Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2008/11086 E. 2009/9960 K. 25.06.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/11086
KARAR NO : 2009/9960
KARAR TARİHİ : 25.06.2009

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, murisinin geçirdiği kazanın iş kazası olduğunun tespitiyle gelir bağlanmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Hüseyini … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R

Dava davacılar murisinin ölümüne neden olan olayın iş kazası olduğunun ve hak sahiplerine iş kazası sigorta kolundan gelir bağlanması gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece olayın iş kazası olmadığının SSK müfettişi raporu ile anlaşılmasına göre davacıların artık hukuki yararları kalmadığından iş kazası tespiti istemlerinin reddine, atiye bırakılan diğer talepler konusunda davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden 13.11.2003 tarihinde kömür ocağında çalışma mahallinde işi için hazırlık yapan davacılar murisinin aniden rahatsızlanarak yere düşüp öldüğü olayda başlatılan hazırlık soruşturmasında yapılan otopside ölüm nedenini tespit edilemememsi üzerine Adli Tıp Kurumundan alınan raporda ölende zehirlenme belirtisi bulunmadığı, ölüm nedeninin ölenin bünyesinde bulunan ve otopside tespit edilemeyen bir nedenden meydana gelmiş olabileceğinin belirtildiği, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı iş müfettişinin 26.12.2003 tarihli raporunda olay işyerinde meydana geldiğinden iş kazası olduğunun bildirdiği , SGK müfettişinin dosyada bulunmayan ancak mahkeme gerekçesinde açıklanan rapora göre olay ile yapılan iş arasında illiyet bağı bulunmadığından iş kazası olarak sayılmadığının belirtildiği, Kurumun da 5.1.2004 tarihli yazısında olayın müfettiş incelmesine göre iş kazası değil hastalık vakası olarak değerlendirildiğinin bildirildiği anlaşılmaktadır.
Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanmayan zararın ödetilmesine ilişkin davalarda (tazminat davaları) öncelikle zararlandırıcı sigorta olayının iş kazası niteliğinde olup olmadığı, haksız zenginleşmeyi ve mükerrer ödemeyi önlemek için Kurum tarafından hak sahiplerine bağlanan gelirin hükme en yakın tarihteki peşin sermaye değerinin hüküm tarihine en yakın tarihteki verilere göre belirlenen tazminattan düşülmesi gerektiği Yargıtay’ın oturmuş ve yerleşmiş görüşlerindendir.
5510 sayılı Yasa’nın 13. maddesinde İş kazasının; sigortalının işyerinde bulunduğu sırada, işveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle, bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda, bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki emziren kadın sigortalının, iş mevzuatı gereğince çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda, sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında, meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen özüre uğratan olaylar olduğu belirtilmiştir.Anılan yasa maddesinde 4 ncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ile 5 nci madde kapsamında bulunan sigortalılar bakımından bunları çalıştıran işveren tarafından, o yer yetkili kolluk kuvvetlerine derhal ve Kuruma en geç kazadan sonraki üç işgünü içinde iş kazası ve meslek hastalığı bildirgesi ile doğrudan ya da taahhütlü posta ile bildirilmesinin zorunlu olduğu, iş kazasının işverenin kontrolü dışındaki yerlerde meydana gelmesi halinde bu sürenin iş kazasının öğrenildiği tarihten başlayacağı, Kuruma bildirilen olayın iş kazası sayılıp sayılmayacağı hakkında bir karara varılabilmesi için gerektiğinde, Kurumun denetim ve kontrol ile yetkilendirilen memurları tarafından veya Bakanlık İş Müfettişleri vasıtasıyla soruşturma yapılabileceği bağlanacağı bildirilmiştir.
. Olayın iş kazası sayılması gerektiğinin tesbitine ilişkin davanın asıl amacı, 5510 sayılı Yasa’nın 20 nci maddesinde belirtildiği gibi iş kazasına bağlı nedenlerden dolayı ölen sigortalının hak sahiplerine gelir bağlanmasının teminine yöneliktir. Bu yönü ile olayının iş kazası sayılıp sayılmaması işverenin dahi hak alanını ilgilendirir. Zira işveren kusurlu ve de olayda iş kazası ise, kurum bağladığı gelirin peşin değerini işverenden isteyebilecektir.
Dava konusu olan hukuki ilişki birden fazla kişi arasında ortak olup da, bu hukuki ilişki hakkında mahkemece bütün ilgililer için aynı şekilde ve tek bir karar verilmesi gereken hallerde, dava arkadaşlığı maddi bakımdan zorunludur. Burada dava arkadaşları arasındaki hukuki ilişki çok sıkı olup Mahkeme, mecburi dava arkadaşlarının hepsi hakkında aynı ve bir tek karar verir.
İş kazasının tesbit istemine ilişkin dava sonucunda mahkemece verilecek hüküm gerek işverenin gerekse Sosyal Sigortalar Kurumunun hak alanını etkileyeceğinden işveren ile Sosyal Sigortalar kurumu arasında mecburi dava arkadaşlığı bulunmaktadır. Davalılar arasında (pasif) mecburi dava arkadaşlığı bulunması halinde, davacı bütün davalılara karşı birlikte dava açmak zorundadır. Dava bütün mecburi dava arkadaşlarına karşı değil de bunlardan birine veya bir kaçına karşı açılmış ise bu halde, dava sıfat yokluğundan reddedilemez. Mahkemenin, davayı diğer mecburi dava arkadaşlarına da teşmil etmesi için davacıya bir süre vermesi, davacı bu süre içinde davayı diğer mecburi dava arkadaşlarına da teşmil ederse davaya devam etmesi gerekir. Davanın teşmili müessesesi uygulamada ” dahili davalı ” olarak nitelendirmekte olup, davayı teşmil eden davacının bu işlem için ayrı bir başvuru harcı ödemesi gerekir. Gerekli harç ödenmez ise mahkeme davacının davanın teşmili talebini inceleme konusu yapılamaz ve davanın teşmil edildiği kişi ihbar olunan üçünçü kişi olarak kabul edilir, aleyhine hüküm kurulamaz
Yapılacak iş; öncelikle dava işverenin hak alanını etkileyeceğinden davacılara önel verilerek işverenin davaya dahil edilmesinin sağlanması gerekir. İş kazası tespiti yönünden ise 5510 sayılı Yasanın 13 maddesi a) bendi olayın işyerinde vuku bulmasını yeterli görüp başkaca şart ve kısıtlamaya yer vermediğine göre somut olayda çalışmak için girdiği kömür ocağında mursin aniden rahatsızlanarak gerçekleşen ölüm olayının iş kazası olduğu açıktır. Mahkemece dosya arasında da bulunmayan, kararda belirtilen gerekçeleri itibariyle de yerinde olmayan Kurum müfettişi raporuna göre istemin reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 25.6.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.