YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/12346
KARAR NO : 2009/4130
KARAR TARİHİ : 19.03.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Davacı, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici nedenlere göre davalının tüm davacıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında diğer temyiz itirazlarının reddine,
.2- Dava iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerinin maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkinidir.
Mahkemece davacıların maddi zararları SSK tarafından bağlanan gelirlerin tüm peşin sermaye değeri ile karşılandığından maddi tazminat istemlerinin reddine, manevi tazminat istemlerinin ise kabulüne karar verilmiştir.
Davacılar murisi sigortalı … ‘nun öldüğü iş kazasında sigortalının %15, davalı işverenin % 85 oranında kusurlu olduğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hakimin takdirine bırakılmış ise de hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince alınmamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. ( HGK 23.6.2004, 13/291-370)
Bu ilkeler gözetildiğinde davacı eş… yararına 28.000,00 TL, çocuklar…ve …yararına ayrı ayrı 20.000,00 ‘er TL manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken eş için 10.000,00 TL ve her iki çocuk için ayrı ayrı 15.000,00’er TL ’sına hükmedilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Öte yandan kural olarak, davayı kaybeden taraf yargılama giderleri ve avukatlık ücretinden sorumludur. Davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa mahkemenin yargılama giderlerini taraflar arasında paylaştırması gerekir (H.U.M.K. md. 417). Somut olayda davanın kısmen kabulüne karar verildiğine göre yargılama giderlerinin tüm dava değeri üzerinden kabul ve ret oranlarına göre paylaştırma yapılmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki, bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden H.U.M.K.’nun 438/7. maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı düzeltilerek onanmalıdır.
.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının tümüyle silinerek, yerine,
“1-Davacıların maddi zararı SSK tarafından bağlanan gelirlerin tüm peşin sermaye değeri ile karşılandığından maddi tazminat istemlerinin reddine, davalı yararına avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,
2-Davacıların manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulü ile davacı eş… için 28.000,00 TL, çocuklar…ve …için ayrı ayrı 20.000,00 ‘er TL manevi tazminatın 03.10.2004 ölüm tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine, fazla talebin reddine,
3- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince, davacılar yararına hüküm altına alınan manevi tazminat miktarları üzerinden hesaplanan eş… için 3.100,00 TL, çocuklar…ve …için ayrı ayrı 2.300,00’er TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, reddedilen manevi tazminat miktarı üzerinden aynı tarife gereğince hesaplanan eş…’dan 3.100,00 TL, çocuklar…ve …’dan ayrı ayrı 2.300,00’er TL avukatlık ücretinin alınarak davalıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan toplam 546,09 TL yargılama giderinden, kabul ve ret oranına göre takdiren 152.81,00 TL’sinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine , kalan masrafın davacı üzerine bırakılmasına
5- Alınması gereken 3.672,00 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 3.280,50 TL nispi harcın düşümüyle bakiye 391,50 TL nisbi harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına; davacı tarafından peşin yatırılan 3.280,50 TL nisbi harç ile 23.20,00 TL başvuru harcı olmak üzere toplam 3.303,60 TL harc giderinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine” rakam ve sözcüklerinin yazılmasına ve hükmün bu düzeltilmiş şekli ile ONANMASINA, fazla alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edenlerden davalıya yükletilmesine, 19.3.2009 gününde oybirliğiyle ile karar verildi.