Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2008/15600 E. 2009/5805 K. 27.04.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/15600
KARAR NO : 2009/5805
KARAR TARİHİ : 27.04.2009

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, murisinin iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, kanuni gerektirici nedenlere göre davalıların aşağıdaki bendlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine.
2-Dava, iş kazası sonucu % 9 oranında işgücü kaybına uğrayan davacı işçinin, maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece istemin kısmen kabulüne karar verilmiş ise de bu sonuç aşağıda ki nedenler gereği yerinde değildir.
a)Dava nitelikçe Sosyal Sigortalar Kurumu tarafından karşılanmayan zararın tazmini istemine ilişkindir. İş kazası yada meslek hastalığı nedeniyle, geçici iş göremezlik, dava tarihinde yürürlükte olan 506 sayılı Yasa’nın 16 ve 89. maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre, iş kazası yada meslek hastalığı sonucu iş göremez duruma düşen sigortalıya sağlık yardımları dışında iş kazasının olduğu, yada meslek hastalığı nedeniyle tedavisinin başladığı tarihten, tedavisinin bitimine kadar, geçici iş göremez duruma düştüğü her gün için 506 sayılı Yasa’nın 89.maddesindeki yöntemle yatarak ya da ayakta tedavi görmesine göre, bir ödenek verilir. Sigortalının iş göremezlik durumunun ödeneğin belirlenmesinde etkisi yoktur. Ancak kusur durumu ve zararın oluşumuna veya artmasına sigortalının katkısına göre %50 ye kadar geçici iş göremezlik ödeneği azaltılabilir. SSK.’ca kazalı sigortalılara geçici iş göremezlik ödeneği ödenmiş, zarar hesabı olay tarihinden itibaren yapılmış ve sürekli iş göremezlik geliri olay tarihinden itibaren bağlanmış ise SSK.’ca birikmiş aylıklar ödenirken mükerrer ödemeye yol açmamak için ödenen geçici iş göremezlik ödeneği birikmiş aylıklardan indirilerek ödeme yapılacağından bu gibi durumlarda kazalı işçinin gerçek zararından ödenen geçici iş göremezlik ödeneğinin düşülmesi gerekir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2001/21-1024 Esas, 2001/1021 Karar nolu 14.11.2001 günlü kararı da bu yöndedir.
Somut olayda iş kazası 25.01.2006 tarihinde olmuş, davacıya Sosyal Sigortalar Kurumu tarafından 25.01.2006-30.05.2006 tarihleri arasında geçici iş göremezlik dönemin de 1.472,05 YTL geçici iş göremezlik ödeneği ödenmiş, işgücü kaybının % 9 olması nedeniyle sürekli işgöremezlik geliri bağlanmamıştır. Tazminat hesabı ise kaza tarihinden itibaren yapılmıştır. O halde Mahkemece davacının maddi zararından geçici iş göremezlik ödeneği düşüldükten sonra kalan miktara karar verilmesi gerekirken mükerrer tahsile yol açacak biçimde yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
b)Davacının iş kazası sonucu % …9….. oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı olayın %100 oranında kaçınılmazlığa dayalı olduğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile sigortalıya verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı davacının sürekli iş göremezlik oranı, işçinin yaşı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, hükmedilecek tutarın manevi tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda olması gerektiği de söz götürmez.
