YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/15241
KARAR NO : 2009/14700
KARAR TARİHİ : 12.11.2009
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı,davalı işveren nezdinde 1.5.1990-23.10.1997 tarihleri arası çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Hüküm, İş Mahkemesinden verilmiştir. 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 8.maddesi hükmüne göre ise İş Mahkemelerinden verilmiş bulunan nihai kararların 8 gün içinde temyiz olunması gerekir.
Olayda hüküm 26.6.2008 tarihinde temyiz eden davalı iş veren vekilinin yüzüne karşı tefhim edilmiş temyiz ise 15.7.2008 tarihinde vuku bulmuştur. Şu duruma göre davada 8 günlük temyiz süresi fazlası ile geçmiştir.
O halde, 1.6.l990 Tarih ve l989/3 E. 1990/4 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı da gözönünde tutularak davalı işveren vekilinin temyiz dilekçesinin süre aşımı yönünden reddi cihetine gitmek gerekmiştir.
2-Davalı Kurumun temyizine gelince;
Dava, davacının, davalı iş veren yanında 1.5.1990-15.7.1997 tarihleri arasında geçen ve davalı Kuruma bildirilmeyen çalışmalarının tesbiti istemine ilişkindir.
Mahkemece istemin kabulüne karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Yasanın 79/10. maddesidir. Anılan maddede; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalıların, çalıştıklarını, hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde Mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilecekleri öngörülmüştür.
Somut olayda davacının davalı iş verene ait 676565 sicil sayılı iş yerinden 1.4.1991-30.7.1991,634479 sigorta sıcıl sayılı iş yerinden ise 1.8.1991-31.12.1991,721550 sigorta sicil sayılı iş yerinden ise 15.3.1992-15.7.1997 tarihleri arasında bildirimlerinin yapıldığı , bu durumda 1.5.1990-31.3.1991 tarihleri arasındaki çalışmalarına ilişkin talebin, çalışmanın sonu olan 1991 yılı itibariyle, dava tarihinin 23.3.2005 olduğu dikkate alındığında hak düşürücü süreye uğradığı ,yine 16.7.1997-23.10.1997 tarihleri arasındaki talebinde aynı sebeplerle çalışmanın geçtiği yılın sonu olan 1997 ila davanın açıldığı 23.3.2005 tarihi itibariyle hak düşürücü süreye uğradığı açıktır. Bu nedenle Mahkemece 1.5.1990-31.3.1991 tarihleri arasındaki ve 16.7.1997-23.10.1997 tarihleri arasındaki hizmet tespitine ilişkin talebin hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmiş olması doğru değildir.
1.4.1991-15.7.1997 tarihleri arasında geçen ve SSK’na eksik bildirilen çalışmalarının tesbiti talebine gelince; davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79/10. maddesinde, bu tür hizmet tesbit davasının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında, resmi belge veya yazılı delillerin bulunması, sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olur. Ne var ki bu tür kanıtlar salt bu nedene dayanarak istemin reddine neden olmaz; aksi durumun ispatı olanaklıdır. Somut bilgilere dayanması inandırıcı olmaları koşuluyla, Kuruma bildirilen dönem bordro tanıkları ve komşu işyerinin kayıtlı çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen diğer kanıtlarla dahi sonuca gitmek mümkündür Kamu düzenine dayalı bu tür davalarda hakim, görevi gereği doğrudan soruşturmayı genişleterek sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığını belirlemelidir. Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10.11.2004 gün 2004/21-538 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır..
Uyuşmazlık, somut olayda fiili çalışma olgusunun yöntemince kanıtlanmış olup olmadığı, mahkemece bu yönde yapılan inceleme ve araştırmanın hükme yeterli bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Somut olaya gelince; mahkemece açıklanan şekilde fiili çalışmanın varlığının yöntemince araştırılmadan uyuşmazlık konusu döneme ilişkin bordrolar getirtilmeden ve ihtilaflı dönemin tamamında çalışması bulunan bordro tanıkları tesbit edilerek dinlenmeden davacının gösterdiği tanıklarının anlatımı ile yetinilerek sonuca gidildiği ortadadır.
Öte yandan SGK’nun 25.5.2006 tarih ve 011702 sayılı yazı içeriğinden davacı adına 4 8520 01 01 0741013 077 19 62 sigorta sicil nosu ile işlem gören çay bahçesi iş yerinin 19.6.1962 -31.8.1992 tarihleri arasında 506 sayılı Yasa kapsamına alındığı anlaşılmış olmakla davacının bu tarihler arasında 1479 sayılı Yasa kapsamında sigortalı olup olmadığı yönünde araştırma yapılmadığı anlaşılmaktadır.
Yapılacak iş; uyuşmazlık konusu döneme ait bordrolar SGK getirtilerek dönem bordrolarında kayıtlı tanıklar arasından re’sen tesbit edilecek tanıkların bilgilerine başvurmak, bordro tanıklarının adreslerinin tespit edilememesi veya beyanları ile yetinilmediği takdirde, zabıta, maliye ve meslek Odası aracılığı ve Muhtarlık marifetiyle işyerine o tarihte komşu olan diğer işyerlerinde uyuşmazlık konusu dönemde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu işyeri çalışanlarının; yoksa işyeri sahipleri araştırılıp tesbit edilerek çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak ve gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde 506 sayılı Yasanın 2, 6, 9 ve 79/10. maddeleri gereğince kanıtladıktan ve davacının 19.6.1992-31.8.1992 tarihleri arasında 1479 sayılı Yasa’ya tabi sigortalılığının bulunup bulunmadığı saptandıktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,temyiz harcının istek halinde davalı …’e iadesine 12.11.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.