işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, dava konusuz kaldığından olumlu yada olumsuz karar vermeye yer olmadığına karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Dava davacının 3201 sayılı Yasa’ya göre Emekli Sandığı’na yaptığı borçlanmaya rağmen yurt dışından kesin dönüş yapmadığı gerekçesiyle aylık bağlanmaması yönündeki Kurum işleminin iptali ile davacıya bağlanan kısmi aylığın tam aylığa dönüştürülmesi istemine ilişkindir
Mahkemece, yargılama sırasında davacıya aylık bağlandığından, dava konusu kalmadığından, karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının 25.11.1960-28.8.1962 tarihleri arasında 1 yıl 9 ay SSK’na tabi, 1.9.1962-1964/8 ay arasında 2 yıl ve 1.10.1964-1970/2.ay arasında 5 yıl 5 ay Emekli Sandığına tabi çalışmasının bulunduğu ve davacının 1.1.1999-30.12.2004 tarihleri arasında Almanya’da geçen 6 yıllık çalışmasını 3201 sayılı Yasa’ya göre borçlanarak borçlanma bedelini 24.7.2006 tarihinde Emekli Sandığına ödediği, yurda kesin dönüş konusunda çıkan uyuşmazlığın Kurumun 6.7.2007 tarihli genelgesiyle düzenlenen beyan ve teahhüdü imzalaması halinde aylık bağlanacağının bildirilmesi üzerine davacı tarafından 10.9.2007 tarihinde yurda kesin dönüş beyan ve teahhüdünün imzalanmasıyla davacının kısmı aylığının tam aylığı dönüştürüldüğü anlaşılmaktadır.
5510 sayılı Yasa’nın Geçici 7. Maddesinde 506, 1479, 5434, 2925, 2926 sayılı Kanunlara ilişkin ortak geçiş hükümlerini düzenlenmiştir (Değişik: 17/4/2008-5754/68 md.) Maddenin 1. fıkrasında bu Kanunun yürürlük tarihine kadar 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı, 2/9/1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17/10/1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17/10/1983 tarihli ve 2926 sayılı, 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı kanunlar ile 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı Kanunun geçici 20 nci maddesine göre sandıklara tabi sigortalılık başlangıçları ile hizmet süreleri, fiilî hizmet süresi zammı, itibarî hizmet süreleri, borçlandırılan ve ihya edilen süreler ve sigortalılık sürelerinin tabi oldukları kanun hükümlerine göre değerlendirileceği belirtilmiştir
3201 sayılı Yasa’nın 3. maddesinde yurt dışında geçen çalışmalarını borçlanmak isteyenlerin yurt dışına çıkmadan önce Türkiye de son defa pirim, kesenek ve karşılık ödediği sosyal güvenlik kuruluşuna yazılı olarak müracaat etmeleri gerektiği belirtilmiştir.
Somut olayda yurtdışına çıkmadan önce son defa çalıştığı soysal güvenlik kuruluşu T.C. Emekli Sandığı olan davacının yurt dışı borçlanmasını bu Sandığın tahakkukuna göre Sandık hesabına ödediği anlaşılmaktadır. Kaldı ki kurum tarafından borçlanma işlemleri yargılama sırasında tamamlatılarak davacıya aylık bağlandığı da anlaşılmaktadır. Bu durumda uyuşmazlığın Emekli Sandığı ile olduğu açıktır. 5510 sayılı Yasa’nın Geçici 7. Maddesi bu yasanın yürürlük tarihinden önce borçlandırılan sigortalılık sürelerine ilişkin olarak önceki yasanın (5434 sayılı Yasa) uygulanmasını öngördüğüne göre artık davacının iptalini istediği işlemin Emekli Sandığının idari nitelikte bir işlemi olduğundan mahkemece H.U.M.K 7. maddesi göz önüne alınarak; mahkemelerin görevinin kamu düzenine ilişkin olduğu ve görülmekte olan davada başka bir mahkemenin görevli olduğunun ortaya çıkması durumunda resen görevsizlik karar verilmesi gerekeceğinden Mahkemece idari bir işlemin iptaline ilişkin bu davada yargı yolu bakımından dava dilekçesinin reddine karar verilmesi gerekirken yargılamaya devam edilerek yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 25.06.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.