YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/14159
KARAR NO : 2009/13337
KARAR TARİHİ : 22.10.2009
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalı işveren nezdinde 25.8.2004-5.8.2005 tarihleri arası çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dava, 25.08.2004-05.08.2005 tarihleri arasında davalılardan işverene ait işyerinde hizmet akdine dayalı olarak geçen ve Kuruma kayıt ve tescil edilmeyen hizmetlerin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
506 sayılı Yasa’nın 3. maddesinin II/B bendine göre, “özel Kanunda tarifi ve nitelikleri belirtilen çıraklar hakkında çıraklık devresi sayılan süre içinde analık, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları…” uygulanmamaktadır. Uyuşmazlık konusu dönemde yürürlükte bulunan 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu’na göre, çıraklar teorik ve pratik eğitime tabi tutulurlar. Taraflar arasındaki ilişkinin niteliği belirlenirken, başka bir ifade ile, davacının belirtilen devrede çırak olup-olmadığına karar verilirken, çalışma ilişkisine bakılarak karar verilmelidir. Gerçekten de, çıraklık sözleşmesinde, akdi ilişkinin üstün niteliği çalışma olgusu değil, sigortalıya bir meslek ve sanatın öğretilmesidir. Çırak, işyerinde üretimle ilgili çalışmalara bilfiil katılıyor, meslek ve sanat eğitimi arka planda tutuluyorsa, bu durumda çıraklık ilişkisinden söz edilemeyecektir.
Doğum tarihi 20.01.1980 olan davacı için, davalı işveren tarafından 29.03.2003 tarihli işe giriş bildirgesi düzenlendiği, 29.03.2003-25.08.2004 tarihleri arasında davalı işyerinden çalışmalarının uzun vadeli sigorta kollarından Sosyal Güvenlik Kurumu’na bildirildiği, bu tarihten sonra 17.09.2004 tarihli işe giriş bildirgesi ile Kastamonu Mesleki Eğitim Merkezi Müdürlüğü’nde (dış giyim bölümü) eğitime alındığı, 03.01.2005 tarihinde teorik eğitime devamsızlığından dolayı ilişiği kesildiği, 13.01.2005 tarihinde tekrar Kastamonu Mesleki Eğitim Merkezi Müdürlüğü’nde işe giriş bildirgesi ile eğitime alındığı ve 04.08.2005 tarihinde de işyeri yazısı talebiyle eğitim merkezindeki sözleşmesi feshedilerek kaydının silindiği, daha sonra 05.08.2005 tarihli işe giriş bildirgesi ile tekrar davalı işveren yanında işe başladığı, Kastamonu Mesleki Eğitim Merkezi Müdürlüğü’ne giriş-çıkış tarihleri arası Çırak/Stajyer öğrenci olarak Kastamonu Mesleki Eğitim Merkezi Müdürlüğü tarafından Sosyal Güvenlik Kurumu’na tam olarak (her ay 30 gün üzerinden) bildirim yapıldığı görülmüştür.
Davacı, davalı işveren şirket tarafından sigorta primlerini yatırmamak adına 25.08.2004-05.08.2005 tarihleri arasında her ne kadar çıraklık eğitimine kaydettirilmiş ise de, kendisinin işyerinde üretimle ilgili çalışmalara yoğun olarak ve fazla mesaiye kalmak suretiyle, hatta gece yarılarına kadar bilfiil çalışarak katkıda bulunduğunu iddia etmiştir.
Yapılacak iş, davanın nitelikçe kişilerin sosyal güvenliğine ilişkin olması nedeniyle mahkemece, doğrudan soruşturma genişletilmek sureti ile, davacı ile ilgili olarak Kastamonu Mesleki Eğitim Merkezi Müdürlüğü’ndeki ve davalı işyerindeki tüm kayıtları getirtmek, davacı ile aynı tarihte birlikte çalışan ve Sosyal Güvenlik Kurumu’na verilen dönem bordrolarında kayıtlı tanıklar belirlenerek, bu tanıkların bilgilerine başvurmak ve gerektiğinde, davacının tesbitini istediği 25.08.2004-05.08.2005 tarihleri arasında çalıştığını iddia ettiği işyerine komşu olan işyerlerini belediye, emniyet veya jandarma vasıtasıyla saptamak, saptanan bu işyerlerinin kayıtlarına geçmiş kişileri, başka bir anlatımla, Sosyal Güvenlik Kurumu’nda kayıtları olan komşu işyeri veya benzer işi yapan işyeri sahiplerinin veya çalışanlarının bilgilerine başvurulmak ve olabildiğince delilleri toplayıp, davacının uyuşmazlık konusu dönemde davalı işyerinde çalışıp çalışmadığı, çalışmış ise, davacının çalışmalarının, bir mesleğin öğrenilmesine yönelik olup olmadığı, teorik veya pratik eğitim alıp almadığı, eğitimin yoğunluğu ve işyerinde fiilen çalışma süresi araştırılarak sonucuna göre karar vermektir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
2-Kabule göre de, 13.12.2007 tarih ve 26729 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 3/2. maddesi gereğince, ret sebebi ortak olan davalılar vekili yararına tek, ret sebebi ayrı olan davalılar vekili yararına ise her ret sebebi için ayrı ayrı avukatlık ücretine hükmolunur. Hal böyle olunca, her iki davalı yararına da tek avukatlık ücretine hükmedilmesi gerekirken, mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın iki davalı için ayrı ayrı avukatlık ücretine hükmedilmesi de isabetsizdir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine 22.10.2009 gününde oybirliği ile karar verildi.