Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2008/12903 E. 2009/12116 K. 06.10.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/12903
KARAR NO : 2009/12116
KARAR TARİHİ : 06.10.2009

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi

Davacı, 4.8.1983-2006 tarihleri arası oda kaydının devam ettiğinin sigortalılığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davacı ile davalılardan kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava nitelikçe 31.12.2006 tarihine kadar tüm primleri tahsil edildiği halde vergi kaydının sona erdiği 29.12.1995 tarihinden itibaren 1479 sayılı Yasa kapsamındaki sigortalılığını sona erdiren kurum işleminin iptali ile davacının 29.12.1995-31.12.2006 tarihi arasında 506 sayılı Yasa kapsamındaki zorunlu sigortalı süreler dışında 1479 sayılı Yasa kapsamında sigortalı olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece uyuşmazlık konusu dönemde davacının 506 sayılı Yasa kapsamında 29.12.1995-22.07.1996 ile 15.11.1998-30.06.1999 tarihleri arasında zorunlu, 01.03.1998-14.11.1998 tarihleri arasında isteğe bağlı sigortalılığının bulunduğu, 506 sayılı yasa kapsamındaki zorunlu sigortalılığının sona erdiği 30.06.1999 tarihini takip eden 01.07.1999 ile 28.03.2001 tarihleri arasında pirim ödemesinin bulunmadığı gibi vergi, oda yada sicil kaydının bulunmadığından … sigortalısı olamayacağı, 29.03.2001 ile 31.12 2006 tarihleri arasında düzenli pirim ödemesinin bulunması nedeniyle anılan dönemde isteğe bağlı … sigortalısı olduğunun tespitine fazla istemin reddine karar verilmiş ve karar süresinde davacı ile davalı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmiştir.
01.04.1972 Tarihinde yürürlüğe giren, 1479 sayılı Yasa’nın 24. maddesi ilk şekliyle, sigortalılığın oluşumu için, kendi ad ve hesabına bağımsız çalışma olgusunun gerçekleşmesi yanında, ayrıca, kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıtlı olma koşulunu da aramıştır. Bu kuruluşlara kayıt tarihi ise, sigortalılığın başlangıcı yönünden, yasal karine kabul edilmiştir. 04.05.1979 tarihinde yürürlüğe giren 2229 sayılı Yasa, …’lu olabilme yönünden, söz konusu 24. maddenin öngördüğü meslek kuruluşlarına kayıtlı olma koşulunu kaldırmış, sadece yasanın temel ilkesi olan kendi ad ve hesabına çalışma koşulunun gerçekleşmesi durumunda, sigortalılığın oluşacağını yeterli görmüştür. Buna karşın, 20.04.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 sayılı Yasa bağımsız çalışanların sigortalı olabilmeleri yönünden vergi yükümlülüğünü öngörmüş, vergiden muaf olanların da kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıtlı olmaları durumunda yine sigortalı sayılacaklarını kabul etmiştir. Nihayet, uyuşmazlık konusu dönemde yürürlükte bulunan 22.03.1985 yürürlük tarihli 3165 sayılı Yasa, sigortalılığa karine yönünden vergi kaydının, bu kaydın bulunmaması veya vergiden muaf olunması halinde, esnaf ve sanatkâr sicili veya kanunla kurulu meslek kuruluşu kayıtlarının esas alınacağını belirlemiştir.