Bu ilkeler gözetildiğinde davacı yararına 12.000.00-TL manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken 15.00.00-TL’sına hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki, bu yanlışlıların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden H.U.M.K.’nun 438/7. maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı maddi tazminattan geçici iş göremezlik ödeneği indirilip manevi tazminatı da 12.000.00-TL takdir edilerek düzeltilip onanmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının tamamen silinmesine, yerine;
‘’ 1-Maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile hesaplanan maddi tazminattan %35 hakkaniyet indirimi yapılarak bulunan 25.531.73-TL’den Kurum geçici iş göremezlik ödeneği olan 1.472.05-TL’nin indirimi ile kalan 24.059.68-TL maddi tazminatın 25.01.2006 olay tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen alınıp davacıya verilmesine, fazla istemin reddine,
2-Manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile takdiren 12.000.00-TL manevi tazminatın 25.01.2006 olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazla istemin reddine,
3-Alınması gereken 1.947.18.-TL ilam harcından peşin alınan 608.00.- TL’nin indirimi ile kalan 1.339.18-TL ilam harcının davalılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 634.20. TL harç giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
5- kabul ve reddedilen miktarlar nazara alınarak davacı yanca yapılan yargılama giderlerinden; 404.82- TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 114.18-TL yargılama giderinin davacı üzerinde, davalılar tarafından yapılan 750.00-TL yargılama giderinin de kabul ve red oranına göre.585.00-TL’sinin davalılar üzerinde bırakılmasına, bakiye 165.00-TL’nin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
6- Hüküm tarihinde yürürlükte olan avukatlık asgari ücret tarifesine göre, vekil ile temsil edilen davacı yararına hüküm altına alınan manevi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 1.440.00.-TL,maddi tazminat üzerinden hesaplanan 2.700.00-TL toplam 4.140.00-TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,reddedilen manevi tazminat üzerinden tarife gereğince hesaplanan 960.00-TL vekalet ücretinin de davacıdan alınarak davalıya verilmesine.reddedilen maddi tazminat miktarı kurum ödemesi ve yapılan hakkaniyet indirıminden kaynaklandığından davalılar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına ’’ rakam ve sözcüklerinin yazılmasına ve hükmün bu düzeltilmiş şekli ile ONANMASINA, 60,00 TL temyiz başvuru harcı yatırılmış olduğundan, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine 27.04.2009 gününde oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY YAZISI

Düzelterek Onama yönündeki çoğunluk görüşüne aşağıdaki nedenlerle karşıyım:
1-Yüksek Mahkeme, bir inceleme mahkemesidir. Hüküm mahkemesi değildir. Denetim makamı, temel olarak hükmü bozma veya onama ile yetkilidir. Düzeltilerek Onama, istisnai bir yetkidir. İstisnai yetkiler yorumla genişletilemez. Manevi tazminatta düzelterek onama yetkisi genel olarak başvurulan bir yetki değildir. Nitekim dairemizin önceki uygulaması ve diğer tazminat dairelerinin uygulamaları manevi tazminatta düzelterek onama yetkisini işletme biçiminde olmamıştır. İstikrarlı uygulamada bu şekilde teşekkül etmiştir.
2-Manevi tazminatı takdir hakkı, hüküm mahkemesinindir (BK.45.47.49 ve MK. 24). Yasa koyucunun bu yetkiyi alt mahkemeye vermesinin temel nedeni alt mahkemenin hukukun yanında vakıaları değerlendiren bir mahkeme oluşudur. Yargı makamlarından olaya ve maddi delillere en yakın olan organ alt mahkemedir. Manevi tazminat çoğunlukla olayların takdirinden kaynaklanan bir tazminat şeklidir. Yüksek Mahkeme elbette alt mahkemenin takdirini inceleyebilecektir. Ancak alt mahkemenin yerine geçerek takdiri bizzat kendisi yapamayacaktır.
3-Düzelterek onama Prof. Kuru’nun isabetle vurguladığı gibi hukuk kuralının uygulanmasında hata edilmiş olması ön şartına bağlıdır. Yeniden yargılamayı gerektirmemek gerekli ve fakat yeterli olmayan bir şarttır. Takdir hakkının az veya çok kullanılması bir hukuk hatası anlamına gelmez. Bu bir tercih meselesidir.
4- 3 nolu gerekçemin doğal uzantısı, bu tür bir uygulamanın hakimin direnme hakkını ve bozma aleyhinde olan tarafın direnmeyi isteme imkanını ortadan kaldırmaktadır. Usul dengesi, HUMK. 438 hükmü yanlış yorumlanarak bozulmaktadır.
