Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2008/11683 E. 2009/5868 K. 27.04.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/11683
KARAR NO : 2009/5868
KARAR TARİHİ : 27.04.2009

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı,7.8.2000 tarihinden itibaren tarım … sigortalılığın iptali ile SSK isteğe bağlı sigortalılık kapsamında olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Davacı 506 sayılı Yasa’ya tabi isteğe bağlı sigortalılığı ile çakışan dönemlerdeki … sigortalılıklarının iptalini ve … sigortalılığının 7.8.2000 tarihi itibariyle sona erdiğinin tesbitini istemiştir.
Mahkemece, davacının 1.8.1986-7.8.2000 tarihleri arasındaki … sigortalısı olduğunun tesbiti ile 7.8.2000-28.2.2005 tarihleri arasındaki tarım … sigortalılığının iptaline karar verilmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden, davacının 27.8.2003-4.4.2005 tarihleri arasında … kooperatifi kaydının, 4.9.2001-5.4.2005 tarihleri arasında ziraat oda kaydının,1.1.1996 davacının Tarım Kredi Kooperatif kaydının bulunduğu görülmektedir. Davacının 1.1.1986 tarihi itibariyle … sigortalısı olarak tescilinin yapıldığı ve 1.1.1986-28.2.2005 tarihleri arasında … sigortalısı olarak kabul edidiği, 7.1.1997-Ağustos 2000 tarihleri arasında kısmi prim ödemelerinde bulunduğu prim borcunun olduğu ayrıca çakışan 506 sayılı Yasa’ya tabi isteğe bağlı sigortalılık sürelerinin ise, 7.8.2000 tarihinden itibaren olduğunun ve Sosyal Sigortalar Kurumunun davacının … sigortalılığını nazara alarak çakışan döneme ait SSK isteğe bağlı sigortalılığını iptal edildiğinin iddia edildiği ancak mahkemece davacının 506 sayılı Yasa’ya tabi isteğe bağlı sigortalılık kayıtlarının getirtilmediği anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık, her iki sigortalılığın çakışması halinde hangi sigortalılığa öncelik verileceği noktasında toplanmaktadır.
Gerek 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu gerekse 2926 sayılı … Kanunu birbirine paralel düzenlemeler ile bir sigortalının aynı anda birden fazla sosyal güvenlik kurumuna tabi olmasını yasaklayıp, sigortalının önceden başlayıp devam ede gelen sigortalılığına geçerlik tanıyarak çözüme ulaştırmaya çalışmışlardır. Yasa sistemimize göre bir kimsenin Sosyal Sigortalar Kurumu kapsamında sigortalı olabilmesi için hizmet ektine tabi bir işte çalışması yanında başka bir … kapsamında da bulunmaması gerekir. 506 sayılı Yasa’nın 3.maddesinin I/f bendinde “kanunla kurulu emekli sandıklarına aidat ödemekte olanların” K bendinde ise “ herhangi bir işverene hizmet akdiyle bağlı olmaksızın kendi nam ve hesabına çalışanların” sigortalı sayılmayacağı 85.maddesinde ise herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna zorunlu yada isteğe bağlı sigortalı olmamak gerektiği belirtilmiştir. Aynı şekilde 2926 sayılı Yasa’nın 2.maddesinde bir kimsenin tarım … kapsamına girebilmesi için kendi adına tarımsal faaliyette bulunup kazanç sağlaması yanında, başka bir … kapsamında bulunmaması koşuluda getirilmiştir.
Bütün bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere sosyal güvenlik sistemimizde çifte sigortalılık mümkün bulunmayıp zorunlu sigortalılıkların çakışması halinde önceden başlayıp devam eden sigortalılığa zorunlu sigortalılık ile isteğe bağlı sigortalılığının çakışması halinde ise aslolan zorunlu sigortalılık olduğundan zorunlu sigortalılığa değer verilerek sorun çözüme kavuşturulmalıdır.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2001/21-627 Esas, 2001/659 Karar ve 3.10.2001 günlü kararıda bu yöndedir.
