Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2008/13328 E. 2009/12396 K. 08.10.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/13328
KARAR NO : 2009/12396
KARAR TARİHİ : 08.10.2009

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi

Davacı, davalı işveren nezdinde işçi olarak çalıştığının tesbitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Dava, … bünyesinde 15.12.2000-15.04.2007 tarihleri arasında çalıştığı iddiasına dayalı davalı Kuruma eksik bildirilen çalışmanın tesbiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, husumetin Yüksekova Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı’na yöneltilmesi gerektiği ve davacı vekilinin asıl işverenin Kaymakamlık olduğunu, bu nedenle davanın Kaymakamlığa karşı yürütülerek sonuçlandırılması gerektiğini, husumetin diğer Kurumlara yöneltilmesi hususunda süre taleplerinin bulunmadığını ileri sürdüğü gerekçesiyle husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davada sıfat, tarafın, dava konusu maddi hukuk ilişkisinin süjesi olup olmamasıyla ilgilidir. Taraf ehliyeti, dava şartlarından olup yargılamanın her safhasında resen gözönünde tutulması gerekir. Taraf sıfatının bulunmaması halinde dava, sıfat yokluğundan (husumet yönünden) reddedilecektir. HUMK. 179/1.maddesi, dava dilekçesinde tarafların ve varsa kanuni temsilcilerinin ad ve adreslerinin bildirilmesi gerektiğini hükme bağlamıştır. Bildirim esnasında yapılan kimi yanlışlıklar, davanın sıfat (husumet) yokluğundan reddi sonucunu doğurmamakta, oluşan hataların giderilmesi bazı durumlarda mümkün olabilmektedir. Davalının temsilcisinde yanılmış olma hali de bu duruma örnek oluşturmaktadır.
Davanın hasımda değil, temsilcide yanılma sonucu açılması halinde davanın husumetten reddedilmeyip, gerçek temsilciye davanın yöneltilmesi gerektiği Yargıtay’ın giderek Dairemizin yerleşmiş görüşlerindendir.
3294 sayılı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanunu’nun 7. maddesinde, Bu Yasanın amacına uygun faaliyet ve çalışmalar yapmak, ihtiyaç sahibi vatandaşlara nakdi ve ayni yardımda bulunmak üzere her il ve ilçede sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakfı kurulacağı, mülki idare amirlerinin vakfın tabii başkanı oldukları, vakıf senetlerinin mahallin en büyük mülki idare amiri tarafından Medeni Kanun’daki hükümlere göre tescil ettirileceği bildirilmiştir.

Somut olayda, dava Yüksekova Kaymaklığı aleyhine açılmıştır. Davacının davasını Yüksekova Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı’nı temsil ettiği düşüncesiyle Kaymakamlık adına açtığının, bu durumda husumette değil, temsilcide yanılma halinin söz konusu olduğunun kabulü gerekir. Hal böyle olunca, dava ekonomisi ve hizmet tesbitine ilişkin davalarda kamu yararı ön planda olduğu için bu eksikliğin (hatanın) mahkemece doğrudan (resen) dikkate alınıp gerçek hasma husumetin yöneltilerek davanın sonuçlandırılması gerekir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 18.04.2007 gün, 2007/9-218 Esas, 2007/227 Karar sayılı kararı da bu yöndedir.
Yapılacak iş, davacıya önel verilerek Yüksekova Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı Başkanlığı’na husumetin yöneltilmesini sağlamak ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar vermektir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmadan yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 08.10.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.