YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/14255
KARAR NO : 2009/13222
KARAR TARİHİ : 20.10.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Davacı, 1.3.2008 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava; davacının 01.03.2008 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece istemin kabulüne karar verilmiş ise de varılan bu sonuç doğru değildir.
Gerçekten, davacının Sigortalılık başlangıç tarihinin 01.01.1985 olduğu ve tahsis talep tarihi olan 24.08.2006 tarihi itibari ile 3201 sayılı Yasa kapsamında Almanya’da geçen 01.01.1985-01.01.2005 tarihleri arasındaki çalışmalarından 7200 gününü kuruma borçlanarak 20 yıl sigortalılık süresi ile 7200 gün prim ödemesi bulunduğu konusunda uyuşmazlık yoktur.
Uyuşmazlık davacının yaşlılık aylığı şartlarının yurt dışı borçlanmasını yaptığı tarih olan 28.02.2008 tarihinde yürürlükte olan 506 sayılı Yasa’nın 60/A-b maddesi uyarınca mı yoksa 25.08.1999 tarih ve 4447 sayılı Yasa’nın 17 maddesi ile 506 sayılı Yasa’ya eklenen geçici 81 hükümlerine göre mi belirleneceği noktasında toplanmaktadır.
506 sayılı Yasa’nın geçici 81/A maddesinde; Bu kanun yürürlüğe girdiği tarihten önceki yürürlükte bulunan hükümlere göre yaşlılık aylığı bağlanmasına hak kazanmış olanlar ile sigortalılık süresi 18 yıl ve daha fazla olan kadınlar ve sigortalılık süresi 23 yıl ve daha fazla olan erkekler hakkında, bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce yürürlükte bulunan hükümler uygulanacağını kabul edilmiştir. Yurt dışı hizmet borçlanmasının yapıldığı 28.02.2008 tarihinde yürürlükte bulunan 506 sayılı Yasa’nın 60/A-b maddesi ile ise sigortalının yaşlılık aylığından yararlanabilmesi için kadın ise 58, erkek ise 60 yaşını doldurmuş olması, 25 yıldan beri sigortalı bulunması ve en az 4500 gün prim ödemesi gerektiği koşulu bulunmaktadır.
Somut olayda davacı, 3201 sayılı Yasa kapsamında Almanya’da geçen 01.01.1985-01.01.2005 tarihleri arasındaki çalışmalarından 7200 günü kuruma28.02.2008 tarihinde ödemiştir. Davacının 4447 sayılı Yasa’nın 17 maddesi ile 506 sayılı Yasa’ya eklenen geçici 81 maddesinin yürürlüğe girdiği 08.09.1999 tarihinde Türkiye’de Sosyal Sigortalar Kapsamında sigortalı olarak çalışması bulunmadığı gibi 3201 sayılı Yasa kapsamında yapılmış bir borçlanması da bulunmamaktadır.
Bu durumda davacının yaşlılık aylığı bağlanma koşullarının 3201 sayılı Yasa kapsamında Kuruma borçlanmanın yapıldığı 28.02.2008 tarihinde yürürlükte bulunan 506 sayılı Yasa’nın 60/A-b maddesine göre değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 30.03.2005 gün ve 2005/10-138 E,2005/221 K,15.03.2006 gün ve 2006/21-36E,2006/80 K. Ve 08.07.2009 gün ve 2009/21-309 E,2009/322 K, sayılı ilamları da aynı yöne ilişkindir.
Yapılacak iş; davacının yaşlılık aylığı talebini 506 sayılı Yasa’nın 60/A-b maddesindeki koşullara göre değerlendirilerek çıkacak sonuca göre bir karar vermektir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 20.10.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.