1479 sayılı Yasa’nın 22.2.2006 gün ve 5458 sayılı Yasa’nın 13.maddesi ile değişik 1.3.2006 tarihinde yürürlüğe giren Ek 19.maddesinde bu Kanun ve 2926 sayılı Kanuna göre kayıt ve tescili yapıldığı halde, 5 yıl ve daha fazla süreye ilişkin prim borcu bulunan sigortalıların bu sürelere ilişkin prim borçlarının Kurumca yapılacak bildirimde belirtilen süre içerisinde ödenmemesi halinde daha önce prim ödemesi bulunan sigortalının ödediği primlerin tam olarak karşıladığı ayın sonu itibariyle, prim ödenmesi bulunmayan sigortalının ise tescil tarihi itibariyle sigortalılığı durdurulur. Prim borcunun ait olduğu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilmez ve bu sürelere ilişkin Kurum alacakları takip edilmeyerek, Kurum alacakları arasında yer verilmez. Ancak, sigortalı veya hak sahipleri daha sonra sigortalının en son bulunduğu basamağın başvuru tarihindeki değeri üzerinden hesaplanacak borç tutarlarını tebliğ tarihinden itibaren üç ay içinde ödedikleri takdirde bu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilir. Bu madde kapsamına giren sigortalılar hakkında zaman aşımının kesilmesi ve zaman aşımının işlememesi ile ilgili olarak 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 103 üncü maddesinin 1.fıkrasının (6),(8) ve (10) numaralı bentleri hariç diğer hükümleri ile aynı Kanunun 104 üncü maddesi hükümlerinin uygulanacağı , yine 5458 sayılı Yasa’nın 14.maddesi ile eklenen ve 1.3.2006 tarihinde yürürlüğe giren Geçici 26.maddesine göre bu Kanun ve 2926 sayılı Kanuna göre kayıt ve tescili yapıldığı halde 31.3.2005 tarihi itibariyle beş yıl ve daha fazla süreye ilişkin prim borcu bulunan sigortalılar ve hak sahiplerinden bu sürelere ilişkin prim borçlarını yeniden yapılandırma talebinde bulunmayanlar veya yeniden yapılandırma talebinde bulundukları halde yapılandırma haklarını kaybedenler hakkında ek 19.madde hükmü uygulanacağı bildirilmiştir.
Kanunların geriye yürümesi konusunda mevzuatımızda genel bir düzenleme bulunmamaktadır. İlke olarak her yasa yürürlüğe girdiği andan itibaren derhal hukuksal sonuçlarını doğurmaya başlar. Bunun doğal sonucu da yasaların yürürlüğe girmelerinden önceki olayları etkilemeyeceği, başka bir anlatımla geriye yürümeyeceklerdir. Ancak devam eden yuşmazlıklarda, tamamlanmamış hukuki durumlara yeni yasa veya düzenleyici kural “derhal yürürlüğe girme” niteliği nedeniyle uygulanacak ve hukuki sonuçlarını doğuracaktır. Bu gibi durumlarda kanunların geriye yürümesi değil ani etkisi söz konusudur. Sosyal güvenlik hukukunun ilgi alanı kamusal olup otoritesi kamu düzenini ilgilendirmektedir. Bu nedenle sosyal güvenlik hukuku ile ilgili yasalar yürürlüğe girdiği andan itibaren derhal hukuksal sonuçlarını doğurur.
Davacının prim borcunu ödeme isteği olmadığı gözetildiğinde uyuşmazlığa hüküm tarihinden önce 1.3.2006 tarihinde yürürlüğe giren 1479 sayılı Yasa’nın değişik Ek 19 ve Geçici 26. maddesinin uygulanacağının kabulü gerekir. Hukuk Genel Kurulu’nun 21.6.2006 gün ve 2006/21-363 E. 2006/ 466 K., 28.6.2006 gün ve 2006/21-485 E., 2006/483 K. no lu kararları da bu yöndedir.
Somut olayda, 1.1.1986 tarihinde …’a kayıt ve tescili yapılan davacının tarım … sigortalılık şartlarının 28.2.2005 tarihine kadar da aralıksız devam edildiği görülmektedir. Bu durumda davacının 1.1.1986 tarihinde başlayarak devam eden Tarım … sigortalılığına değer verilerek bu dönemde varsa 506 sayılı Yasa’ya tabi isteğe bağlı sigortalılığına tarım … sigortalılığının sona erdiği 28.2.2005 tarihine kadar geçerlik tanınamaz.Ancak; davacının istemi dikkate alındığında 5 yıl ve daha fazla süreye ilişkin prim borcu bulunduğu takdirde uyuşmazlığa 01.03.2006 tarihinde yürürlüğe giren 1479 sayılı Yasa’nın değişik Ek 19 maddelerinin uygulanması gerekir.
Yapılacak iş,öncelikle 506 sayılı Yasa’ya tabi isteğe bağlı prim ödemelerini gösterir cetveli istenerek,davacının 506 sayılı Yasa’ya tabi isteğe bağlı sigortalı olduğu süreyi açıklığa kavuşturmak davacının 2926 sayılı Yasa’ya tabi sigortalılık yönünden ödediği primlerin tam olarak karşıladığı ayın sonu itibariyle 5 yıl ve daha fazla süreye ilişkin prim borcu bulunup bulunmadığını araştırmak 5 yıl ve daha fazla süreye ilişkin prim borcu var ise davacının talebide gözetilerek 7.8.2000 tarihinde sigortalılığını durdurmak ve prim borcunun olduğu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilmeyerek, sigortalılığın durdurulduğu tarihten sonraki 506 sayılı Yasa’ya tabi isteğe bağlı sigortalılığa geçerlik tanımak, beş yıl ve daha fazla süreye ilişkin prim borcunun olmadığının anlaşılması halinde 1479 sayılı Yasa’ya tabi sigortalılığa değer verilerek sonuca gitmektir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözardı edilerek eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı … ve davalı SSK vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 27.4.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.