YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/15438
KARAR NO : 2009/13975
KARAR TARİHİ : 02.11.2009
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalı işveren nezdinde 1999-2000-2001-2002 tarihleri arası eksik bildirilen çalışmalarının tespiti ile işçilik alacaklarının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı ile davalılardan kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici nedenlere göre davalı Kurumun tüm temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı, davalıya ait inşaat işyerinde 1999 yılı başından itibaren 2000,2001,2002 yıllarında geçen ve SGK’na eksik bildirilen çalışmalarının tesbiti ile işçilik alacaklarının davalı işverenden tahsilini istemiştir.
Mahkemece, çalışmanın süresi ve içeriği ile ilgili net bilgi elde edilemediğinden istemin reddine karar verilmiş ise de, bu sonuca eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak varılmıştır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79/10. maddesinde, bu tür hizmet tesbit davasının ispatlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında, resmi belge veya yazılı delillerin bulunması, sigortalı sayılması gereken sürelerin belirlenmesinde güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olur. Ne var ki bu tür deliller salt bu nedene dayanarak istemin reddine neden olmaz; aksi durumun ispatı mümkündür. Somut bilgilere dayanması inandırıcı olmaları koşuluyla, Kuruma bildirilen dönem bordro tanıkları ve komşu işyerinin kayıtlı çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen diğer delillerle dahi sonuca gitmek mümkündür.
Mahkemenin bu tür davaların kişilerin sosyal güvenliğine ilişkin olması ve kamu düzenini ilgilendirdiğini göz önünde tutarak gerektiğinde; doğrudan soruşturmayı genişletmek suretiyle ve olabildiğince delilleri toplaması gerekmektedir. Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10.11.2004 gün 2004/21-538 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Somut olayda; davacının 1999,2000 yıllarında kısmi bildirim yapılan 222 sicil nolu işyerinin sahibi dosya içindeki belgelerden anlaşılamadığı halde araştırılıp belirlenmemiştir.Davacının davalıya ait …1116 sicil nolu işyerinden 12.11.2001-01.12.2001 tarihleri arasında 20 gün,…19073 sicil nolu işyerinden 10.04.2002-01.07.2002 tarihleri arasında 81 günlük çalışmaları kısmi ve kesintili olarak bildirilmiştir. Dinlenen iki davalı tanığı kendilerinin ve davacının taşeron olduğunu söyleseler de davacı gibi kısmi bildirim yapılan bordro tanıklarıdır. Dava konusu yapılan dönemin tamamında sürekli çalışmaları bildirilen kişiler değildir. Mahkemece hem taşeron hem de işçi nasıl olunduğu konusu üzerinde durulmamış olup, yeterle araştırma ve inceleme yapılmadan sonuca gidildiği ortadadır.
Yapılacak iş; dava konusu yapılan çalışma döneminin tamamında, Kuruma davalı işyerlerinden dönem bordrosu verilmiş ise davaya konu dönemin tamamında sürekli çalıştığı bordrolar ile tespit edilen çalışanlarını, bordro verilmemiş veya verilse de sürekli çalışan bordro tanıkları yok ise gerektiğinde zabıta marifetiyle tespit edilecek işyerine o tarihte komşu olan diğer işyerlerinde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu işyeri çalışanlarının dinlenerek ; çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı davacı çalışmalarının taşeron mu, işçi mi olduğu, sürekli olup olmadığı konusunda yöntemince beyanlarını almak, gerekli bilgi ve belgeleri toplamak, davalıya ait işyerlerinde gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde 506 sayılı Yasanın 2, 6, 9 ve 79/10. maddeleri gereğince değerlendirildikten sonra sonucuna göre bir karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ve değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozmanın niteliğine göre davacının işçilik alacaklarına yönelik diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 02.11.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.