YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/13325
KARAR NO : 2009/12410
KARAR TARİHİ : 08.10.2009
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalı işveren nezdinde 1.1.1999-31.12.2003 tarihleri arası çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Davacı, … ve … aleyhine açtığı davada, davalılara ait otel işyerinde 01.01.1999-31.12.2003 tarihleri arasında hizmet akdine dayalı olarak sürekli çalıştığının tesbitini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davada sıfat, tarafın, dava konusu maddi hukuk ilişkisinin süjesi olup olmamasıyla ilgilidir. Taraf ehliyeti, dava şartlarından olup yargılamanın her safhasında resen gözönünde tutulması gerekir. Taraf sıfatının bulunmaması halinde dava, sıfat yokluğundan (husumet yönünden) reddedilecektir. HUMK. 179/1.maddesi, dava dilekçesinde tarafların ve varsa kanuni temsilcilerinin ad ve adreslerinin bildirilmesi gerektiğini hükme bağlamıştır. Bildirim esnasında yapılan kimi yanlışlıklar, davanın sıfat (husumet) yokluğundan reddi sonucunu doğurmamakta, oluşan hataların giderilmesi bazı durumlarda mümkün olabilmektedir. Davalının temsilcisinde yanılmış olma hali de bu duruma örnek oluşturmaktadır.
Davanın hasımda değil, temsilcide yanılma sonucu açılması halinde davanın husumetten reddedilmeyip, gerçek temsilciye davanın yöneltilmesi gerektiği Yargıtay’ın giderek Dairemizin yerleşmiş görüşlerindendir.
Bu davada husumet, dosyadaki bilgi ve belgelere göre işveren şirket olan Uysal İnşaat Otelcilik Turizm Tic. ve San. A.Ş. yerine, anılan şirketin yönetim kurulu üyeleri olan … ve …’a yöneltilmiştir. Davacının davasını Uysal İnşaat Otelcilik Turizm Tic. ve San. A.Ş.’ni temsil ettikleri düşüncesiyle davalılar aleyhine açtığının, bu durumda husumette değil, temsilcide yanılma halinin söz konusu olduğunun kabulü gerekir. Hal böyle olunca, dava ekonomisi ve hizmet tesbitine ilişkin davalarda kamu yararı ön planda olduğu için bu eksikliğin (hatanın) mahkemece doğrudan (resen) dikkate alınıp gerçek hasma husumetin yöneltilerek davanın sonuçlandırılması gerekir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 18.04.2007 gün, 2007/9-218 Esas, 2007/227 Karar sayılı kararı da bu yöndedir.
Yapılacak iş, davacıya dava dilekçesinde davalı adını düzeltmesi için önel verilerek Uysal İnşaat Otelcilik Turizm Tic. ve San. A.Ş.’ne husumetin yöneltilmesini sağlamak ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar vermektir.
Mahkemece taraf teşkili sağlanmadan karar başlığında … ve … davalı gösterilmek suretiyle bu davalılar hakkında yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalıların öteki itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde davalılardan Hasim Uysal ve …’a iadesine, 08.10.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.