5-Düzeltilen miktar ile hükmedilen miktar arasında büyük bir fark yoktur. Özellikle enflasyonun para değerini hızlı bir şekilde çökertmesi karşısında her ikisi arasındaki fark önemsenemez. Takdir ve hakkaniyet hukuku terimiyle, Yargıtay’ın müdahalesini haklı kılacak fahiş bir hata yoktur. Bu yönden düzelterek onama gerekçesinin hakkaniyet ve hak temelinde de dayanağı bulunmamaktadır. Daha ötesi olayın niteliğine, manevi tazminatın amacına ve para değerinin azaltıcı karakterine göre hükmedilen tazminat dahi azdır. Ne var ki davacı temyizi olmaksızın Yüksek Mahkemenin böyle bir gerekçe ile davacı lehine dokunma hakkı yoktur.
6-Çağımızın hukuk anlayışında manevi tazminatın belirlenmesinde keyfilikler eşitsizlikler aşılmakta, ortak ve somut bir ölçü bulmak gerektiği kabul görmektedir. Kimilerine göre manevi tazminat acı ve üzüntüyü giderme ve öfkeyi yatıştırma parasıdır. Yargıtay’ın 22.06.1966 gün 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında benimsenen ve dairemizin çoğu kararında yenilenen bu görüş, eski çağların öç almayı önlemek ve toplumda huzur ve barışı sağlamak adına konulan kısas kuralını ve uzantısı olan “diyet” uygulamasını çağrıştırmaktadır. Dünyada hiçbir aletin dozunu saptayamayacağı bir acının, üzüntünün, bunalımın ve sıkıntının manevi tazminatın dayanağı ve ölçüsü sayılması akla uygun olmadığı gibi aynı zamanda sakıncalıdır.
Bu olumsuzluğu aşmada alınması gereken ölçülerin neler olması lazım geldiği noktasında; şu saptamalarda bulunmayı uygun görmekteyiz.
Manevi tazminatın, maddi tazminat ödenmesinin imkansızlığı durumunda tamamlayıcı ve denkleştirici işlevini göz ardı etmemek gerekir. Hiç maluliyet olmasa bile, bedensel zarara uğrayan kişinin manevi tazminat isteyebileceğini artık Yargıtay da benimsemiştir. Öyleyse manevi tazminatın acı, üzüntü, öfke, kin gibi duygusal işleminden arındırılıp maddi tazminatın yetersiz kaldığı durumlarda onun eksiğini ve açığını kapatıcı, zararı denkleştirici somut gerçekçi ve toplumsal bir işlevinin olduğuna inanmaktayız. Ayrıca “sosyal ve ekonomik durum ölçütü” zengine daha çok, yoksula daha az manevi tazminat ödenmesini amaçlayan bir anlayışın izlenimini vermektedir. Oysa kişilerin onuru, saygınlığı, kişilik ve yaşam hakları, bedensel bütünlükleri onların varlıklı veya yoksul, mevki ve makam sahibi veya sıradan yurttaş oluşlarına göre değerlendirilmemeli, cana gelen zarar için manevi tazminat miktarı belirlenirken de, zengin-yoksul, maddeci-emekçi, şehirli-köylü,
eğitimli-eğitimsiz, ayrımı yapılmadan, zararın azlığına çokluğuna, haksız eylemin ve hukuka aykırılığın niteliğine, kusurun ve sorumluluğun derecesine göre değerlendirme yapılmalı, hüküm altına alınacak manevi tazminat, maddi tazminatı tamamlayıcı ve zarar vereni caydırıcı bir işlev görmelidir. Giderek vardığımız bu sonuç YHGK.’nun 23.06.2004 gün ve E:2004/13-291, K:2004/370 sayılı kararı ile de desteklenmektedir. Bu anlayış bir bakıma da, Anayasamızın 10.maddesinde ifadesini bulan “eşitlik ilkesi” ne de uygun düşecektir.
Yukarıda açıkladığım nedenlerle manevi tazminatın çokluğu gerekçesine dayalı olarak miktarın azaltılması suretiyle hükmün düzeltilerek onanması yönündeki sayın çoğunluk görüşüne katılmamaktayım.