Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2008/14459 E. 2009/13176 K. 19.10.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/14459
KARAR NO : 2009/13176
KARAR TARİHİ : 19.10.2009

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi

Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 17.10.2006- 30.4.2007 tarihleri arasında çalıştığının tesbitiyle, işçilik alacaklarının yasal faiziyle tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Dava, davacının davalı Kooperatife ait iş yerinde 17.10.2006-30.04.2007 tarihleri arasındaki çalışmalarının tespiti ile işçilik alacaklarının tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece kesin süreye rağmen deliller ibraz edilmediğinden davanın reddine karar verilmiştir.
İş ve Sosyal güvenlik hukuku ile ilgili düzenlemeler nitelikçe kural olarak kamu düzeniyle ilgilidir. Bu bakımdan, sigortalının SSK sicil dosyası, iş müfettişi raporlarının alınması ve sair hususların incelenmesi davanın niteliği göz önünde tutularak, giderek gerçeğin saptanması yönünden tarafların istemlerine bakılmaksızın hakimin görevi gereğince resen yerine getirmesi gereken hususlardandır. Bu nedenle, somut olayda; Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunun 415. maddenin öngördüğü prosedür işletilmek suretiyle sonuca gidilmesi gerektiği açık-seçiktir.
Kabule göre de, kesin süreye ilişkin ara kararı her türlü yanlış anlaşılmayı önleyecek biçimde açık ve eksiksiz yazılmalı, yapılacak işler teker teker belirtilmelidir. Bunun yanında verilen süre yeterli, emredilen işler, gerekli ve yapılabilir nitelik taşımalı, ayrıca hâkim süreye uyulmamasının sonuçlarını açıkça anlatmalı, tarafları uyarmalıdır.
Somut olayda davacıya verilen kesin süre, HUMK.’nun 163. madde ile yargısal uygulamada öngörülen şartları taşımamaktadır.. Bu nedenle verilen süre bir sonuç doğurmaz ve hakkı düşürücü bir süre olarak kabul edilemez. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 10.10.2001 günlü, 2001/940-709 sayılı Kararı da bu yöndedir.
Yapılacak iş; dosyaya getirtilmesi gereken belge ve raporların temini için gereken masrafları karşı yandan istemek, masrafın yatırılmaması durumunda, Cumhuriyet Savcılığı aracılığı ile suçüstü ödeneğinden temini yoluna gitmek, yapılan masrafı ilerde haksız çıkan taraftan tahsili şeklinde karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 19.10.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.