YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/15298
KARAR NO : 2009/14387
KARAR TARİHİ : 09.11.2009
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı,1.12.2003 tarihinden itibaren ödenmeyen aylıklar nedeniyle 17.331,85 TL maddi zararın yasal faiziyle birlikte Kurumdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Davacı,Kurum hatasından kaynaklanan işlem nedeni ile,1.12.2003 tarihinde emekli olması gerekirken 1.12.2007 tarihinde emekli olduğunu ileri sürerek,emekli aylığı başlangıcının 1.12.2003 tarihi olduğunun tespiti ile 1.12.2003 tarihinden itibaren ödenmeyen tüm aylıklarının yasal faizi ile birlikte ödenmesini veya,Kurumun hatalı işlemi ile mağdur olduğundan toplam 17.331,85 TL tazminatın yasal faizi ile Kurumdan tahsilini istemiştir.
Mahkemece istemin kabulü ile,davacının Kurum hatası nedeniyle geç emekli edilmesi sonucu oluşan toplam 17.331,85 TL zararının faizi ile Kurumdan tahsiline karar verilmiş ise de varılan bu sonuç doğru değildir.
Dosyada ki bilgi ve belgelerden;Davacının 1.12.1993 tarihinde başlayan isteğe bağlı sigortalı iken 22.11.1994 tarihine kadar prim ödedikten sonra 1.7.1996 tarihinde “sigortasının dondurulmasını” istediği,28.8.2003 tarihinde 4958 sayılı Yapılandırma Yasasından yararlanarak yaptığı prim ödemelerinde isteğe bağlı sigortalılığının yeniden başladığı tarih ile dilekçesi arasında kalan 1.7.1996-1.6.2002 tarihleri arası süre hariç tutularak kalan sürelere ilişkin primlerini ödediği açıktır.Davacının 17.11.2003 tarihli ilk tahsis talep tarihinde 1028 gün zorunlu SSK’lı hizmeti ile 1.12.1993-30.6.1996 tarihleri arası 930 gün,1.6.2002-30.6.2003 tarihleri arası 390 gün isteğe bağlı sigortalılık olmak üzere toplam 2348 gün prim ödemesi olduğundan 3600 gün şartının bulunmadığı gerekçesi ile ilk isteminin Kurumca kabul edilmediğide uyuşmazlık konusu değildir.
Davada ki uyuşmazlık,davacının kesinleşen ekli Sakarya İş Mahkemesine ait 27.2.2007 gün ve 2006/118-2007/123 sayılı ilamı ile “davacının 1.7.1996 tarihli dilekçesinin sona erme dilekçesi olarak değerlendirilemeyeceği bu nedenle 1.7.1996-1.6.2002 tarihleri arasında kalan süreye ilişkin İBS’lik prim borçlarının yapılandırma kapsamına alınması gerektiğinin tespitine”ilişkin verilen karar sonrasında,davacının bu süreye ilişkin primi de 6.11.2007 tarihinde ödeyerek 8.11.2007 günlü 2.tahsis talep dilekçesi üzerine bağlanan yaşlılık aylığının Kurum kusuru ya da hatalı işlemi nedeni ile geç bağlanıp bağlanmadığı noktasındadır.
Somut olayda,davacı 1.7.1996 tarihli dilekçesini Kuruma verdiğini kabul etmektedir.Bu dilekçesindeki isteminin de kesinleşen mahkeme kararı sonucunda “durdurma” talebini içermediği Kuruma yaptığı yapılandırma talebi sonrasında ortaya konulduğu tartışmasızdır.Davanın ilk tahsis talep tarihi olan 17.11.2003 tarihinde yasal aylık şartlarını taşımadığı açık olup,süresinde ödemediği 1.7.1996-1.6.2002 tarihleri arası İBS’lik prim ödemesini ise 2007 yılında yaptıktan sonra ancak aylık şartının 3600 gün prim ödeme şartı yönünden oluştuğu sabittir.Bu durumda 1.12.2003 tarihinden aylık bağlanmasının yasal olarak mümkün olmadığı ortadadır.
Ancak mahkemenin,geç emekli olmasında,Kurum kusuru bulunduğu gerekçesi ile bilirkişice hesaplanan yazılı miktarını “tazminat”olarak Kurumdan tahsiline karar vermeside doğru değildir.Davalı Kurum davacının vermiş olduğu”dondurma”istemli dilekçesini”sigortalılığının durdurulması”olarak değerlendirmiştir.Açık olmayan davacının bu istemini ancak kesinleşen mahkeme kararı sonrasında “durdurma”olarak kabul edilmemesi gerektiği ortaya konulduğuna göre,davacının olayda kusursuz olduğu,davalı Kurumun hatalı değerlendirmesinin kusura dayalı olduğu sonucuna varılamaz.Gerçekten süresinde prim ödemeyen sonraki yapılandırma yasası ile geçmişe yönelik prim ödeme hakkı verilen davacıya bu hakkı kullandırılırken kendi verdiği dilekçesini dikkate alan Kurumun kusurlu olduğundan söz edilemez.Aksinin kabulü kişinin kendi hatalı ve kusurlu hareketinden lehine hak kazanma sonucunu doğuracağı bunun da hukukça korunamayacağı açıktır.
Bu halde,davacının yaSal aylık bağlama şartının bulunmadığı 17.11.2003 tarihini takip eden aybaşı ile aylığının bağlandığı 30.11.2007 tarihleri arasında Kurum kusurundan kaynaklanan hatalı bir işlem nedeni ile oluşan zararınında olmadığı gerçeği karşısında mahkemece davacının ileri sürdüğü terditli de olan tüm istemlerinin reddi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 9.11.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.