Davacının şahsi sicil dosyasının incelenmesinden, 09.03.1992 tarihinde kuruma verilen giriş bildirgesine istinaden, 04.04.1983 tarihi itibariyle … sigortalısı olarak kayıt ve tescilinin yapıldığı, 1992 affından yararlanarak borcunu ödediği 23.03.1992-29.12.1995 ve 29.03.2001-29.12.2006 tarihleri arasında prim ödemeleri bulunduğu, 2001 yılında tecil ve taksitlendirme talep ederek 31.07.2001 tarihi itibarıyla hesaplanan tüm borcunu 2002/9 ve 2003/2 aylar arasında ödediği, 5458 sayılı Yasa’dan yararlanarak tüm borcunu 28.09.2006 tarihinde ödediği, 29.09.2006 tahsis talebinde bulunduğu, 01.12.2006 tarihli hesap özetine göre 29.09.2006 tahsis talep tarihinde 04.04.1983-29.12.1995, 23.07.1996-14.11.1998 ve 01.07.1999-29.09.2006 tarihleri arasında zorunlu … sigortalısı olup 22 yıl 3 ay 14 gün sigortalılığının ve 188,42-TL fazla ödemesinin bulunduğu, 1 yıl 8 ay askerlik süresinin borçlanılarak ödendiği, davacının tahsis talebi üzerine davalı kurumun 18.12.2006 tarihli yazı ile vergi kaydına göre 29.12.1995 tarihi itibarıyla … sigortalılığının sona erdirildiğinin ve yeterli sigortalığı bulunmadığından tahsis talebinin reddolunduğunun davacıya Bildirdiği anlaşılmaktadır.
Davacının 04.04.1983-29.12.1995 tarihleri arasında vergi kaydı, 04.08.1983-01.04.1996 ve 27.12.1989-13.03.1996 tarihleri arasında Osmaniye Şoförler Odası kaydı ile Osmaniye esnaf ve sanatkar sicil kaydı bulunmaktadır. Bu durumda, davacının uyuşmazlık konusu dönemde 29.12.1995 tarihinden sonra 2654 sayılı Yasa ile aranan vergi ve 01.04 1996 tarihinden sonra da 3165 sayılı Yasa ile aranan esnaf ve sanatkâr sicili veya kanunla kurulu meslek kuruluşu kayıtlarında kaydının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Ancak, davacının uyuşmazlık konusu döneme ilişkin prim borçlarını 2001 yılında tecil ve taksitlendirmeden yararlanarak ödediği,2001-2004 yılları arasındaki ödemelerinin düzenli olduğu 5458 sayılı Yasa’dan yararlanıldığı ve borcun ödendiği anlaşılmaktadır. Öte yandan 13.03.1996 tarihli … sigortalılık tespit formunda ve 25.09.2000 tarihli İB formunda davacının vergi, oda ve sicilde kayıtlı olduğu süreler bellidir. Hal böyle olunca da davalı Kurum’un davacının vergi, oda ve esnaf sicilinde kayıtlı olduğu dönemleri bilmesine rağmen, uyuşmazlık konusu dönemi de kapsar şekilde geçmişe yönelik prim tahsil ettikten ve uzun süre bu primleri kullandıktan sonra davacının sigortalılığını iptal etmesi Medeni Kanun’un 2. maddesinde ifadesini bulan objektif iyi niyet kurallarıyla bağdaşmayacağı açıktır. Sosyal güvenlik kurumlarının anayasal görevlerini yerine getirirken, sigortalılara karşı olabildiğince yasal haklarını hatırlatması ve bu durumlarını izlemesi zorunlu görev olarak ortaya çıkar. …’un bu anayasal sosyal güvenlik ödevinin gereği olarak, sigortalısını uyarmaması sonucu, primleri tahsil edilen 01.07.1999-29.03.2001 tarihleri arasında kalan sürelerin 1479 sayılı Yasa’ya tabi zorunlu sigortalı olarak kabul edilmesi gerekmektedir. Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 01.10.1997 gün ve E: 1997/10-578, K: 1997/758; 24.09.2003 gün ve 2003/10-489, 2003/490 sayılı kararı da bu doğrultudadır.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın ve özellikle primleri ödenen 01.07.1999-29.03.2001 tarihleri arasında kalan sürede de davacının 1479 sayılı Yasa kapsamında zorunlu sigortalı olduğuna karar verilmek gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 6.10.2009 gününde oy birliği ile karar verildi.