YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/12657
KARAR NO : 2009/8979
KARAR TARİHİ : 18.06.2009
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı kararın temyizen tetkiki davacı (Alacaklı)vekili tarafından istenmiş, mahkemece ilamında belirtildiği şekilde isteğin reddine karar vermiştir.Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Uyuşmazlık, İcra ve İflas Kanunu’nun 99. maddesine dayalı olarak ve alacaklı tarafından üçüncü kişinin istihkak iddiasının reddi istemiyle açılan istihkak davasına ilişkindir.
Davaya konu eşyalar, borçluya ödeme emrinin tebliğ edildiği ve borçlunun ticaret sicilinde kayıtlı olduğu adreste haczedilmiştir. Bu durumda, İcra ve İflas Kanunu’nun 97/a maddesi hükmünde öngörülen mülkiyet karinesi borçlu, dolayısıyla davacı alacaklı yararınadır. Bu yasal karinenin aksi, davalı üçüncü kişi tarafından kesin ve inandırıcı delillerle kanıtlanamadığından haczedilen eşyalar borçlunun sayılır.
Davalı üçüncü kişi tarafından kanıt olarak sunulan ve davalı üçüncü kişi şirketin takip tarihinden sonra kurulduğuna ilişkin ticaret sicili kayıtları mücerret olarak işyerinin davalı üçüncü kişiye ait olduğunu göstermez. Ayrıca, davalı üçüncü kişi, haczedilen eşyalar için mülkiyet belgesi de ibraz etmemiştir.
Öte yandan, kural olarak mal borçlu elinde haczedilir ve üçüncü kişi elinde haczedilmiş ve üçüncü kişi tarafından istihkak iddia edilirse, istihkak davası alacaklı tarafından açılır. Davanın üçüncü kişi tarafından açılması gereken hallerde icra memurunun hatalı olarak İcra ve İflas Kanunu’nun 99. maddesi gereğince dava açma yükümlülüğünü alacaklıya yüklemesi durumunda alacaklı tarafından açılan davanın incelenmesi gerekir. Kuşkusuz alacaklı tarafından dava açılması üçüncü kişiye ait olan ispat yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. Ayrıca, istihkak davasına karşı İcra ve İflas Kanunu’nun 277. maddesine göre tasarrufun iptali davası açılmasına gerek olmadan muvazaa iddiası ileri sürülebilir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 22.10.1969 gün ve E:679 / K:774 sayılı kararı).
Hal böyle olunca, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yanlış değerlendirme sonucu reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacı alacaklının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın BOZULMASINA,temyiz harcının istek halinde davacı(Alacaklıya) iadesine 18.06.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.