YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/11771
KARAR NO : 2009/10886
KARAR TARİHİ : 09.07.2009
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, prim ve gecikme zammı borcu olmadığının tesbitiyle takibin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Davacı Sivas Öğretmenevi Müdürlüğü. İşyerinde, kursiyer konumunda çalıştırılan kişilerin açtığı hizmet tespiti davaları sonucunda, anılan kişilerin hizmet akdine dayalı çalışan işçi olduklarının mahkeme kararıyla tespiti üzerine tahakkuk ettirilen sigorta primi ve gecikme zammı borcunun zamanaşımına uğradığı, borca gecikme zammı işletilemeyeceği, hesaplamanın denetime elverişli olmadığı, kısa vadeli sigorta kolları yönünden daha önce yapılan prim ödemelerinin dikkate alınmadığı gerekçeleriyle tahakkuk işleminin iptalini istemiştir
Mahkemece, Kurumun yaptığı işlemlerin denetimi mümkün bulunmadığından davanın kabulü ile davalı Kurum tarafından toplam 211.405,07 TL davacı aleyhine yapılan tahakkuk işleminin iptaline karar verilmiş ise de bu sonuç usul ve yasaya aykırıdır.
506 sayılı Yasa’nın 79. maddesi ve diğer hükümler birlikte değerlendirildiğinde, Kuruma kendisine bildirilen ve bildirilmeyen işçilik yönünde inceleme yapma yetkisi açıkça verilmektedir. 6.8.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4958 sayılı Yasa’dan önce durum bu merkezde olduğu gibi 506 sayılı Yasa’da değişiklik yapan 4958 sayılı Yasa’nın 37. ve 49. maddeleri gereğince de Kurumun ölçümleme hakkının bulunduğu açıktır.
Y.H.G.K.’nun 21.11.2001 günlü 2001/965 Esas, 2002/1038 Karar sayılı Kararı da aynı yöndedir. Kurum işin genel niteliğini, işte kullanılan teknik yöntemleri, işin büyüklüğü, tamamlama süresini, işyeri koşullarını, istihkak tutarlarını kısaca işçilik bildirilmesi gereken işle ilgili tüm verileri gözetmek, gerekirse emsalleriyle kıyaslamak, mahallinde işi bizzat denetlemek, işle ilgili tüm verileri dikkate alarak eksik işçilik bildirimini saptamak yetkisine sahiptir.
506 Sayılı Kanunun 80. maddesinde 3917 sayılı Kanunla yapılan değişiklik uyarınca, Kurumun süresi içerisinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde 6183 Sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması gereği öngörülmüş; 3917 Sayılı Kanunla yapılan bu değişiklik aynı Kanunun 8. maddesi hükmüne göre 08.12.1993 tarihinde yürürlüğe girmiş; daha sonra 24.6.2004 tarih, 5198 sayılı Yasayla aynı maddede yapılan değişiklik sonucunda, Kurum alacaklarının tahsilinde 6183 sayılı Yasanın 102. maddesinin de uygulanma olanağı bulunmadığı düzenlemesi getirilmiş ve düzenleme 06.7.2004 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu durumda zamanaşımı süresi bakımından 3917 Sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 08.12.1993 tarihinden önceki dönemle, 5198 sayılı Yasanın yürürlüğü sonrası döneme ilişkin prim ve gecikme zamları yönünden, Sosyal Sigortalar Kurumu’nun alacak hakkı,
Borçlar Kanunu’nun 125. maddesinde öngörülen 10 yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Giderek zamanaşımının başlangıç tarihi ise yine Borçlar Kanunu’nun 128. maddesi gereğince alacağın muaccel olduğu tarihtir ve zamanaşımının kesilmesi ve durdurulmasına ilişkin Borçlar Kanunu’nun 132. ve ardından gelen maddeleri de burada aynen geçerlidir. 08.12.1993 tarihinden yürürlüğe giren 3917 Sayılı Kanunun getirdiği düzenlemenin geçerli olduğu tarihler arasındaki döneme ilişkin prim ve gecikme zammı alacakları yönünden ise, 6183 Sayılı Kanunun zamanaşımına ilişkin 102. ve ardından gelen maddeleri geçerlidir. Bu yönde 102. madde hükmüne göre zamanaşımı süresi 5 yıl olup, zamanaşımı süresinin başlangıcı ise alacağın vadesinin rastladığı takvim yılını takip eden yıl başıdır.
Somut olayda mahkemece Kurum tarafından eksik işçilik bildirimi hesabına dayanak alınan işlemlere ait hiçbir kayıt ve belge getirtilmeden soyut bir şekilde Kurum işleminin denetimi mümkün olmadığından bahisle davanın kabulüne karar verilerek sonuca gidilmesi doğru görülmemiştir.
Yapılacak iş; davalı Kurumun her bir işçi için hangi dönemlerdeki çalışmalarının kabul edilerek eksik işçilik bildirimi hesabı yaptığına dair tüm dayanak kayıt ve belgeleri getirtmek , ilgili kayıt ve belgelerin denetime elverişli olmadığının anlaşılması halinde, dava konusu edilen 211.405,07 TL tahakkukun hangi verilere göre saptandığını Kuruma ayrıntılı olarak açıklattırmak, eksik bildirime konu işçiler mahkeme kararları ile hizmet tespit kazandıklarına göre bu işçilerin kimler olduğu Kurum’dan sorulduktan sonra bu kişilerin dava dosyaları getirtilerek mahkemece hüküm altına alınan sigortalılık süreleri tespit edilerek bu sürelerde kursiyer olarak çalıştıkları ve pirimlerinin de kısa vadeli sigorta kollarına göre ödendiği idda edildiğine göre her bir işçi için kısa vadeli sigorta kolundan ödenen pirimlerin eksik işçilik bildiriminde dikkate alınıp alınmadığını kurumdan sormak tüm bu deliler toplandıktan sonra davacının yukarıda yapılan açıklama kapsamında zamanaşımı iddalarının da değerlendirilerek eksik işçilik tutarının hiç bir tereddüte yer vermeyecek şekilde saptanabilmesi için hukukçu, sosyal güvenlik uzmanı ve hesap uzmanından oluşan bilirkişi heyetinden rapor alarak sonuca gitmek gerekir .
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın özellik dava konusu olayla ilgili hiç bir kanıt toplanmadan yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 9.7.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.